Ana Sayfa | İŞ'TE İNSAN Gazete | İş'te Portre | İş'te Portre: Hermann Butz

İş'te Portre: Hermann Butz

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
İş'te Portre: Hermann Butz

Otomotiv yedek parça üreticisi Bosch Genel Müdürü Hermann Butz’a göre ÖTV indirimi, “geç alınmış, yarattığı hareketlilik de geçici” bir önlem. O, sektörün ancak gelecek yılda toparlanmaya başlayacağını tahmin ediyor

İŞ’TE İNSAN – 22.03.09
Feride CEM
feride.cem@sabah.com.tr

“İyileşme trendi ancak 2010’da başlar!”
Krizin en fazla etkilediği sektörlerden biri de hiç şüphesiz otomotiv oldu. Krizle birlikte dev otomotiv firmaları üretim durdurarak binlerce kişinin işine son verdi. Bu firmaları kurtarmak için devletler kara kara düşünüyor ama henüz ortada somut bir adım yok. Otomotivdeki daralma yan sanayicileri de kıskaca almış durumda. Dünyanın en büyük bağımsız otomotiv yedek parçası üreticisi Bosch Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Hermann Butz, sektöre paralel bir daralma yaşadıklarını söylüyor.

“Realist olmak zorundayız 2009, 2008’den iyi bir yıl olmayacak” diyen Butz, iyileşme belirtileri için 2010’u hedef almış. Butz, otomotiv sektörünün içinde bulunduğu darboğazın aşılması için alınan ÖTV indirimini “geç kalınmış bir tedbir” olarak değerlendiriyor. Bu tedbirin sektörde kalıcı bir iyileşme yaratmasını beklemeyen Butz’la otomotiv sektörünün içinde bulunduğu durumu ve geleceği üzerine konuştuk.

Görünen o ki Butz pek de iyimser değil. Zaten kendisi de “iyimser değil, realist olduğunu” söylüyor. Ne kadar Türkçe konuşsa da o bir Alman. Dolayısıyla duygularıyla değil, somut verilerden hareketle tahmin yürütüyor.

Global krizin en fazla etkilediği otomotiv sektörüne yedek parça üreten bir firma olarak 2009’dan neler bekliyorsunuz?
2009 kesinlikle zor bir yıl olacak. Çünkü tüm dünyada ekonomide büyük sıkıntı var. Finansta başlayan kriz, reel sektörü ciddi anlamda etkiliyor. Kimse para harcamak istemiyor. İnsanlar “İş yerim sağlam mı, yarın hala gelirim olacak mı” diye düşünüyor ve daha az para harcıyor. Herkes “Hayat zor, dünya kötü” diyor. Hepimiz böyle dediğimiz için de hakikaten ortaya kötü bir tablo çıkıyor. Dolayısıyla ekonomide bu yıl bir iyileşme beklemiyorum.

Sektörünüz özelinde tablo daha da kötü…
Otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren, dünyanın en büyük bağımsız otomotiv yedek parçası üreticisiyiz. Dünyanın her yerine mal satıyoruz. Her yerde bir kriz olduğu için herkes siparişleri kesiyor. Bütün OEM (Original Equipment Manufacturer) müşterilerimiz üretim durduruyor, fabrikalar kapanıyor. İlk üç ayda Avrupa’daki otomobil fabrikaları toplam 950 gün kapalı kaldı. Böyle bir şey varken yan sanayi olarak bundan etkilenmemiz mümkün değil. Sektör olarak yukarıdan yere düştük, tekrar V şeklinde yukarı çıkmamız mümkün değil. U şekilde yükselme bekliyorum. 2010 - 2011’de bir iyileşme trendine girebiliriz. Realist olarak baktığımda 2007 - 2008’deki yüksek ciroları, önümüzdeki üç - dört yılda tekrar göremeyeceğimizi düşünüyorum. 2009’un, 2008’den daha iyi bir yıl olmayacağı kesin. Bunun için rakamlara bakmak yeterli.

Yılın ikinci yarısında kısmi bir toparlanma beklentisi var. Bu görüşe katılıyor musunuz?
2009’un ikinci altı ayında hafif bir iyileşme yaşanabilir ama yılı kurtaracak bir iyileşme olmayacağı kanaatindeyim.

Bu kötü dönemi minimum hasarla atlatmak için neler yapıyorsunuz?
Zaten krizden önce gereken tedbirleri almaya başlamıştık. Çünkü haziran -temmuz aylarındaki gelişmelere bakarak böyle bir durumu öngörmüştük. Ağustos - eylül aylarında kriz bizi vurdu. Geçen yazdan itibaren üretim hacmimizi yavaş yavaş azalttık, bu nedenle stok durumumuz kötü değil. Şu anda gelen siparişleri yeni üretimle kapatıyoruz.

Otomobil üreticileri gibi stokla çalışmamak için zaman zaman üretimi durduruyor musunuz?
Bursa’da iki büyük fabrikamız var. Burada zaman zaman üretime ara vererek bu yıl, 10 gün kadar fabrikaları kapalı tuttuk. Gelişmelere paralel olarak duruma bakacağız. İşçilerimiz ve sendikayla oturup ve bir paket hazırladık. Büyük bir ihtimalle yılsonuna kadar problemsiz gideceğiz.

Paketin içeriğini biraz anlatır mısınız?
Bosch Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin yaklaşık beş bin çalışanı var. Sendikayla birlikte ‘gönüllü ayrılma programı’ hazırladık. Temmuz 2008' den bugüne kadar yaklaşık 500 kişi görevinden ayrıldı. Bunun çoğunluğu, sözleşmesi uzatılmayan ve gönüllü ayrılanlardan oluşuyor. Hedefimiz yılsonuna kadar eleman çıkarmadan yolumuza devam etmek.

Şu sıralar pek çok firmanın en kolay çözüm olarak izinleri kullandırdığını biliyoruz. Siz izinler konusunda nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?
Biz piyasada kullanılan metotların tamamını kullanıyoruz. Çünkü herkes biliyor ki bunu kötü niyetten yapmıyoruz. Hedefimiz, çalışanlarımızı çıkartmamak. Bunun için öncelikle geçmiş dönem ya da şimdiden 2009 izinlerini kullandırıyoruz. Bu çok pratik bir çözüm. İnsanlar da “İşimi kaybetmeyeyim, iznim olmasın” diyor.

Eksik mesaileri nasıl telafi edeceksiniz?
Personelimizin haftada 45 saat çalışması gerekiyor. Ancak bir elemanımız 36 saat çalıştıysa ondan dokuz saatlik bir alacağımız oluyor. Bunun için maaşından kesinti yapmıyoruz. İleride işler düzeldiğinde yapacağı mesailerle bu süreyi bize ödemesini istiyoruz. Bunu birçok firma yapıyor. Zaten bu, Avrupa’da kullanılan bir yöntem. Şu anda tüm sanayi krizde; dev şirketler batıyor dolayısıyla insanlar şirketini kurtarmak için her türlü özveride bulunuyor. Hayat devam ettiği için herkes gelir garantisi istiyor, bu anlaşılabilir bir durum.

Sadece iç piyasada değil, tüm dünyada otomotiv sektörü büyük sıkıntı içinde. Bu durum ihracatınıza nasıl yansıdı?
Üretimimiz, yüzde 40 – 45 iç piyasaya, yüzde 55 – 60 ihracata yönelik. Otomotiv sektörü tüm dünyada kötü durumda olduğu için ihracatlarımız azalıyor. Lokal piyasadaki daralmayı yoğun olarak hissediyoruz. Öte yandan doğrudan ihracatta da ciddi bir daralma var. Araba üretilmiyorsa motor üretilmiyor, motor üretilmiyorsa da bizim enjeksiyon sistemlerimiz alınmıyor.

En büyük ihracat pazarlarınız nereleri?
Pazarlarımız Avrupa, Amerika ve Asya olarak sıralanıyor. Krizden en fazla Amerika satışlarımız etkilendi. Avrupa’daki en büyük pazarımız Almanya. Asya’da Hindistan ve Çin’e ürün satıyoruz. Oralar da krizden etkilendi ama en erken bu iki pazarda canlanma bekliyoruz. İlk olumlu sinyaller gelmeye başladı, kalıcı bir toparlanma ancak yılsonunda olabilir. Öncelikle Çin için hızlı toparlanma beklentimiz var.

İç piyasa satışlarınız çok daraldı, ihracat yine öyle… Bu durum kapasite kullanımını nerelere kadar düşürdü?
Kapasitemiz, otomotiv sektöründe olduğu gibi çok düştü; yüzde 20 - 50 arasındaki kısmı kullanıyoruz. Oysa rekabetçi maliyetlerle pazara ürün sunmak istiyorsanız kapasitenizde boşluk olmaması lazım. Çünkü boş kapasite, en pahalı kapasitedir.

Krizle birlikte yatırım planlarınızı askıya aldınız mı?
Yatırım planlarımız orta ve uzun vadelidir. Bir çeyrek için ya da bir yıl için plan yapmayız. Bu nedenle yatırımlarımızı durdurmadık, devam ediyoruz. Örneğin geçen yıl başladığımız püskürtme sistemi ile ilgili yatırımımıza devam edeceğiz. 28 milyon euroya mal olacak bu yatırımı, birkaç ay sonra tamamlayacağız. Yeni ürünler ve yeni teknolojilere yatırımlara devam ediyoruz ama yatırım hızımızı araba kullanmaya benzetebiliriz. Hava güneşliyken arabayı daha hızlı kullanırsınız ama hava yağmurluyken daha yavaş ve dikkatli kullanırsınız. Aynısı yatırımlar için geçerli. Bosch global, her yıl cirosunun yüzde 9’unu Ar-Ge yatırımlarına ayırıyor. Bu da 4 milyar euroya tekabül alıyor. Bunun karşılığında, örneğin geçen yıl 3 bin patent aldık.

Favorisi kuru fasulye ve mangal
• 1967 yılında Almanya’da doğan Hermann Butz, Almanya’da Göttingen Üniversitesi’nde ve Los Angeles California Üniversitesi’nde iktisat eğitimi aldı. Göttingen Üniversite’sinde yüksek lisansını tamamladı.
• 1992 yılında Bosch Grubu’nda Management Trainee olarak çalışmaya başladı. 1994 – 1995 yılları arasında Manisa’daki Bosch Isıtma Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdür Asistanı olarak yaptı. Şirketteki süresinin 12 yılını Türkiye’de geçirdi.
• 1 Eylül 2007 itibariyle Bosch Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Genel Müdürlüğü’ne getirilen Butz, halen bu görevi yürütüyor.
• Çok iyi Türkçe konuşan Butz, kısa bir kursa gitmiş ama günlük yaşamın içinde duya duya Türkçe konuşmayı öğrendiğini söylüyor.
• Uzun zamandır Türkiye’de yaşıyor olmasına rağmen hala zaman kavramını çok rahat kullanmamıza şaşırdığını söylüyor. Özellikle evine çağırdığı ustaların “hemen geleceğim” deyip ertesi gün gelmelerine alışamamış.
• Türkleri, “genellikle çok yardımsever ve güler yüzlüler” diye tanımlıyor.
• Türk mutfağını çok seviyor. Favori yemekleri kuru fasulye, balık ve mangal.
• En çok sevdiği bölge ise Ege. Bunda eşinin İzmirli olmasının da etkisi olduğunu düşünüyor.

ÖTV indirimi stokları eritir
Otomotiv sektörüne ciddi bir nefes aldırması beklenen ÖTV indirimi kararının size yansıması nasıl olur?
Bu tedbirler iyi ama geç kalındığını düşünüyorum. Çünkü insanlar paralarını bir yerlerde kullanmaya başlamışlardı. Dolayısıyla şu anki indirimler ancak stokları eritir. Üretim için gerçekten bir teşvik sağlamayacağını düşünüyorum. Şu anda firmalar bitmiş ürünlerini satıyor. Türkiye’de 150 - 200 bin araç stokta duruyor. Böyle bir ÖTV indirimiyle herkes stoklarını eritecek. Bunlar eridikten sonra tekrar üretim gündeme gelebilir. Dolayısıyla bu programın sürdürülür, kalıcı bir çözüm olmayacağını düşünüyorum. Yani kimse böyle bir teşvikle istihdam sorununun çözülmesini beklemesin. Çünkü limitli yani kısa bir krizde değiliz. Bu kriz, uzun ve büyük olacak.

Sizin kalıcı çözüm öneriniz ne?
Hükümetin vergi üzerinden bir çözüm getirmesi lazım. Ayrıca esnek çalışma konusu çok önemli. Kesinlikle vergi sistemi gözden geçirilmeli. Kimi arabalarda yüzde 80’lerin üzerinde vergi var. Bana göre bütün sistematiğe yeniden bakılması lazım. İstihdam yaratmak için sanayinin güçlendirilesi şart. Global çerçevede rekabet gücü elde etmeliyiz.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
5.00