İşte Portre: Willem Rozenberg
Ocak ayında Philisp’in CEO’luğuna getirilen Hollandalı Willem Rozenberg’in en önemli gümdemi fark yaratmak! Yeni CEO bunu ancak yetenekli çalışanlarla yapabileceğine inanıyor
İŞ'TE İNSAN - 16.05.10Feride Cem
feride.cem@sabah.com.tr
“Önceliğimiz yetenekli çalışanları bulmak”
Ocak ayında Philips’in Türkiye operasyonlarının başına CEO olarak atanan Willem Rozenberg, fark yaratmak konusuna odaklanmış. Tüm dünyada şirketlerin rekabet ortamında öne geçmek için fark yaratmalarının şart olduğunu söyleyen Rozenberg, “bunu da ancak çalışanlarınızla yapabilirsiniz, bu yüzden de önceliğimiz eğitim olacak” diyor.
32 yıldır Philips’te çalışan Rozenberg, bundan önce birçok farklı ülkede görev yapmış bir yönetici. Bu nedenle de ülkelere göre değişen çalışan profilini yakından gözlemleme şansı bulmuş. Türkler için “Her çalışanı kendi kültüründe değerlendirmek gerekiyor. Öncelikle Türklerin çok çalışkan olduğunu söyleyebilirim. Duygularını işe yansıtıyorlar. Bu da bence sağlıklı bir durum” değerlendirmesinde bulunan Rozenberg’le krizle birlikte değişen koşulların iş yaşamına etkisi üzerine konuştuk.
Türkiye’deki görevinize başladıktan sonra nasıl bir yol haritası belirlediniz?
Bu pozisyona atanmak beni çok memnun etti. Benim için Türkiye’de olmak çok önemli. Bu atama hem benim hem de Philips’in daha ileriye gitmesini sağlayacak. Zaten şirketimizin dünyadaki pozisyonu çok kuvvetli, Türkiye’de de buna paralel bir durum var. Hem güçlü bir stratejimiz hem de güçlü bir portföyümüz var. Bu nedenle 2010’da ve önümüzdeki yıllarda çift haneli büyümeler hedefliyoruz. Geçen yıl dünya genelinde satışlarımızda yüzde 10 düşüş oldu. Buna rağmen nakit akışı oldukça güçlü bir şirket olarak bu yıl çift haneli büyüme hedefliyoruz. Büyümede özellikle yetenekli çalışanlarımızın büyük katkısı fazla olacak.
“Yetenekli çalışan”dan kastınız ne?
Biliyorsunuz iş yaşamında koşullar sürekli değişiyor. Bu değişen şartlara uyum gösterme ve adapte olmaları amacıyla çalışanlarımızı yetiştiriyoruz. Bunun yanı sıra aradığımız özelliklere sahip kişileri bünyemize katmaya devam ediyoruz.
Yetenekli çalışanı herkes istediği için onları bulmak ve elde tutmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Oysa müşteriye taahhüt ettiğimiz sonuçları alabilmemiz için bu kişiler bizim için çok önemli. Motive çalışanlara sahip olmak ve takım çalışması konularına odaklandık. Bu kapsamda geçen yıl başlattığımız “Willing to win” “Kazanmak için çalışmak” uygulamasını fazlasıyla önemsiyoruz. Bu uygulama ile “neyi yaptığımız” kadar “nasıl yaptığımız” sorusunun yanıtını arıyoruz. Oysa bugüne kadar daha çok neyi yaptığımıza bakıyorduk. Şimdi işin “nasıl” kısmını da fazlasıyla önemsiyoruz.
Kriz bunu öne çekmenizi sağlayan bir faktör oldu mu?
Hayır olmadı ama kriz döneminde buna daha çok odaklanmaya vaktimiz oldu.
Çünkü bütün firmalar ayakta kalabilmek için bir fark yaratmak zorundalar. Biz de bu farkı çalışanlarımızla yaratmak istiyoruz. Bu da ancak çalışanlarınızı eğiterek yaratabiliriz diye düşünüyoruz.
“20 çalışanımız yurt dışında”
Çok uluslu bir şirket olarak çalışanlarınıza yurt dışında kariyer imkanı sunuyor musunuz?
Dünya genelinde 115 ülkede faaliyet gösteren Philips’in 116 bin çalışanı var. Türkiye’de ise 275 çalışanımız var. Yurt dışında çalışma konusu bizim teşvik ettiğimiz bir yaklaşım. Çok uluslu bir firma olduğumuz için çalışanlarımız zaten farklı ülkelerde, farklı sektörlerde görev yapma talebinde bulunuyorlar. Biz de bunu destekleyici sistemlerle onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Şu anda 20’ye yakın çalışanımız farklı ülkelerde görev yapıyor. Bu daha çok yönetici ve uzman seviyesinde oluyor.
Peki atamalarınızı daha çok içeriden mi, dışarıdan mı yapıyorsunuz?
Bizim önem verdiğimiz konu bütün açılan pozisyonlar için “talent –yetenek” dediğimiz kişileri bulup alabilmek. Hepsinde başarılı olamasak da bunu yapmaya devam ediyoruz. Bütün boş pozisyonları öncelikle içeride duyuruyoruz. Buraya aday olan çalışanlarımız İK’ya müracaat ediyorlar. Üç farklı sektörde faaliyet gösterdiğimiz için bu süreç onların farklı alanlarda tecrübe kazanmalarını sağlıyor. Çünkü her sektörün farklı kültürü ve farklı çalışma modelleri var. Bizim 2x2x2 (iki sektör, iki fonksiyon ve iki ülke) dediğimiz bir projemiz var. Yüksek potansiyelli kişilerin bunun tamamını yapmış olması gerekiyor.
“Yemekleriniz çok fantastik”
* Ocak ayında CEO’luk koltuğuna oturan Rozenberg, profesyonel kariyerine 1978 yılında Hollanda, Eindhoven’de Philips Healthcare Teknik Servis Hizmetleri Birimi’nde başladı.
* 1982 yılında getirildiği Satış Müdürlüğü’nün ardından, 1987 yılında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Ülke Satış Müdürü oldu.
* Kısa bir dönem Hollanda’da görev yapan Rozenberg’in, 1993 yılında Orta Doğu Bölgesel Kalkınma ve Geliştirme Müdürü olarak Türkiye’ye atandı.
* 1996’da BAE, Dubai’de Körfez Ülkeleri Bölgesi Genel Müdürü olarak görevlendirildi.
* 1999 yılının sonlarında Sub Sahara Afrika Bölgesi Genel Müdürü olarak Johannesburg’a atandı. Daha sonra Philips Healthcare Türkiye, Güneydoğu Avrupa ve Kafkaslar Genel Müdürü olarak görevlendirildi.
* Willem Rozenberg bundan sonraki dönemde Philips Healthcare Güneydoğu Avrupa ve Türkiye Genel Müdürlüğü’nün yanı sıra Türkiye
CEO’su olarak görev yapacak.
* Türkiye’de birçok şey zaman içinde değiştiğini gözlemleme şansı bulan Rozenberg, “Örneğin dolmuş sayısının azalması önemli. Bu modernleşme içinde Türkiye’nin kendine özgü karakteristiklerini kaybetmeyeceğini ümit ediyorum” diyor.
* “Türkiye’de olmak çok iyi bir duygu” diyen Rozenberg, Türkiye’deki farklı kültürlerden etkilendiğini söylüyor. Rozenberg’in “oldukça fantastik” diye tanımladığı Türk yemeklerinde favorisi ise meze-balık, iskender kebap ve lahmacun.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin