Ana Sayfa | İŞ'TE İNSAN Gazete | İş'te Portre | İşte Portre: Metin Yurdagül

İşte Portre: Metin Yurdagül

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
İşte Portre: Metin Yurdagül

“Margarin artık bildiğiniz gibi değil” diyen Metin Yurdagül, bir dönemin popüler gıda ürünü margarine iade-i itibar sağlamak için sıkı çalışıyor. Trans yağ oranı yüzde 1’in altına düşen margarinden “özür dileyen profesörler bile var” diyor

Margarinin en ateşli savunucusu

Sektördeki tecrübesiyle Henkel ve Ülker’deki uzun soluklu görevleri sayesinde gıda sektörünün yakından tanıdığı bir isim Metin Yurdagül... Üç yıldır Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği (MÜMSAD) başkanlığını yürütüyor. Genelde bu tür derneklerde alışık olduğumuz üzere sessiz sedasız bir başkanlık değil onunki. Margarin kullanımı ile ilgili ses getiren kampanyalara imza atıyor, sağlık ve beslenme konularında karar verici konumdaki kişilerle temasa geçiyor, en ateşli margarin karşıtı doktor ve diyetisyenlerle görüşüp dernek üyesi firmaların ürettiklerinin “bildiğimiz margarinler olmadığını” anlatmaya çalışıyor.

Amacı, eskiden sofralardan eksik olmayan, bir neslin ekmeğine sürerek büyüdüğü margarine tahtını geri vermek. “Önceliğimiz halkı bilinçlendirmek” diyen Yurdagül, kampanyalarla margarin algısının olumlu yönde geliştiğini söylüyor. Çalışmalarına devam edeceklerini söyleyen Yurdagül’le pazar büyüklüğü 1 milyar doları aşan margarinin ‘günah ve sevapları’ üzerine konuştuk…

Artık insanların evinize margarin sokmama derdi var. Ama siz MÜMSAD olarak bu algıya karşı bir kampanya yürütüyorsunuz. Neden?
Bu konuda uzman olan da, olmayan da görüş bildiriyor. Hatta gazetelerin sağlık sayfalarında yazılar yazılıyor. Bildikleri konuda yazsalar memnun oluruz ama burada durum tersi. Margarin en çok itham edilen, en çok önyargıya muhatap olan gıda maddesi. Tam 141 yıllık geçmişi olan bu ürün de, her besin maddesi gibi çeşitli evrelerden geçti. 1990’ların ortasına gelindiğinde “trans yağ” diye bir şey keşfedildi.

Asıl kıyamet de buradan koptu zaten… Tam olarak nedir trans yağ?
Hidrojenasyon sırasında sıvıyağ kısmen sertleştirilirken, bir miktar trans yağ oluşuyor. 1995 yılına kadar trans yağın sakıncalı bir tarafının olduğu bilinmiyordu. Bilim dünyasındaki gelişmeler bunun riskli olduğunu ortaya koydu. Yani margarinin kardiyovasküler risk taşıdığı tespit edildi. Teknoloji hemen buna karşı gardını aldı, çalışmalar yapıldı ve trans yağsız margarin üretimi sağlandı. 1999’da bazı büyük şirketlerin markaları trans yağsız üretime geçti. Bu, büyük bir yatırım meselesi. Dünyanın daha birçok ülkesinde bilinmiyor dahi olabilir.

Türkiye’deki margarinlerin içeriğindeki trans yağ durumu ne?
MÜMSAD da zaten bu amaçla kuruldu. 2004 yılında kurulan ve halen toplam 16 firmadan oluşan 31 üyeli derneğimizin kurulduktan sonra önceliği bu işin peşine düşmek oldu. 2006 sonunda üye firmaların hepsi trans yağ sorununu halletmişti zaten. Bunun üzerine bakanlığa müracaat edip trans yağı anlattık, seminerler yaptık. 2007’nin ortalarında etiketleme tebliği değişti. Bu tebliğe göre üründeki transyağ yüzde 1’in altındaysa üzerine “transyağ içermez” diye etiket basmak mümkün oldu. Bizim üye firmalarımız şu anda bu etiketi kullanıyor. Zaten bu firmalar halen pazarın yüzde 90 - 92’sini oluşturuyor.

Margarindeki yüksek miktardaki trans yağın zararlı olduğu anlaşılınca insanlar mesafeli durmaya başladı. Belki de henüz bilinmediğimiz başka zararları da olabilir diye düşünüyor olabilirler…
Ürünün kullanıldığı ilk gününden bu yana teknoloji ve tıp büyük ilerleme var. İsterseniz su için bile bir şeyler bulabilirsiniz. Zaten her şeyin fazlası zarar. Günde onlarca elma yeseniz, o da faydalı olmaz.

Yine de “rüştünü ispatlasın da ondan sonra tüketelim” diyenler olabilir…
O zaman her şeyden korkabiliriz, önyargılı yaklaşabiliriz. Aslında her şey için bu tip şeyler deniyor ama margarinde tuttu. Oysa hiçbir araştırma, “margarin insanı öldürür” demiyor.

“Margarin, bildiğiniz margarin değil” diyorsunuz kampanyanızda. Anlatmayı başardınız mı bu iddianızı?
Kampanya öncesinde ve sonrasında bir algılama araştırması yaptık. İkisi arasında dağlar kadar fark çıktı. Mesela “Margarinde kolesterol var mıdır” sorusuna verilen “yoktur” cevabı, 19 puan arttı. Algılamada bir gelişme var diyebiliriz. Biz bu kampanyayla margarinin çok modernleştiğini anlatıyoruz çünkü.

Bir de doymuş yağ meselesi var… Hala pek çok kişinin ne olduğunu bilmediği bir konu bu…
Oda sıcaklığında katı görünümde olan yağa doymuş yağ diyoruz. Bunun kimyasal tanımı farklı. İnsanların günlük enerjilerinin yüzde 33’ünü yağdan almaları gerekiyor. Bunun da üç parçaya bölünmesi lazım. Yani bunun üçte biri doymuş yağ, diğer üçte biri tekli doymamış yağ, geri kalan bölüm ise çoklu doymamış yağ olmalı.

Ne demek bunlar?
Her yağda bu üç tip asit vardır. Margarin=doymuş yağ=katıyağ kesinlikle değildir. Margarin de bütün yağlar gibi bir miktar doymuş yağ içeren bir yağdır. Ayçiçek, zeytinyağı ve kanola yağı gibi likit yağlar içinde yüzde 7 doymuş yağ içeren de, yüzde 17 içeren de var. Margarinin kasesini alırsan bunun içindeki doymuş yağ miktarı, yüzde 15 - 17 arasındadır. Yani likit yağından farkı yok bu anlamda. Çünkü teknoloji bize bu imkanı sağladı. Pakette bunu yapamazdık, kase buna imkan sağlıyor. Türkiye’de margarin bitkisel ürünlerden yapıldığı için içinde kolesterol kesinlikle yok.

Trans yağ kolesterole sebep oluyor ama?
Şimdi margarinde trans yağ da, yüzde 1’in altında. Dolayısıyla böyle bir riskten söz etmek mümkün değil. Yani kardiyovasküler risk yaratacak sebepler de ortadan kalktı. Amerikan Kalp Cemiyeti (American Heart Association), “margarin, dengeli beslenmede vazgeçilmeyecek bir alternatiftir” diyor. Dünya Sağlık Örgütü de aynı şeyi söylüyor. Biz de zaten “her şeyi bırakın margarin yiyin” demiyoruz. “Margarin kötüdür, zararlıdır” diye düşünerek sofranızdan kaldırmayın diyoruz o kadar. Ama seçiminiz farklı olabilir buna diyecek bir sözümüz yok.

Trans yağ oranının yüzde 1’in altında olması standardını kim belirledi?
Beslenme uzmanları… Çünkü teknik olarak zaten sıfır olması mümkün değil. Bunun yanı sıra insanların günlük enerjilerini trans yağdan almalarının da zararlı olmadığı kanıtlandı. Zaten bu sadece yağdan alınacak diye bir şey yok; sütten ya da etten de alabiliriz. Çünkü geviş getiren hayvanların doğasında trans yağ vardır.

Margarinin bir işlemden geçiyor olması da olumsuz nokta olarak görülüyor...
İşlemden geçmeyen ne var? Sokak sütçüsüne mi gedeceksiniz? Onun işlemi de su ilave etmek şeklinde oluyor.

Pek çok insanın margarinle ilgili algısı oldukça olumsuz. İşiniz epey zor olacak gibi…
Evet ilk etapta insanlar “ben kullanmıyorum” dediklerinde işimiz zor. Ancak işin ‘niye’sine geçtiğinizde, dördüncü soruda olay değişiyor. Biz de mümkün olduğunca geniş kitlelere anlatmaya çalışıyoruz.

Türk müziği ile ilgileniyor

• 1938 doğumlu Metin Yurdagül, İstanbul Erkek Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Kimya Yüksek Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi.

• Sümerbank Konya Ereğli fabrikasında meslek hayatına başlayan Yurdagül, Henkel Turyağ’da 25 yıla aşkın süre çalıştı. 1992’de Teknik Genel Müdür Yardımcısı’yken Ülker Grubu’na katılarak Besler Yağ ve Margarin Fabrikası’nı kurdu.

• Besler Genel Müdürlüğü’nün ardından grubun çeşitli şirketlerinde genel müdürlük, icra kurulu üyeliği, gıda grubu başkanlığı ve yedi yıl süre ile de grup sözcülüğü yaptı.

• Halen Ülker Grubu’nun İstişare Konseyi Üyeliği, çeşitli şirketlerin Yönetim Kurulu Üyeliği veya Başkanlığı’nı yürütüyor.

• Üç yıldan beri MÜMSAD’ın Başkanlığı’nı yürüten Yurdagül TÜSİAD, YASED, BYSD, NÜD, AOCS (Amerikan Yağ Kimyacıları Derneği) ve BJK kongre üyesi.

• Evli ve iki çocuk babası Yurdagül’ün dört torunu var.

• Görevinin ilk yıllarında kimya öğretmenliği de yapan Yurdagül, öğrenmeyi ve öğretmeyi çok seviyor.

• Türk müziğini çok seven Yurdagül, ara sıra fasıllara katılmaktan keyif aldığını söylüyor.

Yıllık toplam tüketim 20 kilogram

Margarini aklamak için yürüttüğünü çalışmalar tüketimi artırdı mı?
Evde kullanılan margarin tüketimi sabit devam ediyor. Kişi başı yıllık tüketim, 2.2 kilogram. İngiltere’de bu 8, Belçika ve Hollanda’da 26, Singapur’da ise 45 kiloya kadar çıkıyor. Ancak bütün yağlar toplandığında kişi başı yıllık tüketim 20 kiloya kadar çıkıyor. Dünya ortalaması 21 kilo yani toplamda dünya ortalamasına çok yakınız.

Zeytinyağı ve tereyağının fiyatının margarinden daha yüksek olması krizde tüketimi artırdı mı?
Bu işin ekonomik tarafı var. Tabii ki margarin daha ucuz. Zaten artık sadece tereyağı tüketmeye karar verseniz, Türkiye’de fiziksel olarak böyle bir imkan yok. Bu dünya için de geçerli.

 

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0