Ana Sayfa | İŞ'TE İNSAN Gazete | İş'te Portre | İş'te Portre: Ferruh Tunç

İş'te Portre: Ferruh Tunç

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
İş'te Portre: Ferruh Tunç

Danışmanlık ve denetim firmaları gençlerin çalışmak istedikleri yerlerin başında yer alıyor. KPMG Türkiye Başkanı Ferruh Tunç, “İşinizin mutlaka dışarıya açılan bir penceresi olsun” diyor

İŞ’TE İNSAN – 14.02.10
Feride CEM
feride.cem@sabah.com.tr

“Gençlerde kanıtlanabilir başarı arıyoruz!”

Kriz öncesinde birleşmeler, satın almalar ve yabancı yatırımlarla en parlak günlerini yaşayan uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketleri, kriz döneminde ciddi iş kaybına uğradı. Ancak görünen o ki ekonomiyle ilgili ihtiyatlı iyimserlik dalgası, bu sektörde faaliyet gösteren şirketleri de sarmış.

KPMG Türkiye Başkanı Ferruh Tunç, 2010 yılına daha iyimser bir beklentiyle girenlerden.
“Başka dışsal büyük dalgalar gelmezse kurum ve kuruluşlar bizde de yeni duruma adapte olmuş gözüküyor” diyen Tunç özellikle enerji, kamu ve sağlık sektörüyle ilgili iş potansiyelinin artacağını tahmin ediyor.

Bu durumun istihdama da olumlu yansıyacağını söyleyen Tunç, “İşlerimiz artınca yeni eleman almamız kaçınılmaz oluyor” diyor. Yeni mezunlar için hala cazip bir sektör olduklarını söyleyen Tunç’la, 2010 beklentilerinin yanı sıra ekibe yeni katacakları adaylarda aradıkları özellikler hakkında konuştuk…

Global kriz öncesinde denetim, vergi ve danışmanlık hizmeti veren uluslararası firmalar en parlak günlerini yaşadı. Krizle iş hacminizde önemli daralma oldu. Nasıl bir süreç yaşadınız?
Uluslararası sermaye girişinin yavaşlamasından ötürü birleşme, devralma, uluslararası vergilendirme ve danışmanlık gibi bazı iş alanlarımızda iş hacmi düştü. Son 10 yıllık dönemde uluslararası sermaye girişi, Türk ekonomisinin önemli bir dinamosu olmuştu. Kriz de hızını kesince, bazı alanlarda iş kaybı oldu. Sektörümüz özellikle fiyatlar noktasında krizden etkilendi.

2010 için umutlu musunuz peki?
2009 bizim için çok iyi bir yıl olmadı. "Çok kötü bir yıl mıydı" derseniz de cevabım "hayır" olur. Sonuçta hizmet ortaklığı şeklinde çalışan bir kuruluşuz. Borsada inip çıkan hisselerimiz yok, sermayemiz çalışanlarımız. Çalışmalarımızın ekonomik sonuçları biraz daha iyi ya da kötü olabiliyor o kadar. Büyüdüğümüz zaman yapacağımız şey daha fazla kar dağıtmak değil, daha fazla insan almak olur. Bizde "çıplak gir çıplak çık" diye bir kural vardır. Ortaklar olarak bu şirketin herkes adına, geçici sahipleriyiz. Emekli olduğumuzda hisselerimizi çocuklarımıza miras bırakamayız, yeni arkadaşlara devrederiz. Bu bakımdan oldukça cazip bir iş kolu olduğumuzu düşünüyorum.

Bu yıl yeni gelişmeler olacak mı iş kolunuzda?
Kesinlikle geçen yıldan daha iyi olacağını düşünüyoruz. Birleşme ve satın almalar da dahil. Çünkü krizde bir şey yapmak isteyenler "dur bakalım" dediler. Başka dışsal büyük dalgalar gelmedikçe bizde de kurum ve kuruluşlar yeni duruma adapte olmuş gözüküyor. Yani bu yıl için ihtiyatlı bir iyimserlik içindeyiz.

İyimser gözlüklerinizle baktığınızda daha çok hangi sektörler öne çıkıyor?
Aslında bu dönemde patlayacak iş alanlarından ziyade öne çıkan alanları gözlemleyebiliyoruz. Enerjide bir hareketlenme olacağını, bir şeyler vaat ettiğini söylemek mümkün. Kamu yönetimi de bir yönetişim ve değişim içinde. Bu nedenle kamuyla ilgili işlerde hizmet alımı bekliyoruz. Bunun yanında sağlık sektörüyle ilgili beklentilerimiz olumlu. İş hayatında bir şey değişiyorsa mutlaka hizmet alanımızla ilgili bir iş var demektir. Bizim için asıl tehlike ekonominin ‘tıp’ oynamasıdır.

Bu dönemde krizin yarattığı hizmetler oldu mu?
Zor duruma düşen kurumların durumlarıyla ilgili danışmanlıklar dünyada çok yaygın. Alacak tahsilinde sorunlar ve gecikmeler yaşanması, krizin karakteristik özelliği. Bu, borçlu kuruluşların zor duruma düştüğüne işaret eder. Bu sorunun çözümü noktasında bizim gibi firmalara ihtiyaç artıyor. Yavaş yavaş bu tür hizmetlerin devreye girmesini bekliyoruz.

Buna bağlı olarak insan kaynaklarınızı güçlendirecek misiniz?
Şirketimizde yaklaşık 500 kişi çalışıyor. Bu yıl -mali yılımız eylülde başlıyor- 50’ye yakın kişi aldık. Alımlara eylül ayında başlıyoruz. Bu bahardan itibaren yeni yıl için başvuru alacağız. Yeni mezun öğrencilerin ilgisini çekmeye çalışıyoruz. İyi yetişmiş dengeli, arzulu, analitik yeteneği olan, duygusal dengesi yerinde ümit vaat eden kişilerle çalışıyoruz.

Önümüzdeki yıl için eleman alacak mısınız?
Organizasyon yapımızı piramit olarak nitelendirmemiz mümkün. Aşağıdan genç profesyonel adaylar gelmediğinde, ayağımıza takılır. “Bu yıl eleman almayalım” desek iki yıl sonra bir yerden kafamıza vurur. Çünkü yapımız piramit gibidir, işe başlayanlar mutlaka bizde kalır diye bir şey yok. Sektöre yetişmiş eleman da servis ediyoruz. O sebeple her yıl yeni arkadaşları bünyemize katıyoruz.

Bir dönem sektörünüz gençler için oldukça cazipti. Hala cazip olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Gençler benden öğüt istese ilk önce yapıkları işin ön saflarında olmalarını tavsiye ederim. Ancak bu, lokal işlerle uğraşarak yapılamaz; bir yönüyle dünyaya açık olmak şart. Dolayısıyla endüstrimiz bu anlamda cazibesini koruyor. Bu açıdan bizden daha ileri bir sektör olduğundan kuşkuluyum.

Eleman alıyor musunuz ve iş görüşmelerinde nelere dikkat edersiniz?
Bazı işe alım süreçlerinde ben de rol alabiliyorum. Esas olan işe girecek kişinin objektif olarak kanıtlayacağı bir başarısının olması. Bunun içinde okul başarısı da var. Sosyal hayatta da bir şeyler başarmış, kendisiyle ilgili bir gayret içinde olması şart. Bu mesleğe ilgi duymalı. "Ben reklamcı olmak istiyorum ama orada iş bulamadım bari denetçi olayım dedim" durumu kabul edilemez. İş görüşmelerde gençlerin ne yapmak istedikleri sorusuna hazırlanmadan geldiklerini görüyorum. Staj yapma, işe girme ve kendini gösterme telaşı içindeler. Bunun haklı gerekçeleri olabilir. Birçoğunda da özgüven zaafı gözlemliyorum. İnsanların kendine güvenmesini ve ne isteğini açıklamasını bekliyorum.

“Çalışanlarımız biz duygusunu hissediyor”

Avrupa Bölgesi’nde çalışan KPMG’ler olarak kendi aranızda İK entegrasyonuna gittiniz. Bu çalışanlara ne kazandıracak?
KPMG olarak 144 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Altı ay önce Avrupa coğrafyasındaki şirketlerle -Rusya dahil- entegrasyona girip işi bir kademe daha ileri götürdük. Çalışanlarımız burada biz duygusu yaşıyor. Yurtdışında ihtiyaç olduğunda, kaynağın buradan gönderilmesi ya da tersi bir durum yaratılabiliyor. Zaten müşterilerimizin çoğu uluslararası firmalar olduğundan bu durum hizmet kalitesini artırıyor. En iyi uygulamaların kıyas uygulamalara dönüşmesi hem çalışanımıza hem müşterimize hem de sektörümüze katkı sağlayacak. 

Türkler yurtdışına açılmayı biraz seviyor galiba…
Biraz değil, bayağı seviyor. Bunu, işe alım sürecinde gözlemlemek mümkün. Süreç, kampus görüşmeleriyle başlıyor. Kampuslarda şirketimizi tanıtıyoruz. Öğrencilere “Nasıl bir iş olsun” diye sorduğumuzda “Mutlaka uluslararası bir ayağı olsun” yanıtını alıyoruz. Bu anlaşılabilir ve haklı bir yaklaşım. Ben de genç olsam bunu isterim.

Entegrasyon sadece yurtdışına açılma imkanı mı veriyor çalışanlara?
Biz çalışanlarımızı iyi yetiştirmeye ve performanslarını iyi ölçmeye çalışıyoruz. Ona göre de kariyer beklentilerini yönetiyoruz. Çünkü İK konusunda çok süslü laflar ediliyor ama bizim için önemli olan içinin doldurulup doldurulmadığı. Avrupa’daki tüm şirketlerdeki çalışanlar hangi haklara sahipse, Türkiye’dekilere de aynı haklar tanınıyor. 
 
 “Kendimi doğaya ait hissediyorum”

*Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden (İktisat ve Maliye) 1981 yılında mezun olan Ferruh Tunç, Maliye Bakanlığı’na maliye müfettiş muavini olarak katıldı ve üç yıl sonra maliye müfettişi oldu.
*1987’de Arthur Andersen İstanbul Ofisi’ne vergi müdürü olarak katıldı.
*1996 - 1999 arasında yabancı ortaklı bir şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yaptı.
*1999 - 2004 arasında KPMG Türkiye’de vergi ortaklığı yapan Tunç, 2004 - 2007 yılları arasında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. Bu görevle ilgili “Ahmet Ertürk Başkan olarak atanınca ‘beraber askerlik yapalım’ diye beni davet etti. Maliye müfettişliği görevinde kamudan böyle bir davet geldiği zaman reddedilmez. İki tarafı da yaşamış olmam benim için güzel bir harman oldu” değerlendirmesinde bulunuyor.
*2007 yılında vergi ortağı olarak yeniden katıldığı KPMG’de, Başkan ve Kıdemli Ortak olarak görev yapan Ferruh Tunç, kendini “Biyofil bir adamım doğayı seviyorum. Kendimi doğaya ait hissediyorum. Çok sıkıldığım zaman rüyalarımda görecek kadar ihtiyaç duyuyorum” sözleriyle tanımlıyor.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
5.00