Ana Sayfa | İŞ'TE İNSAN Gazete | İş'te Portre | İş'te Portre: Adnan Erem

İş'te Portre: Adnan Erem

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
İş'te Portre: Adnan Erem

23 yılını Sabancı Holding’de geçiren gıda ve içecek sektörünün duayen ismi Adnan Edem, artık Doluca Şarapçılık’ta. Dev bir yapıdan bir aile şirketine geçen Erem, “Sonuçta Sabancı Holding de bir aile şirketiydi, kilit noktalarda aile fertleri vardı” diyor.

İŞ'TE İNSAN – 15.02.09
Feride CEM
feride.cem@sabah.com.tr

"Sabancı'da da kilit noktalarda aile fertleri vardı"
Enerji, çimento ve finansa odaklanacağını ve diğer sektörlerden çekileceğini açıklayan Sabancı Holding’in bu karar doğrultusunda attığı en önemli adım geçen yıl 60 yıldır faaliyet gösterdiği gıdadan çekilmek olmuştu. Gıdasa’nın yüzde 99.65 hissesi 2.1 milyon TL karşılığında market zincirleri BİM'in büyük ortaklarından Latif Topbaş’ın sahibi olduğu MGS Marmara Gıda’ya satan holding, gıdadan yüklü bir zararla çekildi. Gıdasa’nın uluslararası markalarla yaptığı ortaklıklarda, son yıllarda ürün portföyünü geliştirmesinde şüphesiz en fazla rolü oynayanlardan biri de Adnan Erem’di. Profesyonel yaşamda kesintisiz 23 yılını Sabancı Holding’de geçiren Erem, geçen yıl Gıdasa’nın satışından sonra gruptan ayrıldı. Gıda ve özellikle alkolsüz içecek sektörünün çok yakından tanıdığı ve “sektörün duayeni” olarak bilinen Erem, şimdi içecek sektörünün alkollü tarafında büyük hedeflerle çalışmalarını yürütüyor. Sabancı’dan ayrıldıktan sonra birçok yerli ve yabancı firmadan teklif alan tecrübeli isim Erem, “Sabancı ana işi olmadığı için gıdadan çekildi, bu nedenle ana işi yaptığı iş olan Doluca’yı seçtim” diyerek kararının gerekçelerini açıklıyor.

Geçen yıl ağustos ayında Doluca’da Genel Müdürlük koltuğuna oturan Erem, titiz bir çalışmadan sonra Doluca için iddialı bir yol haritası çıkarmış. Markaları duyurmak, ürün çeşitliliğine gitmek, şarap dışında başka alkollü ürün satışı yapmak haritanın başlıca adımları… En iyi bildiği alkolsüz içecek sektörü ile ilgili de Erem’in ciddi planları var. Adnan Arem’le Sabancı’nın gıdadan çekilme nedenlerini ve Doluca Şarapçılık’ta yapmak istedikleri ile ilgili konuştuk…

Geçen yıla kadar basın olarak sizi su şişeleri ile görüntülerdik, şimdi önünüzde şarap şişeleri var… Nasıl bir duygu bu?
Bu işi araştırırken ve değerlendirirken şöyle bir düşündüm. İçecek sektöründeki hemen hemen her kategorisi ile çay (Deren) kahve (Kraft), ayran, su, aromalı sular, maden suyu, ice tea) bir şekilde ilişkim vardı. Ancak alkollü içecek benim bilmediğim bir dünyaydı. Şimdi bu işi öğrenmeye çalışıyorum. Şarap ise biraz daha sofistike yarı endüstriyel bir ürün. Benim için temel değişikliklerden biri ürünün ve ürünün dünyasının farklı olmasıydı diyebilirim.

Yıllarını alkolsüz içecek sektörüne vermiş biri olarak neden Doluca’yı seçtiniz?
Doluca’ya geçmemdeki en etkili konulardan biri şirketin yeniden yapılanmak istemesiydi. Şirkette ikinci neslin temsilcisi yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kutman 65 yaşında ve emeklilik kararı vermiş. Öte yandan üçüncü nesil de işin aktif yönetiminde değil yönetim kurulunda olmak istiyor. Böyle bir kararın akabinde tanıştık.

Sabancı’dan ayrıldıktan sonra size birçok yerden teklif gelmiştir herhalde…
İşten ayrıldıktan sonra daha önce gidemediğim birkaç ülke vardı oraları ziyaret ettim. Biraz seyahat ettim yani. O dönemde yurtiçi ve yurtdışında firmalarla görüşmelerim oldu. Yeni seçeceğim işte en önem verdiğim konu ana işi yaptığı iş olan firma olmasıydı. İkinci olarak da büyüyen ve gelişen bir sektör olmasını önemsiyordum. Öte yandan doğru bir çalışma iklimi yakalamak istiyordum. Ahmet Kutman ve ailesiyle üç-dört ay süren görüşmelerimizde karşılıklı birbirimizi ikna ettik ve burada başladım.

Size göre Sabancı Grubu neden gıdadan çekildi, neden olmadı?
Globalleşen dünyada kurumların nereye yatırım yapacakları kurumsal bir karar ya da hissedar kararıdır. Sabancı Grubu da çok net olarak önceliklerini belirledi. Gıda işi hiçbir zaman grubun birinci önceliği olmadı, bu çok açıktı. Birinci önceliği olmayan bütün kategorilerden de çıkma kararı alınmıştı. Burada bir dönem joint venture’larla büyüme denendi, bir dönem “kendi başımıza yapalım” kararları alındı ama olmadı. Temel neden hiçbir zaman birinci öncelik olmamasıydı.

Grubun büyümesinde hayli emeği olan biri olar bu süreçte neler hissettiniz?
Tabii 23 yıllık çalışma hayatımın içinde çok değişik şirketler vardı. Bir Marsa-Kraft ortaklığı Danone ortaklığına hiç benzemiyordu. Ya da Gıdasa Susa’ya benzemiyordu. İşin başladığı günden son güne kadar o benim işimdi. Hepsinden çok şey öğrendim. Hangi görev ve yetkide olursam olayım oradaki hayatı öyle değerlendirdim.

Dışarıdan bakıldığında Sabancı birçok iş kolunda bulunan uluslararası ortaklıkları olan daha kurumsal bir yapı görüntüsü veriyor. Ama burada doğrudan bir aile var karşınızda. Bu sizi endişelendirmedi mi?
Tabii ki Sabancı Grubu’nda büyük bir yapının içinde aile mensupları halen kilit noktalarda ve belirli konular için karar mercii konumundalar. Söylediğiniz konularda tereddütlerim oldu. Bu nedenle görüşmeler sırasında bu konuları netleştirmeye çalıştık ama başladıktan sonra endişelerimin yersiz olduğunu ve söylediklerinin hayata geçirmek istedikleri olduğunu gördüm. Doluca bu sektördeki en köklü kuruluşlardan biri 90 yıla yaklaşmış bir geçmişi var. Bir yazı okumuştum, ‘Şarap yapmak çok kolay bir iştir. Eğer 200 yılı saymazsanız’ diyordu. Burası yolun neredeyse yarısını geride bırakmış.

İki aileyi kıyaslayınca neler söylersiniz?
Burası da en az Sabancı Grubu kadar köklü ama daha küçük bir grup. İki grupta da ortak özellikler var; orada da aile işin hep bir tarafında bulunmuştu burada da aile yıllardır bu geleneği sürdürüyor. Özellikle stratejik karar boyutunda her zaman olmak istiyorlar.

Gelelim Doluca’ya burada ağustos ayından bu yana neler yaptınız?
Öncelikle üç-dört ayı yeniden yapılanma çalışmalarıyla geçirdik. Burada başladığımda bir yol haritası çıkarmam gerekiyordu ve bunu yaptım. Bu haritada mutabık kalarak ilerlemeyi planladık. Yol haritasındaki bazı şeyleri hayata geçirmeye çok yaklaştık.

Neler var yol haritanızda?
Öncelikle şirkettekilerin katılımıyla mevcut durumun tespitini yaptık. Doluca 250 kişilik bir aile. Bunun 150’si beyaz yakalı, 100’ü ise mavi yakalı çalışandan oluşuyor. Beyaz yakalıların büyük bir bölümüyle bire bir görüşme şansım oldu. Bu, hem şirketi tanımak güçlü ve zayıf yönlerini görmek, fırsatlarını ortaya çıkarmak için istediğim bir şeydi. Bunlar yaklaşık 40 gün sürdü. Kişinin pozisyonuna rolüne göre 20 dakika ile yarım gün süren görüşmelerimiz oldu.

Bu görüşmeler size neler kazandırdı?
Birçok bilgiyi toparladım, birçok görüş aldım. 40 günün sonunda yönetim kuruluna ve hissedarlara “Mevcut durumumuz bu ve yapmamız gereken izlememiz gereken yol haritası bu” diye bir sunum yaptım. Bu süreçte bir aya yakın bir tartışma evresinden geçtik ve haritada mutabık kaldık. Bu haritadaki ikinci konu özellikle Doluca hissedarlarının ve ailenin sektördeki bilgi birikimi ve kurumun sahip olduğu değerlerin çok da kamuoyu tarafından bilinmediğini gördük. Hatta bazı ürünlerin dahi tanınmadığı görüşü oluştu.

Bunun için neler yapacaksınız?
Burada bu aydan itibaren daha aktif olacağız. Doluca, özellikle şarap üretimi ve marka oluşturmada çok güçlü, bilgi birikimi yüksek. Buradan hareketle satış ve dağıtım kanallarında da fırsatların olabileceğini düşündük. Burada bir takım projeler geliştirdik.

Bunları ne zaman göreceğiz?
Tahmin ediyorum oradaki yeni işbirliklerini bir ay içinde daha net konuşuyor olacağız. Böyle bir fırsatı görerek bu konuda yerli ve yabancı bir takım firmalarla görüşmeler yaptık. Bu yılın ilk altı alında Doluca’nın satış ve pazarlama tarafındaki gücünü daha geniş bir portföyle müşterilerimize sunacağız. Bu bizim için önemli bir gelişim alanı ve fırsattı.

Başladığınız dönemin krize denk gelmesi işinizi zorlaştırdı mı?
Ben buna fırsat diye bakıyorum, şirketi reorganize etme işini eylül ekim gibi tamamladık. Burada amaç kriz ortamında maliyetler konusunda şirketin başa baş noktasını aşağı çekmekti. O konuda bazı tedbirler aldık. Olabildiğince daha az hiyerarşik, daha az katmanlı bir yapı oluşturduk. Bu konudaki çalışmaları geçen yıl büyük oranda tamamladık. Temel misyon ve vizyonu gözden geçirdik. Yaptığı işlere baktığınızda Doluca hayata keyif katmak için var. Böyle bir misyon belirledik. Vizyon olarak da kaliteli şarap pazarında bir numara olmak ve bunu güçlendirmek.

Bunun için neler yapacaksınız?
Şarap dışındaki alkollü içecek kategorilerde de bir fırsat olabileceğini düşünüyoruz. Mevcut şarap üretimine üretim şirketimiz odaklanmaya devam edecek. Satış ve pazarlama şirketimizde özellikle hizmet verdiğimiz noktalarda şarap dışındaki portföyü bünyemize katarak daha iyi hizmet vereceğiz.

İlk ürün hangisi olacak?
Özellikle uluslararası firmalarla görüşüyoruz. Yeni kategorilerde ithalatçı olarak var olacağız, en azından başlangıcında öyle olacağını düşünüyoruz. Burada uluslararası markalarla ortak bir operasyon da olabilir. Bu da hem Türkiye hem de Doluca için bir fırsat olabilir. Bütün kategorilere bakıyoruz. 2009’un ilk yarısı bitmeden bu yönde somut adımlar göreceksiniz. Şu an elimizdeki en temel proje bu.

Yeni alanlara girecek misiniz, örneğin alkolsüz içeceklere. Sizi tanıyanlar “mutlaka yeni bir şeyler yapar” diyorlar…
Doluca’nın bildiği alan üzüm ve üzümden yapılan ürünler. Üzümden üretilebilecek başka ürünler olabilir. Burada somutlaşan bir şey yok. Üretimde yeni bir alanı doğrudan denemek şu anda iş palanımızda önceliklerimiz içinde değil ama ‘İlgili alanlar neler olabilir’ diye baktık. Her yıl bir defa bunu gözden geçireceğiz. Özellikle pazardaki ve ekonomideki gelişmeler tüketicilerin beklentileri bu süreç üzerinde etkili olacak. Bir şeyler olabilir ama bu yıl değil.
Burada hissedarların önemle üzerinde durdukları bir konu var, yatırımları özkaynakla yapmak. Bu kuralı da ihlal etmeden kendi kaynaklarımızla yapabileceğimiz doğru işler olursa onları gündeme alacağız.

Kriz satışlarınızı nasıl etkiledi?
Şarap krizin daha az etkilediği bir kategori çünkü tüketiciler markalarını daha geç değiştiriyorlar. Genelde gıdanın diğer alanlarında hemen bir alt grup ürüne geçiş olur. Temel etki olarak bakıldığında restoranlara giden sayısında bir azalma var. Yada kişi başı 150 TL hesap verilen mekanların müşterisi, kişi başı 50-100 lira arısında olan restoranlara kayıyor. Giden sayısı azalsa da tüketimlerinde bir azalma yok.

Yani satışlarınız azalmadı mı?
Restoranlar tarafında özellikle Premium grupta lüks restoranlar kısmındaki işimizde bir miktar etkilenme var. Buna karşın diğer tarafta ise görece bir artış var. Ekonomik olarak olmasa da miktar olarak bunlar birbirini telafi edecek durumda. Toplam tüketimde bir azalma beklemiyoruz, yapı biraz daha evlere kayıyor. Bu ortamda reklam yatırımlarının ve ürün lansmanlarının artması yönünde bir fon ayırdık ve plan yaptık. Birkaç yeni ürünün lansmanı olacak, yeni işbirlikleri ile portföyümüzü güçlendireceğiz.

Eski şirketten kimseyi transfer ettiniz mi?
Yol haritasını belirlerken buradaki beyaz yakalılarla yaptığım görüşmelerde onları daha yakından tanıma fırsatı buldum. Burada gerçekten çok iyi bir ekip var. İhtiyaç olmadığı sürece dışarıdan kimseyi istihdam etmedik. Yeniden yapılanmadaki bütün ihtiyaçları içeriden karşıladık. Tabii ki birçok tanıdığım ve birlikte çalıştığım arkadaşlarım var, çoğuyla da görüşüyorum. Prensip olarak ihtiyaçları içeriden karşılasak da ihtiyaç oldukça tabii ki dışarıdan da alabiliriz.

Eskiden ilgi duyduğunuz bir sektör müydü şarapçılık?
Şarapla tanışıklığım Danonesa döneminde oldu. Fransızlarla birlikte çalıştım, onlar için şarap çok farklı bir içecek ve hayatlarının her aşamasında var. Onlarla çalışmaya başladığım dönemlerde bütün yemek ve seyahatlerde şarap önemli bir konuydu. Ben de o konuyu çok bilmiyordum. Bu farkındalıktan sonra şarapla ilgili bütün kitapları okumaya başladım, bu üç-dört yıl sürdü. Tüketici olarak biraz da ilgili bir tüketici olarak yavaş yavaş bilgimi artırıyorum.

Dost meclislerinde şarap seçmeye başladınız mı?
Bu yavaş yavaş başlamıştı zaten. Şimdi herhalde daha da artacak. Ama hala buradaki arkadaşlar kadar henüz bilmiyorum. Hala şarap çalıştığım konulardan biri. Çok kolay öğrenilen bir iş değil. Arkadaşların bana dönük hazırladıkları eğitim programlarını takip ediyorum.

23 YILLIK SABANCILI
* 1985’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olan Erem, 1985 -1989 yılları arasında Exsa Export INC.’de, Kıdemli İhracat Yöneticiliği yaptı.
* 1989 - 1993 yılları arasında Susa’da Satış ve Pazarlama Müdürü, Marsa - Kraft Jacobs Suchard’da 1993 - 1995 döneminde Proser İş Birimi Grup Müdürü olarak görev yaptı. 
* 1995 yılında Satış Grup Müdürlüğü’ne atanan Erem, 1997 - 1998 döneminde Danonesa’da, 1999-2000 dönemlerinde Danonesa  Tikveşli’de  Satış Direktörlüğü ve Genel Müdür Vekilliği görevlerini sürdürdü.
* 2000 - 2004 yılları arasında Danonesa  İçecek Şirketi’nde Genel Müdürlüğe getirildi. Erem, Doluca’ya katılmadan önce 2004 - 2008 yılları arasında Gıdasa’da Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.

SIKI KOLEKSİYONER
• Adnan Erem’in Cumhuriyetin ilk dönemine ait kitap koleksiyonu var. İlk Latin alfabeleriyle yazılmış kitapları biriktiren Erem, hedeflerinden biri o döneme ait bazı kitapları okuyabilmek anlayabilmek için Osmanlıca öğrenmek.
• Binden fazla kitabı var. Her hafta bir saatimi sahaflarda geçiren Erem, Kitapların içine gömülüp kayboluyorum” diyor.
• Üniversite yıllarından beri bu alana ilgisi var.  Öğrenciyken okuldan birisiyle tanışmış kitapları seçerek aldığını ve biriktirdiğini görmüş ve ondan çok etkilenmiş. Öğrenci olarak bütün harçlığını bu alana yatırmış. Her hafta sonu en az bir saatimi sahaflarda geçiririm.
• Kitapların yanı sıra hem klasik ve Türk müziğinde olabildiğince geriye gitmiş. Taş plak ve gramafondan başlayarak biriktirmek dinlemek dinlettirmek en büyük keyfi.H er hafta sonu aile çevresiyle bir araya gelip yemek şarap ve müzik.
• Kişilik olarak pozitif biriyim ben stres kaynağı olmam ortada bir stres varsa alır onu bir şekilde yok ederim.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
1.50