İK’nın geleceği off-shore’da
ABD’li danışmanlık şirketi Hackett’ın yaptığı bir araştırmaya göre ekonomik durgunluk İK, BT, tedarik ve hatta finans gibi genel ve idari fonksiyonların deniz aşırı ülkelere outsource edilmesini gündeme getirecek.
02.01.09
Hüsniye Güngör
husniye.gungor@sabah.com.tr
Hackett’ın yaptığı bir araştırmaya göre önümüzdeki iki yılda büyük şirketlerin genel ve idari süreçlerindeki off-shore operasyonlarını neredeyse ikiye katlayacağı tahmin ediliyor.
2010 itibariyle global 1000 listesindeki bir şirketin ya da en az 5 milyar dolar yıllık geliri olan şirketlerin, bu fonksiyonlarının globalleştirilmesi ile birlikte yılda 28 milyon dolardan fazla tasarrufa gidebileceği belirtiliyor. Böylelikle tahminlere göre, bu gibi firmalar tarafından off-shore lokasyonlarında istihdam edilen tam zamanlı çalışan sayısı 360 bin kadar artacak.
Önce BT, sonra İK
Hackett’in 200 şirketin yer aldığı havuz üzerinden gerçekleştirdiği araştırmaya göre, 360 bin pozisyon deniz aşırı ülkelere kayacak. İpi göğüsleyen BT departmanları olurken finans, İK ve tedarik çalışanları da off-shore’a kayacak.
Büyük şirketlerdeki İK pozisyonlarının yüzde 15’inin 2010’a kadar deniz aşırı ülkelere kaydırılacağı belirtiliyor ki bu oran şu anda onda 1. Ancak aynı zaman süresince, BT pozisyonlarının yüzde 25’i deniz aşırı ülkelere taşınacak. Daha uzun vadede bu oranın yüzde 60’lara ve hatta bazı şirketlerde yüzde 80’lere yükseleceği tahmin ediliyor.
Globalleşme risklerine dikkat
Rapor aynı zamanda bu ekonomik gerçekliği benimseyemeyen şirketlerin küresel rekabette kolayca geride kalacakları konusunda uyarıda bulunuyor. Raporda şu sert ifadelere yer veriliyor: “Genel ve idari operasyonlarının globalleştirilmesi girişimlerini hızlandırmakta başarısız olan şirketler, işleyen bir model olmayı ve rekabet gücünü sağlayan maliyet yapısını riske atacaklar.”
Raporda şu ifadeler de yer alıyor: “İnsafsızca Darwinist olan global ekonomide ayakta kalmanın esası rekabet gücü olduğuna göre, bir şirketin rekabet gücü riski ne kadar fazla idrak edilirse, diğer globalleşme risklerinin üstesinden o kadar gelinebilir.”
Bundan da öte kriz zamanlarında riskler, maliyetleri düşürme fırsatlarının kaçırılmasıyla birleşince katlanarak artıyor. Örneğin, toplam maliyet ve gider yapısında yüzde 2 ila yüzde 3 oranındaki bir dezavantaj, normal zamanlarda üstesinden gelinebilirken kriz zamanlarında şirketi batırabiliyor.
Rapora göre, şirketlerin önceliği ekonomik krize rağmen agresif bir şekilde genel ve idari süreçlerinin globalizasyonu çabalarına devam etmek. Bu yola girmeyen şirket için bu sürecin planlanmasına başlamak en öncelikli iş olmalı. Diğer taraftan yola çıkanlarsa risk yönetimi ve uygulamaya odaklanmaya devam etmeli.
(management-issues’tan derlenmiştir)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin