İş'te Portre: Gamze Emre
"Kaynana faktörü mama kullanımını engelliyor" Bebek maması firması Numil Genel Müdürü Gamze Emre’ye göre mama kullanımının önündeki engel, ‘kaynana ve komşu kadın’ faktörü. Zararlı ve yanlış bulduğu bu durumu değiştirebilmek içinse sık sık annelerle görüşüyor
Danone Grubu’nun bebek maması üreten şirketi Numil’in, genel müdürlük koltuğunda iki buçuk yıldır Gamze Emre oturuyor. Kariyerinin önemli bir kısmını Unilever’de geçiren Emre, Milupa ve Bebelac markalarıyla pazarda yüzde 70 gibi ezici bir paya sahip olmalarına rağmen kullanım oranlarının düşüklüğünden yana dertli. “Endonezya bile mama kullanımında bizden önde” diyerek bu konudaki sıkıntısını dile getiren Emre, iki çocuk annesi bir yönetici olarak Türkiye’de tüketimin artması için çaba sarf ediyor.
Emre’ye göre kullanım düşüklüğünün başlıca sebebi, kültürel etkiler. Kaynanaların ve komşu kadınların anneleri inek sütü kullanımına zorladığını düşünüyor. Bu nedenle sık sık yaptığı saha ziyaretleri ve bölgesel toplantılarla bilinç oluşturmaya çalışıyor. Önümüzdeki yıl agresif bir satış stratejisiyle yüzde 15’ler seviyesinde büyümeyi hedeflediklerini söyleyen Emre ile Türkiye mama pazarı ve yeni istihdam planları üzerine konuştuk…
Son çeyreğe girdik, yılı hedefleriniz doğrultusunda kapatabilecek misiniz?
2009 gerçekten çok zor bir yıl oldu. Bu yıla baktığımızda ise her çeyrek biraz daha iyiye gidiş var. Toplamda yılı yüzde 10’lar civarında bir büyümeyle kapatacağız. Dolayısıyla mutluyuz.
Türkiye yüksek doğum oranıyla bebek maması üreticileri için nasıl bir pazar?
Maalesef bebek maması pazarı gelişmemiş durumda. Çünkü Türkiye’de anneler, bebeklerini sağlıklı olarak nasıl besleyeceklerini ya bilmiyorlar ya da çok yanlış bilgilerle büyütüyorlar. Türkiye’de bebek başına 10, Fransa’da 187 kilogram mamam tüketiliyor. Polonya’da bile bebek başına 50 kilogram tüketim var.
Mama kullanmıyor muyuz, kullanma sıklığımız mı düşük?
Her ikisi de... Bu nedenle biz anneleri bilinçlendirme çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Çünkü Türkiye’de anneler bebek mamasına niye ihtiyaç olduğunu tam olarak bilmiyor. Bunu anlatmamız lazım. Bu konuda ciddi çalışmalarımız var. Maalesef yetersiz beslenme nedeniyle her iki bebekten birinde demir eksikliği görüyoruz.
Tüketimin gelişmiş ülkelerin gerisinde olmasında ekonomik mi yoksa kültürel sebepler mi var?
En büyük sebep, mamaya neden ihtiyaç olduğunu bilmemek. Bu nedenle de kültürel gerekçeleri çok önemsiyorum. “Mamaya neden ihtiyaç duyayım ki? Emziriyorum, pirinç unu veriyorum” diyorlar. Oysa altı aydan sonra da bebeğin günde 500 mililitre süt içmesi lazım. Bizde bebek altıncı ayı geçince hemen meyveye sebzeye başlanıyor. İçmesi gereken anne sütünü de bebeğe, kahve niyetine yemekten sonra veriyorlar. Bu kesinlikle bebeğe yetmez ve kaldı ki pirinç unu da tamamen kof, şişmanlık yapıyor. Bir de kayınvalide ve komşu kadın faktörü var: “Ben çocuğumu inek sütüyle besledim, hiç bir şey olmadı. Doktorlar söylesin, yeni adet edinme” dedikleri için anneler çekimser kalabiliyor.
En az mama tüketen bölge hangisi?
En az Doğu’da tüketiyor. Bu nedenle “Şark” adını verdiğimiz bir proje geliştirdik. Anneler, doktorlar ve hemşirelerle konuştuk, sağlık ocaklarını ziyaret ettik. Şu anda Elazığ’da pilot çalışmamız var. Bu projeyi yaymak istiyoruz. Her ay yönetim toplantımızı başka bir bölgede yapıyoruz. Daha çok Doğu’ya gitmeyi tercih ediyoruz. Alışkanlıkları değiştirmek çok zor olsa da misyonumuz doğrultusunda çalışıyoruz.
“Fark yaratacak insanlar istiyoruz”
Halen şirketinizde kaç kişi çalışıyor? Yeni istihdam planınız var mı?
165 kişilik bir ekibiz. Şu anda çift haneli büyümeler yakalamış durumdayız. Bunu artırarak devam ettirmek istiyoruz. Büyüme potansiyelini dikkate alarak önümüzdeki yıl daha agresif bir satış stratejisi izleyeceğiz. Bu kapsamda ortalama 15 kişiyi daha bünyemize katmayı planlıyoruz.
Daha çok kimlerle çalışmayı tercih ediyorsunuz?
Farklı geçmişe sahip, farklı kişiliklerden ne kadar çok insan toplayabilirsek o kadar iyi bir iş yapmış oluruz.
Siz genel müdür olarak işe alımların neresindesiniz?
Özellikle sahaya alınacak kişileri bire bir görmek istiyorum. Çünkü aslında tüketiciye dokunduğumuz yer orası.
Daha çok nelere dikkat edersiniz?
“Heyecanı ve isteği var mı” diye bakarım. İş ahlakı olan yani sorumluluk alan, sözünde duran ve güvenilir biri olması önemli. Ekip içinde çalışmaya yatkın ve gerektiğinde arkadaşlarına yardımcı olmalı. “Ben işimi yaptım, bitti çıkıyorum” diyecek insanlar istemiyorum. Gelip fark yaratacak olanları arıyorum. Bir de bizde işe alımda kesinlikle torpil geçmez. “Bu genel müdürün tanıdığı, işe alalım” diye bir durum yoktur.
Geriye baktığınızda iş hayatında aldığınız yoldan memnun musunuz?
Çok memnunum… Çünkü sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada bir kadın olarak genel müdür olmak hiç kolay bir iş değil. Dünyadaki Danone şirketlerinde benim seviyemde kadın oranı sadece yüzde 17. Avrupa’da bunu geliştirmek için çalışmalar yapılıyor. Fransa’da her yönetim kurulunda bir kadın olmalı diye bir kanun çıkmak üzere.
Türkiye’deki Danone şirketlerinde durum ne?
Türkiye’deki grup şirketlerinde kadın yönetici oranı daha yüksek. Bence diğer uluslararası şirketlerde de aynı durum söz konusu. Türkiye’de ekonomik belirsizlikler kadınları ayakları üzerinde duran ve savaşan tipler olmaya zorladı. Bir de aile desteği çok fazla. Aileler kızları çalışsın diye hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyor. Böylece kadınlar da anne olduktan sonra çalışmaya devam edebiliyor.
Anne olarak kariyer zor mu?
Kolay bir iş değil. Çünkü anne olduysanız evhamlar dünyasına hoş geldiniz demektir. Örneğin ben çok kitap okuyan biri olarak oğlum doğduğunda iki buçuk yıl hiç kitap okuyamadım. Evden çıkarken arkanızda ağlayan bir çocuk bırakıp işe gelmek hiç kolay değil. Oğlum henüz dört buçuk aylıkken işe dönmüştüm ve bu büyük bir şok olmuştu. Orada ciddi bir ikilem yaşıyor insan. “Bu nedenle de işten çıkınca bütün zamanımı çocuğuma ayıracağım” diye bir düşüncesi oluyor çalışan annelerin.
Bir yönetici olarak şimdi çalışan annelere karşı anlayış gösterebiliyor musunuz?
Bebeklere yönelik ürün sattığımız için bu anlamda anlayışlı bir şirket olduğumuzu düşünüyorum. Yasal izinlerinin yanı sıra onlara ücretsiz izin seçeneği sunuyoruz. Bizim için önemli olan işini yapması, nasıl yaptığınına bakmıyoruz. İsterse evde de çalışabilir; ulaşılabilir olsun yeter. Genel müdür olarak ben de bunu yapıyorum. Örneğin “çocuğumun müsameresi var, sonra da birlikte yemeğe gideceğiz, bugün işe gelmeyeceğim” diyorum. Bana göre bu bir insanlık hakkı. İş çok önemli ama bu tür şeyler de çok önemli. Bunu da kimse istismar etmez bizde. Çocuklarıma daha fazla zaman ayırmak adına uçakta çok çalışırım.
İŞ’İN ÖZÜ
İşinizi 10 kelimeyle tarif eder misiniz?
İşim vizyon ve strateji belirlemek; çalışanlara mutlu bir ortam sağlamak.
Bir yönetici olarak en iyi üç özelliğiniz nedir?
Kapım her zaman açık, herkes asistanımdan randevu alabilir. Çok yaratıcı, sorumlu ve enerji veren bir insan olduğumu düşünüyorum.
Kötü olduğunu düşündüğünüz özellikleriniz neler?
Eskiden karşımdakini çok dinlemezdim. Bunun farkına varıp yönetici koçluğu aldım. Şu anda bu yönümü ciddi geliştirdiğimi düşünüyorum ama daha yolum var… Karşınızdaki sizin yeterince dinlemediğinizi hissedince önemsenmediğini düşünüyor, o zaman da kimseyi motive edemiyorsunuz, sevilmiyorsunuz. Artık daha iyi bir yerde olduğumu düşünüyorum. Ayrıca bazen çok hızlı karar veriyorum.
Evde rahatlamak için ne izlersiniz?
Televizyon izleyen biri değilim. Ancak birileri televizyon açarsa, o zaman bakarım. Haberleri seyretmeye çalışırım. Televizyon izlemek yerine çocuklarımla vakit geçiririm, yemek yapmaya ve yemeye bayılırım. Çok spor yaparım. Ayrıca tam bir kitap kurduyum.
Ofisinizde en değer verdiğiniz eşyanız hangisi?
Ayaklı abajurumu çok seviyorum. Onu ışığı bana iyi geliyor.
Müzikle aranız nasıl, neler dinlersiniz?
Müzik benim için çok önemli. Her türlü şeyi severek dinlerim. Neyi dinleyeceğim günüme ve anıma göre değişir.
Peki işte kullanmayı sevmediğiniz ya da başkasının kullanmasından hoşlanmadığınız bir terim var mı?
“Ama…” demek her şeyi bitirir.
Para sizin için ne kadar önemli?
Tabii ki çok önemli, sonuçta hepimiz para için çalışıyoruz. Ama “yalnız para için mi çalışıyorum” diye düşününce, motivasyon piramidimde kesinlikle en üst sıralarda olmadığını görüyorum.
Çalışırken sinirlenir misiniz? Sizi en çok ne sinirlendirir?
Karar verdiğimiz bir işin yapılmadığını görürsem çok üzülüyor ve sinirleniyorum. Çünkü sonuç odaklı bir insanım.
Bir yönetici olarak nasıl hatırlanmak istersiniz?
Gelişimimize çok katkısı oldu, bizi çok iyi anladı ve bu şirkete değer kattı denmesini isterim.
"Çalışanlarla yemek yerim"
Her aybaşında iş sonuçlarımızı bütün şirketle paylaşırız. Dolayısıyla herkes yoluna aynı bilgiyle devam eder. Bizde koçluk ciddi bir çalışmadır. Herkesin altında çalışanlarla aylık ve bire bir toplantıları vardır. Bu da insanın iyi yaptığı işleri ortaya koyan bir çalışmadır. Ayda bir işini çok iyi yapan 20 kişiye teşekkür yazısı gönderiyorum. Her ay rastgele seçilen farklı dört beş çalışanla yemek yerim.
KİMDİR?
Algida’da deneyim kazandı
• Boğaziçi Üniversitesi’nde işletme eğitimi alan Gamze Çuhadaroğlu Emre, iş hayatına 1992 yılında Tatiş Holding'in satış departmanında başladı
• 1993 - 1994 yıllarında Lowe Adam Reklam Ajansı'nda marka süpervizörlüğü yaptı.
• 1994 yılında Unilever Algida'nın Impulse ve Take Home Kategorileri marka müdürlüğü görevini üstlendi. 1996 - 1998 yıllarında da Bölge İş Geliştirme Müdürlüğü, ardından bir yıl Unilever Algida'nın 38 ülkede bulunan Max markasının uluslararası marka müdürlüğünü yürüten Emre, bu görevden sonra Doğu Avrupa Bölgesi İnovasyon Merkezi'nin pazarlama müdürü olarak görev aldı.
• 2001 yılında Unilever HPC'nin ev temizlik ürünlerinin pazarlama müdürlüğünü devraldı.
• 2004 yılında başladığı Milupa ve Bebelac markalarının pazarlama direktörlüğüne getirilen Emre, Temmuz 2008 den beri Numil Gıda Ürünleri Bebek Beslenmesi Genel Müdürlüğü görevini yürütüyor.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin