İşte Portre: Dr. A. Tufan Diker
İlaç sektöründe artan işsizlik ciddi boyutlara ulaştı. Genesis İlaç Türkiye ortağı ve genel müdürü Dr. A. Tufan Diker’in, “Açtığımız pozisyona ortalama 20 bin başvuru alıyoruz” sözleri işin boyutunu gözler önüne seriyor
İŞ'TE İNSAN - 14.03.10
Feride Cem
feride.cem@sabah.com.tr
“Ya istihdam azalacak ya maaşlar…”
Yeni düzenlemeler nedeniyle ciddi istihdam kaybına uğrayan ilaç sektörü, 2010’a da sıkıntılı girdi. Yeni uygulamalarla 2009’u hayli çalkantılı geçiren sektör için 2010, yeni uygulamaları sindirme ve yeni strateji belirleme yılı olacak. Şüphesiz her uygulama günün sonunda istihdama yansıyacak. Yılın son çeyreğinde işsiz kalan binlerce sektör çalışanı, yeni yıla iş umuduyla girdilerse de tabloda olumlu bir değişiklik yok. Aksine yeni duruma uyum sağlamak için organizasyonlarını yeniden gözden geçirecek firmaların gündeminde yine istihdamda daralma var.
Geçen yıl ekim ayında Yönetim Kurulu Üyesi ve Pazarlama Satış Müdürü olarak görev yaptığı Genesis İlaç’ta, Genel Müdürlüğe atanan Dr. A. Tufan Diker de istihdam konusunda pek iyimser değil. Hatta sektörde beklenen yüzde 25 daralmanın aynı oranda istihdama yansıyacağını düşünüyor.
2001 krizi nedeniyle 14 ay işsiz kaldığı için bu psikolojiyi çok iyi anladığını söyleyen Diker’le, sektördeki değişimin istihdama yansıması üzerine konuştuk…
2010 yılına ilaç sektöründeki firmalar sıkıntılı girdi. İlk çeyrek itibariyle bu sıkıntılarda hafifleme oldu mu?
Maalesef bu yıl Türkiye ilaç pazarının yüzde 25’e yakın küçüleceğini tahmin ediyoruz. Çünkü reçeteli ilacın yüzde 90 - 95’inin alıcısı olan devlet ilaca ödeyeceği parayı azalttı. Bunun dışında neyle karşılaşacağımız belli değil. Dolayısıyla sıkıntılarımızın azaldığını söyleyemeyiz. Bu nedenle sürekli devinim halindeyiz. Keşke her şey akşamdan sabaha olsa, bitse ama değişimlerin devam etmesi bizi yoruyor. Her değişiklik ekstra maliyet yaratıyor.
Bu daralmanın istihdama olumsuz etkisinin süreceği tahmin ediliyor. Sizin bu konudaki beklentiniz nedir?
Geçen yıl pazar yüzde 10 -11oranında küçüldü. Bu, olduğu gibi istihdama yansıdı. 2010’da da yüzde 25 daralmanın aynı oranda istihdama yansımasını bekliyoruz. Firmalar şu sıralar organizasyonlarına yeniden bakıyor. Biraz daha ekonomik davranmaya çalışıyorlar. Bu da doğrudan istihdamda daralma yaratıyor.
Genesis ilaç olarak siz eleman azaltımına gidecek misiniz?
Biz geçen yıl beklediğimiz oranda büyüyemedik ama 2010’da büyümeyi planlıyoruz. Firma olarak bu daralmadan etkilenmeyeceğimizi öngörüyoruz. Geçen yıl boşalan kadrolarımızı doldurmadık ama bu sene büyük bir ihtimalle ilave alımlar yapacağız. Geçen yılın son günü Genesis olarak ilaç firması Alapis’le yeni bir ortaklık yaptık. Alapis’in portföyündeki bazı ürünleri Türkiye pazarına sunacağız. Bu yıl pazara vermeyi düşündüğümüz üç ürün var.
Onun için de yeni istihdam yaratmamız söz konusu.
İstihdam için düğmeye bastınız mı?
Evet, elektronik ortamlarda ilan vermeye başladık ve müracaatlar alıyoruz. Başvurular çok yüksek. İlk ilanı verdiğimiz gün -ki ilan öğleden sonra çıkıyor- iki bin kişi başvurdu. Her bir pozisyon için yapılan başvuru, 20 binlere ulaşıyor.
Sektörde yaşanan kıyıma rağmen, hala cazip olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Aslında ilaç sektörü son üç-beş yılda daha görünür hale geldi. Burada çalışan insanların ne yaptıklarını uzunca bir süre halkımız anlamadı. Bu nedenle de bir iş alanı olarak görülmüyordu. Ancak zamanla tercih edilir hale geldi. Burada çalışanların altında araba, üstünde iyi kıyafetler var ve iyi maaş alıyorlar. Ülkemizde bunlara herhangi bir çalışanın hemen sahip olması pek mümkün değil. Bana göre bu sektörde çalışanların biri, üç-beş yılda matriksin içine giriyor. Üniversiteden yeni mezun olup bu işe başlayan biri mesela üç yıl sonra beş yıldızlı otelleri beğenmemeye başlıyor, toplantıların yurtdışında olmasını talep ediyor. Bu insanlar, işini kaybedince matriksten geri çıkıyor ve ciddi sıkıntılar çekiyorlar. Özellikle İstanbul dışında bu insanlara zengin gözüyle bile bakıyorlar. O kadar müracaatın bir nedeni de bu.
İş kaybının yanı sıra çalışanın gelirinde azalma oldu mu?
Çalışanların gelir seviyesi gün geçtikçe düşüyor. Üç yıl önceki kazançlarıyla şimdiki arasında ciddi fark var. Sektörümüz ya istihdamı azaltmak ya da koşulları düşürmek gibi bir yol ayrımında. Daha az adam çalıştırmak yerine daha çok adamın standartlarını düşürmeyi tercih edenler var.
Yıllardır sektörde olan biri olarak çalışanlarda ne gibi değişimler gözlemliyorsunuz?
Son üç-beş yıldır insanların değer vermeyi, vicdanı, birine güvenme duygusunu, sebat etmeyi unuttuklarını gözlemliyorum. Bu nedenle vicdan sahibi ve insani ilişkileri iyi olanlarla çalışmayı tercih ediyoruz. Yükselirken diğer insanları kırıp döken değil, bir ekibin içinde olduğunu fark edenlerle çalışmak istiyoruz.
“Memurluk bana göre değil”
• Lise eğitimini Kuleli Askeri Lisesi’nde tamamlayan Dr. A.Tufan Diker, üniversite eğitimini Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde tamamladı.
• Üsteğmen rütbesiyle ordudan ayrılan Diker, Ayvalık’ta muayene hekimliği yaptığı sırada temas ettiği ilaç sektöründen gelen teklif üzerine Eczacıbaşı İlaç’ta müdür olarak işe başladı.
• İş yaşamında askeri okulda okumanın büyük faydalarını gördüğünü söyleyen Diker, “Subay yetiştiren bu okulda bize -doğal olarak- lider olmayı öğrettiler. Sonuçta sizden uzun vadede kritik konularda karar vermeniz, bunları uygulamanız, uygulatmanız ve liderlik yapmanız beklenir” diyor.
• Ordudan ayrılması ile ilgili olarak “Bu insanların yapısıyla ilgili bir şey. Askeri okulda çok iyi bir eğitim aldık ama sıradan bir memur olmak istemedim. 15 - 20 yıl sonra ancak bir evi ve arabası olan bir emekli olmayı tercih etmedim. Doktorluğu da, memurluk olarak yapmak istemedim” değerlendirmesini yapıyor.
• Askerlikten ayrıldıktan sonra ailesi bile Diker’in tam olarak ne iş yaptığını anlayamamış. Yaklaşık 10 yıl sonra bir seminer vermek için yaşadıkları şehre gittiğinde ailesini de davet etmiş. “O zaman beni kürsüde gördüler ve gurur duydular. Bir daha dünyaya gelsem yine bu işi yaparım.” diyor.
• Öğrencilik yıllarından beri voleybol oynayan Diker, yüksek teknik gerektiren bu oyunun da yöneticiliğine katkıda bulunduğunu düşünüyor.
“İşsizin halinden anlarım”
Bir firma ortağı ve yöneticisi olarak sektörünüzde bu kadar çok işsiz olması canınızı sıkıyor mu?
İşsizlerin halinden çok iyi anladığımı düşünüyorum. Çünkü 2001 krizinden önce birkaç yerden transfer teklifi aldım. Son aşamaya geldiğim için de işimden ayrıldım. İki gün sonra 2001 krizi çıktı. Bütün kadrolar donduruldu ve tam 14 ay işsiz kaldım.
İşsizlerin halinden anlıyorsunuz yani?
Uzunca bir süre –ki hala öyle- televizyondaki ekonomi ve işsizlikle ilgili programları seyredemiyordum. Bu büyük bir travma. Genelde iş için müracaat ettiğim her yerde overqualified (aşırı nitelikli) bulundum. İyi de bu ne demek? Ben iş arıyorum… Neyse sonuçta bulunduğum yere bakınca böylesi daha iyiymiş diye düşünüyorum.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin