İş'te Portre: Müge Yalçın
Yönetici seçme ve değerlendirme danışmanlığı yapan Müge Yalçın, bu yıl herkesin yeni arayışta olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Maaşta performansa dayalı bir sistem işleyecek!”
“Ücretlendirmede yeni dönem geliyor!”
Arthur Andersen ve Ernst & Young gibi uluslararası kuruluşlarda uzun yıllar çalıştıktan sonra, kendi şirketi MY Executive’i kuran Müge Yalçın, pek çok farklı sektördeki şirkete üst ve orta düzey yönetici ve bağımsız yönetim kurulu üyesi temini konusunda danışmanlık hizmeti veriyor.
Yıllardır bu sektörün içinde olan deneyimli beyin avcısının veri bankasında, 600 bin civarında CV var. “Bunun yanı sıra bir de bizim takip ettiklerimiz var” diyen Yalçın, özellikle bu yıl yönetici transferlerinde yaşanan hareketliliğe dikkat çekiyor.
Kriz döneminde şirketlerin değişimden kaçındıklarını hatırlatan Yalçın’a göre artık patronlar değişimin startını verdi. 2010’un yönetici transferi açısından hareketli geçtiğini söyleyen Yalçın’la krizle birlikte değişen eğilimler üzerine konuştuk.
2010’un ilk yarısı geride kaldı, birtakım şeyler değişti mi sizce? Krizi ne kadar konuşuyorsunuz?
Tamamen unutmadık tabi ama bu yıl çok farklı oldu. Geçen yılın aralık ayından itibaren piyasada bir hareketlenme başladı. Zaten bu büyüme rakamlarına da yansıdı. Hemen hemen her sektörde önemli bir hareketlenme var diyebiliriz. Şirketler yeni bir yatırım ya da ortaklık yaptıklarında bize gelir CFO ya da yönetim kuruluna birini isterler. Oradaki hareketliliği de hissediyoruz.
Bağımsız yönetim kurulu üyeliği, Türkiye’de çok işleyen bir mekanizma mı?
Çok yaygın değil ama en azından yeniden konuşulmaya başlandı. Talep almaya başladık. Tabi ki genel müdür talebi düzeyinde değil bu. Daha çok orta boy şirketlerde ikinci kuşağa geçmekte olan ya da ikinci kuşağın yönetiminde olan şirketler bağımsız yönetim kurulu üyesi istiyor.
Kimleri isteniyor yönetim kurullarına?
Sektörlerinde deneyimli hem ilişkiler ağı geniş hem de iş geliştirme alanında destek olabilecek, şirketin önü açabilecek, vizyoner ve deneyimli kişileri istiyorlar. Bu kişiler, şirketler için -gerçi ayda birkaç gününü ayırıyorlar - getirdikleri vizyon ve yarattıkları katma değerle aldıkları ücretin karşılığından çok daha büyük katkı sağlıyorlar. Bunu şirketler zamanla keşfedecek.
Patronlar hala çok temkinli mi, yönetici değiştirmekte ya da yeni yönetici almakta?
2009’da daha temkinliydiler, hemen değişiklik yapmak istemediler. Özellikle üst düzey yöneticilerini ve mali işler sorumlularını çok büyük aykırılıklar ya da başka nedenler yoksa değiştirmemeyi tercih ettiler. Ama büyüme dönemine girildiğinde herkes değişikliğe daha sıcak bakmaya başlıyor. Ayrıca “Yeni bir şeyler yapmak lazım” diye düşünüyorlar. Doğal olarak durgun dönemin faturası da birilerine çıkıyor. Bu da değişimi tetikliyor. Herkes bir şeyler yaptığı zaman şirketlere de bir değişim enerjisi geliyor. Bazen de kişinin performansından bağımsız olarak şirkete yeni bir kan gelsin diye de düşünüyorlar. Bu nedenle büyüme dönemlerinde değişim artar.
Bu değişim döneminde yeni eğilimler, yeni talepler, beklentiler var mı?
Genellemek çok kolay değil, herkes için değişiyor. Şirket fikrine uygun olsun isteniyor. Bu da çok tanımlanamıyor ve biraz hissederek karar veriliyor. Ama kişilerin ilişkiler ağının geniş olması, yönetim kurulu üyesi pozisyonlarında daha öne çıkan bir etki sağlıyor. Ayrıca ben finans geçmişi olanların daha çok tercih edileceğini düşünürdüm. Ama öyle olmadı ve daha çok iş geliştirme anlamında da şirkete destek olacak, ilişkiler ağı geniş kişilerin ön plana çıktığını görüyoruz.
Peki paketler küçüldü mü?
Tabi kriz döneminde doğal olarak durgunluk vardı. Şirketler de eli açık davranmadı, büyük zamlar yapılmadı. Bu yıl biraz bunları düzenleyecekler. Özellikle ellerinde tutmak istedikleri kişilere farklı uygulamalar yapmaları gerekiyor. Ayrıca değişken ücret uygulamalarını anlamaya ve uygulamaya başladı bazı şirketler. Performansa bağlı ücretlendirmenin gelecek dönem daha da artacağını bekliyoruz. Prim uygulamalarıyla biraz farklılık yaratılmaya çalışılıyor.
Biraz kesenin ağzını açtılar yani…
Tabii… Önümüzdeki dönemde daha eli açık davranacaklarını tahmin ediyorum. Ama yine de kısa sürede çok büyük artışlar beklememek gerekiyor. Bu sene geçen yıla göre daha iyi olur. Şirketler performansa daha çok önem vermeye başladı. Çalışanlarını tutmak için prim, bonus gibi uygulamalara yer veriliyor.
“Sana yılda şu kadar para vereyim”den ziyade “Bir şeyler yap ondan sonra konuşalım” gibi bir durumu bu?
Evet ama işin içinde performansı ödüllendirme olduğu için güzel bir şey. Bu Türk çalışanın alışık olmadığı bir durum olsa da ister istemez kanıksanacaktır.
Bu yıl kaç kişiyi işe yerleştirdiniz?
Yılda ortalama 70 - 80 kişiyi yerleştiriyoruz. Henüz yılın ortalarında sayılırız ama bu sene bu rakamın biraz üstünde olacak gibi.
Çalışma sürecinde yöneticiyi mi, patronu mu anlamakta daha çok zorlanıyorsunuz?
İki tarafı da doğru anlamak önemli. Çünkü yaptığımız iş, iki tarafı bir araya getirmek. İlk müşterimiz şirketler olduğu için onları iyi anlayarak işe başlamamız gerekiyor. “Nasıl birini istiyorlar? Nasıl sorumluluklar üstelenecek, adayın ne gibi yetkinlikleri olacak? Şirket kültürü dediğimiz kimyalar tutacak mı?” önce bunu araştırıyoruz. Bu araştırmadan sonra dönüp “kimler olabilir adaylardan” diye bakıyoruz. O noktada da adayları iyi anlamamız lazım ki, doğru adaylarla müşterilerimizi bir araya getirelim. Ama son kararı her zaman müşterilerimiz veriyor.
Çalıştığınız şirketler daha çok büyük şehirlerden mi?
Büyük ölçüde İstanbul’dan talep geliyor. Anadolu’dan da var. Anadolu’yla da dönem dönem çalıştık. Konya, Eskişehir, Ankara, İzmir’deki şirketlerle de çalıştık. Ama talebin yüzde 90-95’i İstanbul’dan alıyoruz.
Anadolu’ya gitme konusunda isteksizlik var mı?
İnsanlar “ekmek neredeyse oraya giderim” diyorlar mı?
Maalesef demiyorlar... Herkes İstanbul’da kalmak istiyor. Çeşitli nedenleri var bunun. Gidenler de daha çok evini taşımadan, yerleşmeden pazartesi gidip cuma dönmek üzere gidiyor.
Baktığınız zaman insanlar iş değiştirmekten itina ediyorlar mı?
Kişisel farklılıklar oluyor ama yine de alternatifleri de duymak istiyorlar.
Kriz döneminde kimse iş değiştirmek istemiyordu. Yeni başlayan bir şey mi?
İşten çıkarmalar olduğunda çalışanlar “O zaman bende alternatiflerimi bileyim. Böyle bir şey başıma gelirse hazırlıklı olayım” diye düşünüyor. İşten çıkarılmaya alışkın olmayan, senelerce çalışmış kişiler var. Bunlar doğal olarak daha çok zorlanıyorlar.
İşsiz biri, çok nitelikli de olsa biraz değerden düşüyor mu?
Özellikle 2001 krizinden sonra insanların işsiz olması, işten ayrılmış olması, bir süredir çalışmamış olması normal karşılanmaya başladı. Bu durumun kişilerden bağımsız, ekonominin küçülmesi yüzünden olduğu biliniyor. Eskiden daha çok yargı vardı. Kişi birkaç sene çalışmıyor olsa bile iyi bir geçmişi, tecrübesi, başarıları varsa referansları da iyiyse sorun olmuyor.
Yurt dışından çok özgeçmiş alıyor musunuz?
Özellikle Avrupa ve ABD’deki krizle beraber özellikle bankacılık sektöründe işsiz kalan hem Türk hem de yabancı yöneticilerden çok özgeçmiş geldi, gelmeye de devam ediyor.
“Doğru işte olmak önemli”
Yöneticilerle temas eden biri olarak sormak istiyorum. Kimler yönetici olabilir? Yani gençler ne yaparlarsa o basamakları tırmanabilirler?
İyi bir kariyer yapmak isteyenlerin, öncelikle doğru işi seçerek başlamaları çok önemli. Çünkü insan sevdiği işte başarılı olabiliyor. Dolayısıyla doğru işteyseniz, işinizi severek iyi yapmayı hedefliyorsunuz -ki aslında bu, yöneticilik basamaklarını çıkma da en önemli kriterlerden. Onun dışında sistematik olmak, doğru eğitimi almış olmak, iş arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kurmak, başarı odaklı olmak vb. sonucu etkiliyor.
“Kariyerimde hep şanslı oldum”
• 1984’te Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Müge Yalçın, iş yaşamıma Arthur Andersen Yönetim Danışmanlığı Bölümü’nde başladı.
• 1988-1995 yılları arasında yerli ve yabancı bankaların kurumsal finansman bölümlerinde yöneticilik deneyimi kazandıktan sonra kızının doğumu nedeniyle dört yıl iş yaşamına ara verdi.
• 1999 yılında Arthur Andersen’da Yönetici Seçme ve Değerlendirme Bölümü’nün başına geçti. Şirketin Ernst & Young’a satılmasından sonra, görevini İnsan Kaynakları Danışmanlığı Bölüm Başkanı olarak sürdürdü.
• 2005 yılında Yönetici Seçme ve Değerlendirme danışmanlığı hizmeti vermek üzere kurduğu My Executive’de Yönetici Ortak olarak çalışıyor. Kendi işini kurduktan sonra Ernst & Young’dan çok destek aldıklarını söyleyen Yalçın, “Kariyerimde hep şanslı oldum. Önceki müşterilerimiz devam etti. Çok iyi ve şanslı bir başlangıç yaptık” diyor.
• Güne sabah 06:00’da başlayan Yalçın, işe en erken gidenlerden biri olduğunu söylüyor. “Akşamları da işten çok geç çıkmam” diyen Yalçın ekliyor: “Geç çıkma dönem dönem olabilir, eğer devamlı fazla çalıştırılma varsa ya kişi eksikliği ya da o işi yapan kişide bir verimsizlik vardır.”
• Yalçın’a göre başarıda en iyilerle çalışmak önemli. Kendisinin de şirketinde bunu uyguladığını söylüyor: “ Bir kişiyle olmayacağını hissedersem çok çabuk karar veriyorum. Çünkü bir çürük elma sepeti çok çabuk bozabiliyor. “







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin