Forbes yatırım raporu
Henüz dibi görmedik... Bloomberg'in hesaplarına göre ABD'nin kredi krizi nedeniyle piyasalara yaptığı toplam yardım, 8,5 trilyon dolara ulaştı. Son olarak geçen hafta başında önce Citigroup kurtarıldı ardından ABD Merkez Bankası...
Bloomberg'in hesaplarına göre ABD'nin kredi krizi nedeniyle piyasalara yaptığı toplam yardım, 8,5 trilyon dolara ulaştı. Son olarak geçen hafta başında önce Citigroup kurtarıldı ardından ABD Merkez Bankası, konut piyasasını ve tüketici kredilerini desteklemek için 800 milyar dolarlık bir paket daha açıkladı. Bu rakam olarak çok önemli bir destek ancak ardı ardında açıklanan yüz milyarlarca dolarlık paketler yüzünden artık ‘büyüklükleri’ algılamak zorlaşmaya başladı.Oysa bu rakamlar, ABD tarihindeki en büyük harcamalar. Bianco Research'den Jim Bianco'nun, enflasyona göre ayarlanmış rakamlarına göre iflastan kurtarmalar, devletin büyük bütçeli giderlerinin hepsinden daha yükseğe mal oldu. Bianco, algılamayı kolaylaştıracak bazı örnekler de veriyor. ABD tarihinde bugünkü kredi krizinin maliyetine en çok yaklaşan olay ise II. Dünya Savaşı. Ancak onun da maliyeti krizin faturasının yanında küçük kalıyor.
KREDİ KRİZİNİN MALİYETİNE EN YAKIN OLAYLAR
• Marshall Planı Maliyeti: 12.7 milyar dolar (Enflasyona göre hesaplanmış bugünkü değeri: 115.3 milyar dolar)
• Aya Gidiş Maliyeti: 36.4 milyar dolar (Enflasyona göre hesaplanmış bugünkü değeri: 237 milyar dolar)
• Kore Savaşı Maliyeti: 54 milyar dolar (Enflasyona göre hesaplanmış bugünkü değeri: 454 milyar dolar
• Irak'ın İşgal Maliyeti: 551 milyar dolar (Enflasyona göre hesaplanmış bugünkü değeri: 597 milyar dolar)
• Vietnam Savaşı Maliyeti: 111 milyar dolar (Enflasyona göre hesaplanmış bugünkü değeri: 698 milyar dolar)
• NASA Maliyeti: 416.7 milyar dolar (Enflasyona göre hesaplanmış bugünkü değeri: 851.2 milyar dolar)
• II. Dünya Savaşı Maliyeti: 288 milyar dolar (Enflasyona göre hesaplanmış bugünkü değeri: 3.6 trilyon dolar)
Dolar hala en güvenli liman
ABD doları hala güvenli liman olarak cazibesini koruyor. Özellikle piyasalar karıştığı zaman para, Japon Yeni’ne ve ABD dolarına akıyor. Ancak bu rakamlar bir süre sonra bu algının değişeceğinin göstergesi hatta durum, bazı fiyatlamalara yansımaya başladı bile. ABD hazinesi tahvilleri, kriz boyunca en güvenli yatırım olarak görüldü ve üç aylık bonolarda yüzde 0,01'den (hatta kısa bir süre için yüzde sıfırdan bile) işlem oldu.
Kredi iflas sigortası
İflasa karşı sigorta enstrümanı olan CDS (kredi iflas sigortası) piyasasında ise farklı bir tablo var. CDS fiyatları beş yıl vadeli ABD hazinesi tahvilleri için yüzde 0,07-0,08'den yüzde 0,60'a kadar çıktı. Bu artış, ABD tahvillerinin eskisi gibi “tam güvenli” olarak algılanmadığını ortaya koyuyor.
PRADA ÇANTA – AYAKKABI kullanabiliriz
Lüks Yorgunluğu
“Kısa bir süre sonra moda çantalar ve 4x4 arabalar, utanç kaynağı olacak. Büyük markalar zorluk çekecek ve Afrika stili bir moda gelecek...” Bunlar, eskinin Morgan Stanley lüks analisti; şimdinin endüstri danışmanı, French Connection Londra Direktörü Claire Kent’in tahminleri. Geçen hafta Londra’daki Lüks Konferansı'nda konuşan Kent, kredi krizi olsun olmasın lüks eşyalardaki 15 yıllık patlamanın devam etmeyeceğini düşünüyor. Kent, lüks yorgunluğuna ve büyüyen borç korkusuna dikkat çekti. Sonuç olarak “büyük markalar en çok zararı görecek” diyen Kent, çanta balonunun patladığını söyledi ve “Son moda bir çanta, kendinize ait bir moda anlayışınızın olmadığının göstergesi olacak” diye tamamladı konuşmasını.
Lüksle gelen antipati
Kriz ilerledikçe, caddelerde dört bin dolarlık piton derisi bir çantayla gezmek insanları pek de sevimli kılmayacak doğrusu. Hem bu çantaların biraz kalitesiz taklitleri yapılabilir hem de yeni dönemin modası lüks çantalar değil, çılgın ayakkabılar olacak belli ki. Moda tasarımcısı Miucca Prada, Independent dergisine ayakkabı modası hakkında şöyle diyor: “Çantalar ile ilgili takıntı bitti. Şimdi sıra ayakkabılarda!”
Ayakkabılar çantalara göre biraz daha ucuz olsa da buradaki kilit nokta, hacim. Yine Independent dergisinden bir alıntı yapalım: “Bir çift ayakkabıyla, bir çantanın kar marjları aşağı yukarı aynıdır. Aksesuar satıcıları, bir çanta yerine beş ayakkabı sattıklarında aynı sonuca varırlar!” Şu an lüks segmentteki için üreticiler için ‘patlama zamanı’ olduğunu söylemek zor. Ama değişik tasarımlar ve modalar yaratabilenler için hala umut var.
KRİZDE EN ÇOK KAYBEDENLER
Forbes editörleri, dünyada ve Türkiye'deki “en zenginler”in krizden nasıl etkilendiğini hesaplamakla meşgul şu günlerde. Merakla beklenen Forbes Zenginler Listesi, mart ayında hem Türkiye’de hem de ABD’de yayınlanacak. Bu listeler açıklanana kadar Business Sheet’in listesiyle idare edelim. Hisse senedi değerlerinden yola çıkarak “en çok kaybedenler” listesine baktığımızda ilk dört isimin üçünün Hintli olması dikkat çekiyor.
10. Eddie Lampert - ESL Investments: 5 milyar dolar
9. Steve Ballmer - Microsoft: 5.1 milyar dolar
8. Larry Ellison - Oracle: 6 milyar dolar
7. Sergey Brin ve Larry Page - Google: 12.1 milyar dolar
6. Kirk Kerkorian - MGM Mirage : 13 milyar dolar
5. Warren Buffet - Berkshire Hathaway : 13.6 milyar dolar
4. Mukesh Ambani - Reliance Industries : 28.2 milyar dolar
3. Sheldon Adelson - Las Vegas Sands : 30 milyar dolar
2. Lakshmi Mittal - ArcelorMittal : 30.5 milyar dolar
1. Anil Ambani – Reliance Communications: 32.5 milyar dolar
IMF'den ne kadar alsak yeter?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “henüz somutlaşmış bir durum yok” diyor ama IMF ile yapılacak anlaşmadan 20 ila 40 milyar dolar arasında bir destek çıkması bekleniyor. Peki Türkiye’nin ihtiyacı ne kadar? Morgan Stanley analistleri bunu 10 milyar dolar hesaplamış. Morgan Stanley'in analizi özetle şöyle:
“Reel GSYİH büyümesi, küresel yavaşlama ve ödemeler dengesi dinamiklerine dayanarak Türkiye’nin dış finansman ihtiyacını hesaplamaya çalıştık. Sonuçlar şunu gösteriyor: Türkiye bazı finansman zorluklarıyla karşılaşabilecek olsa dahi durum kontrol edilebilir görünüyor. Temel tahminlerimiz, 10 milyar dolar finansman açığı gösteriyor, bu da bir IMF anlaşması ile kapatılabilir...”
Piyasa dinamikleri karşılanacak mı?
Dış açığın tamamen finansmanı, göründüğü kadar kötü olmayabilir ve IMF programından sağlanacak kredinin miktarı, piyasanın beklediği kadar yüksek olmak zorunda değil. IMF anlaşmasının miktarı, piyasa dinamiklerinin bazı koşullarını karşılamalı. Türkiye sağlanan kredinin tamamını çekmeyebilir. 10-15 milyar dolarlık bir stand-by anlaşmasının yeterli olduğunu düşünsek de piyasa, kendisini daha yüksek bir miktara hazırlıyor. Bu nedenle 15 milyar doların altında bir anlaşmaya piyasa ters bir tepki gösterebilir. 15-20 milyar dolara tepki nötr olurken, 25 milyar doların üzerinde gelmesi halinde önemli bir yükseliş yaşanır.
(finanstrend.com)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin