150 yıllık tecrübe konuşuyor!
Köklü kuruyemiş markası Malatya Pazarı’nın üçüncü kuşak yöneticisi Çetin Palancı, ilerleyen yaşına rağmen emeklilik düşünmüyor. Zaten “yetki verilmez, alınır” diye duayen, gençlerin sormadan iş yapmasını da eleştiriyor
Malatya Pazarı markasıyla kuruyemiş işleme, paketleme ve satışı yapan şirketin 80 yaşındaki patronu Çetin Palancı, bu sektörün duayenlerinden. Dedesinin Malatya’da başlattığı, babasının İstanbul’a taşıdığı aile işini kardeşiyle birlikte büyüten Palancı halen şirketin yönetim kurulu başkanlığını yürütüyor. Başkanlığı kolay kolay kimseye kaptırmaya niyetli de değil zira ona göre yetki, “verilmez, alınır!”
68 yıl önce Mısır Çarşısı’na geldiklerinde çarşıda sadece 30-40 Rum asıllı esnafın bulunduğunu anlatan Palancı, “bize dediler ki ‘sizin gibileri çok gönderdik. Sonra biz onları gönderdik” diyor. Kalıcılıklarını ve sektörlerinde Türkiye’nin en büyüğü olmalarını, “Gece gündüz çok çalıştık. Bazı zamanlar ikide üçte eve giderdik yüzümüzü yıkayıp kahvaltı yapıp geri dönerdik” sözleriyle açıklıyor.
Halen yurtiçinde ve yurtdışında 100 mağazası bulunan Malatya Pazarı’nın 150 senelik geçmişi var. Halen ikisi İstanbul’da biri Malatya, biri de Giresun’da olmak üzere toplam dört fabrikada üretim yapıyor. İhracatta artan talebe yetişemediği için de yeni fabrika yatırımının hazırlıklarını sürdürüyor.
İlerlemiş yaşına rağmen gelecekle ilgili hedeflerini büyük bir heyecanla anlatan Çetin Palancı ile sektördeki değişimi ve Malatya Pazarı’nın hedefleri üzerine konuştuk…
Malatya Pazarı’nın bu sektörde kaçıncı sırada?
100 tane satış noktamız ve 700 çalışanımız var. Dürüst, sağlam, sözüne sadık olduğumuz için Migros, Carrefour, BİM’ler ve buna benzer Türkiye’nin en büyük iş merkezleri ısrarla bizi çağırıyor. Sadece iç pazarda değil, ihracatta da çok kuvvetliyiz.
Üretiminizin ne kadarını yurt dışına gönderiyorsunuz?
Yüzde 60’ını gönderiyoruz. Çin’den ABD’ye satışımız var. Ermenistan, Katar, Dubai, Hollanda, Danimarka, Belçika, Fransa gibi ülkelere devamlı ihracat yapıyoruz. Almanya, Danimarka, Belçika, Hollanda da mağazalarımız var.
Dünyada organik beslenme trendi var. Bu doğrultuda kuruyemiş tüketimi artıyor mu?
Kayısı kükürtlenmezse kurtlanır, bozulur. Natürel bir kayısı, bir yıl sonra güve yapar. Bunun önüne geçemiyoruz. Ancak buna rağmen gün kurusu (güneş kurusu) dediğimiz kayısıların satışı giderek artıyor.
Tedarikçileriniz daha çok yurt içinde mi, dışından mı? Kimlerden mal alıp işliyorsunuz?
Aşağı yukarı 200 çeşit ürünümüz var. Daha çok kuru meyve ithal ediyoruz. Kavundan üzüme kadar 20 çeşit kuru meyve getiriyoruz. California’dan badem, Bulgaristan gibi Doğu Bloku ülkelerinden ceviz, Şam’dan kayısı pestili, İran, Cezayir, Tunus ve Medine’den hurma geliyor.
Yeni bir fabrika yatırımı planınız vardı, o konuda bir gelişme var mı?
Büyükçekmece’de, E-5 üzerinde 17 dönüm kadar yer aldık. İki yıl içinde burada fabrika yatırımına başlamayı planlıyoruz. Burası işleme tesisi olacak. Çünkü ihracata yetişemiyoruz. Burada en az bin kişiye istihdam sağlamayı planlıyoruz.
Yatırımlarınızı nasıl finanse ediyorsunuz?
Devletten tek kuruş destek almadık. Çiller zamanında doların ani fırlaması nedeniyle sarsıntı geçirdik, teşvik istedik. Bize iki buçuk milyar lira teşvik sağladılar. Üç ay uğraştım alamadım. Ankara’ya gittim evrakları tamamladım, banka parayı vermedi. Çok şükür Allah’a iyi ki almamışız. Alanları da gördük, hepsi batıyor.
Bir yandan Mısır Çarşısı’ndasınız geleneksel bir ayağınız var. Bir yandan da en lüks alışveriş merkezlerinden İstinye Park’tasınız…
Zamana uyuyoruz. İstinye Park bizden memnun, bizde onlardan. Satışlarımız gayet iyi gidiyor. Küçük bir hata olduğunda bütün müdürleri üzerine salıyorum. “Gidin bakın, müşteriye hediye götürün acaba ne yanlışlık oldu” diyorum. Ama bazıları ürün alıyor kenara koyuyor. İstanbul rutubetli, ürünler çabuk bayatlıyor. Tuz hemen ürünü yumuşatıyor. Çünkü balkonda ya da rutubetli yerde saklıyorlar.
Gençlerde gördüğünüz en büyük eksiklik ne?
Bazı şeyleri sormadan yapıyorlar. Oysa “Baba, dede, amca ne yapalım” demeleri lazım. Ama kendilerine güvenleri artsın diye ses çıkarmıyorum.
Siz her şeyi sorar mıydınız peki babanıza?
Sormazdım... O da yaptığım işin sonucuna “güzel” derdi.
Siz kuruyemiş tüketiyor musunuz yoksa insan çok görünce doyuyor mu?
Haftada belki bir tane tuzlu fıstık yerim. O da çok mu az mı kavrulmuş diye bakmak için. Bizde çalışmaya yeni başlayanlara ses çıkarmıyoruz, “yiyin” diyoruz. Çünkü nasılsa bir süre sonra bıkıyorlar.
Başbakan’ın bir kuruyemişçiden satın aldığı Altın Çilek satışlarında patlama oldu mu?
Evet, oldu tabii. Tayyip Bey’in adını duyduktan sonra herkes altın çileğe yöneldi. Biliyorsunuz kuşburnu da Tansu Çiller ile ünlendi. Altın Çilek, geliyor hemen bitiyor.
Tezgahtarlık kalmadı
Bir işveren olarak çalışanlarda gördüğünüz en büyük eksik ne? Ne yanlışları var?
Müşteri geldiği zaman “Hoş geldin, buyurun efendim” demiyorlar. Ayrıca müşteri 200 gram fındık ya da bir kilo kayısı, ne istiyorsa onu veriyorlar. Eskiden müşteri, bir kilo erik isterse beş satardık. Yani tezgâhtarlık yapılırdı. Şimdi tezgâhtarlık yok. Şimdi paket yapıp müşterilinin eline veriyorlar dışarı kaçırıyorlar. Oysa müşteriyi takip edeceksin başka şeyler satmak için uğraşacaksın.
Dükkânlaşmaya devam edecek misiniz?
Evet, edeceğiz. Şu an 100 tane var, 200’ün üzerine çıkarmayı planlıyoruz. Benim yaşım geçti ama çalışmak istiyorum. Keşke 20-30 yıl daha ömrüm olsaydı…
Çarşı’nın Baba’sı
• 80 yaşındaki Çetin Palancı, Sultanahmet Ticaret Lisesi’nden sonra eğitimine devam etmeyerek babasının Mısır Çarşısı’ndaki dükkanında çalışmaya başladı.
• Halen pazar günleri hariç her gününü burada geçiriyor ve aynı zamanda Mısır Çarşısı Derneği’nin başkanlığını yürütüyor.
• Çarşıda herkesin “baba” dediği Palancı, çevrede kimin ne derdi varsa çözüm bulmaya çalıştığını söylüyor.
• Malatya Pazarı olarak aşağı yukarı 200 öğrenciye burs verdiklerini söyleyen Palancı, “Nerde hayır varsa biz oradayız” diyor.
• Kuruyemişçilikte üçüncü kuşak olan Palancı, bu işte kendisi kadar tecrübeli kimsenin kalmadığını düşünüyor.
• Tabiatı çok sevdiğini söyleyen Palancı hafta sonlarını Sapanca’daki yazlığında geçiriyor. Hayatı boyunca içki ve sigaradan uzak durduğunu aktarıyor ve dinçliğini sağlıklı beslenmeye borçlu olduğunu düşünüyor.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin