Ana Sayfa | İŞ'TE İNSAN Gazete | İş'te Portre | İş'te Portre: İzi Kohen

İş'te Portre: İzi Kohen

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
İş'te Portre: İzi Kohen

Krize rağmen “2009 en iyi yılımız oldu” diyen Arena Bilgisayar Kurucu Ortağı İzi Kohen, 2010 için de yüzde 20’lik büyüme hedefliyor. Ama asıl amacı, şirketine mümkün olan en iyi fiyatı verecek bir alıcı bulmak!

İŞ’TE İNSAN – 03.01.10
Feride Cem
feride.cem@sabah.com.tr


Sahibinden satılık bilgisayar şirketi!

Daha çocuk yaşlarda teknolojiye ilgisi ailesi tarafından fark edilerek ‘icat çıkarmasına’ müsaade edilen Arena Bilgisayar’ın kurucu ortağı ve Genel Müdürü İzi Kohen, işini büyük keyifle yapıyor. Sektördeki ‘mühendis olmayan’ tek üst düzey yönetici olduğunu söyleyen Kohen, işletme eğitimi almasının çok faydasını gördüğüne inanıyor. 19 yıl önce sektörden tanıdığı üç ortağı yanına alıp sıfır sermayeyle kurdukları şirketlerinin bugün 500 milyon TL’ye varan ciro elde etmesini ise “doğal sonuç” olarak tanımlıyor. Çünkü işlerini iyi yaptıklarını ve cironun hedeflerine ulaşma konusunda sadece bir vasıta olduğunu düşünüyor.
Bundan sonraki amacı, şirketi mümkün olan en yüksek değerle satmak. İlk denemesinde bu konuda sonuç alamasa da “satış çabamız sürüyor” diyen Kohen’le 2010 beklentileri üzerine konuştuk…

Kriz nedeniyle oldukça zor geçen 2009 yılını geride bıraktık. Arena olarak 2009’u nasıl kapattınız?
18 senelik bir şirket olarak “en iyi yılımız oldu” diyebilirim. Çünkü 18 yılda biriktirdiğimiz deneyimleri kullanma imkanı bulduk. Kurulduğumuzdan beri birçok kriz yaşadığımız için ‘neyi yapmacağımızı’ değil, ‘ne zaman’ yapacağımızı konuştuk. Ne yapılması gerektiğini çok iyi biliyorduk zira biz her zaman kriz varmış gibi yaşayan bir şirketiz. Ayrıca ciro peşinde bir şirket olmadığımız için sonuçlardan çok memnunuz. Ciro yalnızca bir yol. Önemli olan bilançonun bütünü ve karlılık. İlk dokuz ayda dokuz milyon dolar kar açıkladık. Bu yıl, 2008’e göre yüzde 20 küçüleceğimizi tahmin ediyorduk ama yüzde 10’larda kalacağız. Bunu da başarı olarak görüyoruz.

2010 yılından beklentileriniz neler?
Malum Türkiye’de bir yıl ötesini planlamak çok zor. Yine de iyimseriz, çok agresif bir hedefimiz yok. 2010 yılında ekonomi biraz daha stabil hale gelecek, ertelenmiş olan talebin canlılık yaratacağını düşünüyoruz. Ciromuzu 2009’a göre yüzde 20 oranında büyütmeyi hedefliyoruz. Hedeflere ulaşmanın şirkete bir faydası yoksa bundan vazgeçeriz, bizim için önemli olan para kazanmak.

Arena’nın faaliyetleri tam olarak neyi kapsıyor?
Teknoloji ürünlerinin ticaretini yapıyoruz. Ürünlerin üreticiden tüketiciye etkin ve verimli şekilde ulaştırılması için bir platform sağlıyoruz. Tüketiciye herhangi bir şekilde bir ürün satmıyoruz. Aslında yaptığımız başlıca iş, dağıtım diyebilirim. Satışlarımızın yüzde 35’ini organize perakendeciler, yüzde 40’ını ise kurumlara satış yapan bayiler üzerinden yapıyoruz. Geri kalanını da küçük ve orta boy satış noktalarına yapıyoruz. Bunlarla herhangi bir münhasırlık anlaşmamız yok. Bu ağ, farklı markaların satışını da yapıyor.

Peki krizde tüketimini en fazla kısan kesim kim oldu?
Bireyler teknolojiye yatırım yapmaya devam ettiler ama ‘commodity’ dediğimiz ürünlerin satışlarında anlamlı bir talep gerilemesi yok. Çünkü teknoloji, insanları bu tip cihazlara sahip olmaya mecbur kılıyor. Bugün bir çay bahçesinde bile herkesin önünde notebook var. Ben merak ediyorum doğrusu ‘ne yapıyorlar?’ diye. Ama artık hayatımızın bir parçası olduğu için bu ürünlerdeki talepte bir durma söz konusu değil. Öte yandan kurumların, özellikle de KOBİ’lerin yapması gereken altyapı yatırımlarında daralma olduğunu söyleyebilirim.

Sıfırdan kurduğunuz şirket 500 milyon TL ciro sınırına gelmiş durumda. Geriye dönüp baktığınızda sonuç sizi memnun ediyor mu?
Evet memnunum... Büyüklük olarak hayal ettiğimiz noktadayız. Pazar küçükken de benzer büyüklükteydik, pazar büyüyünce biz de aynı oranda büyüdük. Bundan sonra da karlı bir şirket olarak işimizi büyütmek istiyoruz.

“Teknoloji hayatımın en önemli parçası”

• Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan İzi Kohen, kendini şanslı görüyor.
• Elektroniğe ilgisi çocuk yaşlarda başlayan Kohen, oyuncakların içini açan, evdeki elektronik aletler üzerinde birtakım değişiklikler yapan çocuklardanmış. Ailesi de bu konuda kendisine hep destek olmuş.
• 80’lerin başında bilgisayara ilgi duyan Kohen, “oyun oynamak için değildi, elektronik merakımı geliştirmek için kullandım” diyor.
• Üniversite öğrencisiyken Sistem Destek Uzmanı olarak Hesmak Bilgisayar’da çalışmaya başlayan Kohen, işletme eğitimi almasının işini kolaylaştırdığını düşünüyor.
• Üniversiteden mezun olduktan sonra kısa süre bir şirkette çalışan Kohen, sıfır sermayeyle 91 yılının 1 Nisan’ında Arena Bilgisayar’ı kurdu.
• Bugüne kadar hiç oyçokluğuyla bir karar almadıklarını söyleyen Kohen, “Oybirliğimizin olmadığı hiçbir kararımız olmadı. Ortakların birbiriyle hiçbir aile ve kan bağı yok, tamamen profesyonel olarak bir araya geldik” diyor.
• Kohen teknolojiyi “hayatımın çok önemli bir parçası” sözleriyle tanımlıyor ve ekliyor: “İki yıldır sekreterim var o da tüm yöneticilerin sekreterliğini yapıyor. Yaşım ilerliyor böyle bir lüksüm olsun dedim. Yoksa ben arabamı bile kendim kullanırım. Daha çok işlerimi telefonla hallediyorum. Bugüne kadar hiçbir yazımı başkasına yazdırmadım, hiçbir evrağımı başkasına dosyalatmadım. Teknolojinin her uzantısını kullanıyorum.”
• İşi gereği sürekli çevresinin kendisinden tavsiye beklediğini söyleyen Kohen, “Cihaz alacakları zaman bana sorarlar ama daha çok telefon konusunda danışırlar. ‘Şu arkadaşın telefonu neydi, sende şu otelin telefonu var mı’ diye sorarlar çünkü bende bunların hepsi vardır. Kurduğum sistem sayesinde her şeyimi kaydediyorum. Bunu yaparken de çok fazla zorlanmıyorum. Çalınma tehlikesine karşı da haftada üç defa back - up alıyorum” diyor.
 
“Ülker’in etkisi, ilgisinden büyük oldu”

Bir ara Ülker’in Arena’yı alacağı konuşuluyordu. Sonra olmadı… Satış konusundaki isteğiniz sürüyor mu?

Kurulduğumuz günden beri Arena’yı satmayı hedefliyoruz. Bu konuda çeşitli girişimlerimiz de oldu. Sıfırdan kurup bir yerlere getirdiğimiz bu şirketi yaratabildiğimiz en büyük değerde satmak istiyoruz. 2008’in ilk çeyreğinin sonuna kadar bizimle ilgilenen sekiz şirketle görüştük. Bunlardan biri de Ülker’di ama medyaya yansıyan kısmı, ilgisinden büyük oldu. Sekiz şirket arasında bizimle en az ilgilenen şirketti diyebilirim. Diğer şirketlerin bir kısmıyla görüşmelerimiz üç gün, Ülker’le ise üç saat sürdü. Üst düzey yöneticileri bile katılmadı toplantıya. Cahit Paksoy bile toplantı başladıktan sonra “benim bir işim var” diyerek çıkıp gitti. Hiçbir şey sormadı, dinlemedi bile. Biz yine söylüyoruz, hisselerimizin tümünün satışını hala planlıyoruz. Bu bizim eserimiz ve satmak istiyoruz.   

“Evden çalışmayı teşvik ediyoruz”
Şu sıralar bazı çevreler tarafından dile getirilen ‘uzaktan çalışma’ konusundaki görüşünüz nedir?
Bu yıl başlattığımız projelerden biri de bu oldu. Kriz sırasında değişmek ve değiştirmek çok kolay olur. Bu yıl domuz gribinin etkisiyle insanları evden çalışmaya teşvik ettik. İnsanlar evden çalışsınlar, ofise gelmesinler dedik. Biraya gelmeleri gerektiği zaman gelsinler, gerekmediği zaman gelmesinler. Çünkü bunu yapmak için gerekli altyapımız var.

Bizim patronumuz çalışanı yerinde görmek ister oysa?
Bizde öyle değil, hedef odaklı bir şirketiz. İnsanlar planlanan işlerini yaptıkları sürece istedikleri saatte işe gelebilirler. Çalışanın sabah 09:00’la akşam 18:00 arasında ulaşılabilir olması önemli. Evinde de olabilir, müşterinin yanında da Starbucks’ta da… Bundan çalışanlarımız da memnun. Bizim bunda başarılı olacağımıza inanıyorum. Bu binaya iki yıl önce taşındık. Ne kadar büyürsek büyüyelim ‘buraya sığacağız’ diyorum. Şirketler büyürken ofislerin büyümesi gerekmiyor, buraya gerçekten gelmesi gereken kişilerin gelmesi yeterli.

Ticari yetenek çok önemli
2009 yılını oldukça iyi geçirdiğinizi söylediniz. Bu durum istihdamınıza nasıl yansıdı?

Kriz sırasında eleman çıkarmanın doğru olmadığını savunanların aksine bir tutum sergiledik. Doğrusunu yaptığımıza inanıyorum. Bir şeylerin iyi gitmediğini hissettiğimiz için 2008’in Temmuz ayından başlayarak eleman çıkarmaya başladık ve ilk etapta 35 kişinin işine son verdik. Global krizin çıkmasıyla 45 kişiyi daha işten çıkardık. Toplam 80 kişinin işine son vererek çalışan sayımızı 235’e indirdik, şimdi ise 240 kişiyiz. 2010’da da mevcut sayıyı korumaya çalışacağız.

Siz işe alımların neresindesiniz?
Uzun zamandır orta düzey yöneticilerin altındaki insanların işe alımlarında bulunmuyorum. Bunu insan kaynakları ve departman yönecileri yapıyor.

Peki birlikte çalışacağınız insanları kimlerden seçersiniz?
Biz bir mühendislik değil, ticaret şirketiyiz. Şirkette tekonolojiyle ilişkili iş yapanların sayısı toplasanız 10 kişiyi geçmez. Herkes ticaretle uğraşıyor. Dolayısıyla işe aldığımız kişide ticaret nosyonunun gelişmiş olmasını önemsiyoruz. İleride üst düzey yönetimde rol alacak kişilerin sahip olması gereken en önemli özellik, ticaret yetenek ve becerisidir. Bunun da aileden gelen bir özellik olduğuna inanıyorum. Ticaretle uğraşan bir ailede yetişmiş insanlar, bizim için daha kıymetlidir. Bazılarının ailesinde olmasa bile ticari yaratıcılık, girişkenlik içinden gelir. Bu nedenle benim ilk sorduğum soru şudur; “Annen baban ne iş yapıyor?” Maaş ödeme, borç ödeme, çek alıp vermeyi bilmesi bizim için önemli tecrübedir. Onun içinde yoğrulmuş olmak benim için önemlidir. Bir de insanların gelecekte ne olmak istediklerini önemserim. İnsanların bu soruya verdiği cevaplar önemlidir. Birlikte çalıştığım kişilerin kendi işlerini yapma isteğini de önemli buluyorum. Çünkü biz insanlara kendi işlerini yapma fırsatı veriyoruz.

Subscribe to comments feed Yorumlar (1 Yorum Eklendi):

yıldıray erdoğan Tarih: 05 January, 2010 12:33:51
avatar
bunu nasıl mail atabilirm
Thumbs Up Thumbs Down

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0