İş'te Portre: Keskin Keskinoğlu
Kırmızı et fiyatlarındaki aşırı artış, piliç eti üreticilerinin satışlarını patlattı. Keskinoğlu Tavukçuluk Yönetim Kurulu Üyesi Keskin Keskinoğlu, üç yıl önce 15 kilo olan kişi başı tüketimde artık 25 sınırına geldiklerini ifade ediyor
İŞ’TE İNSAN – 17.01.10
Feride CEM
feride.cem@sabah.com.tr
“Hedefimiz 1 milyar TL’lik ciro”
Her zaman şikayet etmelerine alıştığımız piliç eti üreticilerinin son bir yıldır yüzü gülüyor. Bir yandan ihracatla ilgili olumlu gelişmeler, bir yandan iç piyasada artan beyaz et tüketimi, üreticileri yeni yatırımlara teşvik ediyor.
Sektörün köklü kuruluşlarından Keskinoğlu Tavukçuluk’un Yönetim Kurulu Üyesi Keskin Keskinoğlu da, rüzgarı arkalarına almış olmanın rahatlığı ile keyifle konuşuyor.
Bir yandan şirket olarak cirolarını 500 milyon TL’ye çıkarmış olmanın rahatlığı, bir yandan AB ülkeleri, Irak ve Rusya pazarı ile ilgili olumlu gelişmeler, Keskinoğlu’nu umutlandırmış. Bu nedenle sürekli büyümeden ve yeni yatırımlardan söz ediyor. Bu yıl gündeminde kapasite artırıcı ve modernizasyona yönelik 40 milyon TL’lik yatırım var. Çünkü Keskinoğlu’nun hedefinde bu sene şirketi 650 milyon TL ciroya ulaştırmak, 2012 yılında ise 1 milyar TL ciro yaparak devler ligine çıkmak var.
Bu nedenle de gece gündüz çalıştıklarını, yaşıtları gibi doğru düzgün tatil bile yapamadıklarını söyleyen Keskinoğlu ile büyüme planları üzerine konuştuk…
Son dönemde kırmızı et fiyatlarında büyük bir artış yaşanıyor. Bu durum beyaz et satışlarını nasıl etkiledi?
Doğal olarak beyaz ete olan talep arttı. Zaten krizle birlikte ucuz protein kaynağı olarak piliç eti, kırmızı etin önemli bir alternatifi olmuştu. Son dönemlerdeki fiyat artışı bunu iyice belirginleştirdi. Üç yıl önce kişi başına beyaz et tüketimi 15 kilo iken bugün bu rakam 19 kiloya kadar çıkmış durumda. Üç yıl sonra tüketimin 25 kiloya kadar çıkmasını bekliyoruz.
Bireysel tüketimdeki artış, toplu tüketim noktaları için de geçerli mi?
Evet özellikle toplu tüketim noktalarına yemek veren catering firmalarının menülerinde, piliç etinin ağırlığı arttı. Köfte ve kadınbudu gibi yemekler bile artık piliç eti ile yapılıyor. Ayrıca menülerinde işlenmiş dediğimiz köfte, nagıt, kroket gibi ürünlere ağırlık veriyorlar. Çünkü böylece maliyetlerini ciddi anlamda düşürerek müşterilerinin karşısına daha uygun fiyatlarla çıkabiliyorlar.
Restoranlarda piliç eti kullanımı artıyor mu?
Fiyata duyarlı müşterilerin tercih ettiği restoranlarda piliç eti tüketiminde artış var. Lüks restoranlarda ise belirgin bir artış yok.
Bu yılı 500 milyon TL’lik ciro ile kapattınız. Bu rakam firmalar için önemli bir eşiktir. Bunun sizin için önemi nedir?
Aslında bu rakam bizim için bir hayaldi ama özverili çalışmanın sonunda bu sonuca ulaştık. Üçüncü kuşak olarak bu rakamlara ulaşmak bizim için son derece mutluluk verici oldu. 2009 oldukça iyi bir yıl oldu bizim için. Yüzde 35’lik ciro artışı sağladık ve yılı 500 milyon TL’lik ciro ile kapattık.
Kuş gribinden sonra halk bilinçlendi. Ambalajlı ürünlere ciddi bir yönelim oldu.
Varoş diye tabir edilen, gelir düzeyi düşük semtlerde ambalajlı ürün satışları oldukça yüksek çünkü en ucuz protein kaynağı, tavuk ve yumurta. Hal böyle olunca satışlar oldukça yüksek oluyor.
Cirodaki bu önemli artış nasıl sağlandı?
Kesim adedimizi artırdık. Yaklaşık 220 binlerde olan kesim adedini, 300 bine çıkardık. Şu anda Türkiye’de en yüksek kesim kapasitesine sahip firmalardan biriyiz. Günlük 2 milyon adet yumurta üretimimiz var. Fakat 2010’un altıncı ayında yumurta üretimimizi 3,5 milyon adede çıkaracağız. Organik yumurtaya için ilave tesis yapacağız. Bu yılın genelinde yaklaşık 40 milyon TL’lik yatırım planlıyoruz.
İhracatta da piliç eti ile ilgili olumlu gelişmeler oldu. Bu durum sizi nasıl etkiledi?
Biz Keskinoğlu Grubu olarak AB ülkelerine piliç eti ihracatına başladık. Bu da, Türk üreticilerin 2003 yılından beri beklediği bir gelişmeydi. Çünkü Türkiye kesinlikle AB’ye pişmiş piliç eti ihracatı yapamıyordu. Şimdi ısıl işlem görmüş ürünlerin ihracatına başladık. Satışlarımız oldukça iyi gidiyor. Ayda 150 ton gibi bir satış gerçekleştiriyoruz. İhracat yaptığımız ülkeler Almanya, Avusturya, İtalya ve İsveç olarak sıralanıyor. Önümüzdeki günlerde bunlara Fransa’nın eklenmesini bekliyoruz. 2009 yılında ciromuzun yüzde 10’unu ihracattan sağladık.
Irak pazarı da sizler için önemli bir alternatif oldu…
Evet, 2009 oldukça iyi bir yıldı. Bunda da en önemli etken Irak pazarı oldu diyebilirim. Türkiye’den ciddi şekilde piliç eti ithal etmeye başladıkları için sektörümüz ciddi bir ivme kazandı. Piliç eti ve yumurtada toplam ihracatımızın yüzde 70-75’ini Irak’a yapıyoruz. Bunun rakamsal büyüklüğüne baktığımızda geçen yıl Irak’a Türkiye 886 milyon adet yumurta ve 50 bin ton piliç eti ihracatı yaptı.
Son dönemlerde ikili ilişkilerimizde önemli bir ilerleme kaydettiğimiz Rusya’da önemli bir gelişme yaşanıyor.
Tarım bakanlığımız Rusya’yla bir anlaşma yaptı. 2010’da Rusya’ya 100 bin ton piliç eti ihracatı yapabileceğiz. Irak’ın yanı sıra bu pazarla ilgili gelişmeler sektörümüzü olumlu etkiler.
Piliç ve yumurta üretiminin yanı sıra zeytinyağı üretimi de yapıyorsunuz. Zeytinyağı işinden memnun musunuz?
Üç yıl önce Ravika markasıyla zeytinyağı üretimine başladık, geçen yıl yüzde 7 pazar payına ulaştık. Bu köklü markaların bulunduğu bir pazar için oldukça iyi bir rakam. Ravika bir Keskinoğlu markası olduğu için tüketici tarafından büyük itibar görüyor. Şu anda zincir marketlerin hepsinde varız.
İhracatta da iyi bir ivme yakaladınız galiba?
Üretimimizin yüzde 17-18’ini ihracat yoluyla 42 ülkeye satıyoruz. En büyük pazarımız Ukrayna. Singapur’da Price adlı market zincirlerinde satılıyoruz. Önemli bir ivme yakaladık bu pazarda. Çin’de bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Japonya ve Tayland pazarı iyi gidiyor. Uzakdoğu bizim için önemli bir pazar olmaya aday. Ortadoğu’da da bütün marketlerde ciddi şekilde ilgi görüyoruz. Azerbaycan ve Türk Cumhuriyetleri’nin bir kısmında varız. Ürünlerimizi kendi markamızda ambalajlı gönderiyoruz. 42 ülkeye satış yapıyoruz.
Hedefiniz nedir zeytinyağında?
Ana işimiz piliç eti ve yumurta üretimi ama önümüzdeki 10 yılda ciddi cirolara ulaşmayı hedefliyoruz. Bunun için çapraz kampanyalar yapıyoruz. Yumurtanın içinde, ufak miktarlarda promosyon olarak zeytinyağı veriyoruz. Önümüzdeki yıl 45, 2011’de 100 milyon TL ciro hedefliyoruz zeytinyağında.
Yumurta satışlarında rakiplerinizle aranız giderek açılıyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?
Ambalajlı yumurtada payımız 99’da yüzde 64 oldu, bu yıl yüzde 67 olacak. Yakın rakibimiz yok diyebilirim. Türkiye’deki yumurta tüketimi kişi başı 135 adetlerden 150’ye kadar çıktı. Çünkü yumurta en ucuz protein kaynağı. Biz de şirket olarak yumurta satışını artırabilmek için özellikli yumurtaların üretimine ağırlık vermeye başladık. Amerika’daki ve Avrupa’da olduğu gibi
organik, DHA, selenyumlu, Omega 3’lü ve saf kahverengi yumurta üretimiyle pazarda farklılaştık.
“Piyasada onlarca marka yumurta varken Keskinoğlu’nun farkı ne” diye sorsam?
Öncelikle biz tavuklarımızı en iyi hammaddeyle besliyoruz. Yumurtalarımızın hepsini tashih makinesinden geçirerek, boy ve gramaj olarak ayırıyoruz. Gözle görülmeyen çatlakları ayırıyoruz. Ama nihayetinde “ucuz bir ürün satıyoruz ve bunu ne yapabiliriz” diye düşündük. Bütün dünyayı araştırdık ve bundan 11-12 yıl önce Japonya’nın ilk üretime başladığı daha sonra İsrail’in üretimini devam ettirdiği Omega 3 yağ asitli yumurta üzerine odaklandık. Bunun yem formülü tamamen farklı, yemin içinde Omega 3 ve 6 yağ asidi, deniz yosunu ve E vitamini var. Tavuğa bu özel yemi veriyoruz, bu özel bir ürün oluyor. Bu konuda iyi bir pazar oluştu.
Pazarlarda yumurta sattı
• 1976 doğumlu Keskin Keskinoğlu, Bilkent Üniversitesi’de iki yıllık yöneticilik eğitimi aldıktan sonra Beykent Üniversitesi İşletme Bölümü’ne dikey geçiş yaptı. Buradan sonra Liverpool John Works Üniversitesi’nde pazarlama mastırı yaptı.
• Yönetimde üçüncü kuşak olan ve daha çocuk yaşta dedesinin kurduğu firmada çalışmaya başlayan Keskinoğlu, ilkokul dördüncü sınıfta Akhisar’daki semt pazarında yumurta satarak iş hayatına atılmış. Daha sonra bakkallara yumurta servisine başlayarak gösterdiği performansla dedesinin gözüne girmeyi başarmış.
• “Dedem yokluktan gelme bir insan. Babam ve amcam işi bir yerlere getirmiş. Üçüncü kuşak olan biz dört kuzen, sürekli bir şeyler yapıyoruz. Şimdiye kadar hiçbir yaz tatile gitmedik. Sabah 07.00 - akşam 07.00 babam ve amcamla çalıştık. Onlar bize iş hayatını öğrettiler” diyen Keskinoğlu, varlıklı bir ailenin çocuğu olmanın ayırtına fazla varamadığını söylüyor.
• Yoğun iş temposuna rağmen akşamları bir saat yürüyüş yapıyor. Hafta sonları da yüzme ve tenise vakit ayırmaya çalışan Keskinoğlu’nun en büyük tutkusu ise antika arabalar. 136 modelden 1960 modele kadar 21 tane antika arabası var.
“150 kişi alacağız”
Üretim yapan bir firma olarak kaç çalışanınız var?
Bordrolu olarak iki bin 200 elemanımız var. 450 aile bizim için fason olarak civciv üretimi yapıyor, 250 şoför de dışarıdan bize nakliyecilik yapıyor.
Planladığınız yatırımlarla kaç kişiye istihdam yaratacaksınız?
En azında 150 kişi daha istihdam ederiz.
Tesislerin Akhisar’da olması zorluk yaratıyor mu? Kalifiye eleman bulmakta zorlanıyor musunuz?
Bu hem sorun hem değil çünkü İzmir bize çok yakın. Yöneticilerimiz İzmir’den gidip geliyor. Ayrıca Manisa’ya da servisimiz var.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin