İŞ'TE BİR GÜN: Kaptan pilotun seyir defteri
Ali Faruk Yalap ve Ersin Erdal kaptanlar, pilotluk mesleğini disiplini ve hareketi seven herkese öneriyorlar. İşte profesyonellerin gözünden en gözde mesleklerden biri olan pilotluk…
İŞ’TE İNSAN
Toplumda saygın bir konuma sahip olan pilotluk, aynı zamanda hareketli bir meslek olması ve son dönemde özel hava yolu şirketlerinin açılıp talebin artmasıyla bir hayli popüler.
Gelelim kaptan pilotun bir gününe… Bu haberde bize Onur Air pilotlarından Ali Faruk Yalap ile Ersin Erdal eşlik etti. Kaptanlarımızla Salı günü İstanbul-Adana ve Adana-İstanbul seferlerini beraber yapmak için sözleştik. Bunun üzerine saat 15:00’teki için uçuştan bir buçuk saat kadar önce dispeçte (yer harekat çalışanlarının ofisi) buluşuyoruz. Oradan yer uçuş kontrol odasına geçtik. Bundan sonrası ise şöyle gelişiyor:
Görevliden uçuş bilgilerini içeren zarfı alarak kontrol eden Ali Faruk Yalap, ilk sözü alarak bir pilotun görevinin uçakta değil yerde başladığını belirtiyor. Yalap kaptan, “Zarfta uçuş bilgileri yer alır. Ben bunları kontrol ederim. Tüm bilgilerin eksiksiz olarak yer aldığını gördükten sonra uçuş ekibimle tanışıp uçağa doğru yöneliriz“ diyor.
İki kaptan ve ekip havaalanındaki apron kapısından çıkarak uçağa gidiyor. Bu genellikle uçuştan bir saat önce yapılan bir işlem. Birinci ve ikinci kaptanımız, onların ardından ben de kabindeki yerimi alıyorum.
Bir kontrol listesi var
Kaptan pilot ve ikinci pilotun bundan sonraki görevi ise uçuş öncesindeki tüm kontrolleri yapmak. Bu da yaklaşık bir saat kadar sürüyor. Bir yandan uçağa yakıt yüklenirken diğer yandan her iki kaptan tüm panelleri kontrol ediyor, uçuş öncesindeki testleri yapıyor. Burada hemen şunu belirtmekte yarar görüyorum. Her iki kaptanda da yolcular alınmadan önce yapılacaklar, kapılar kapandıktan sonra yapılacaklar, kalkış öncesi, kalkış ve sonrası olmak üzere tek tek her aşamada yapılması gerekenlerin yer aldığı bir kontrol listesi yer alıyor. Bu sıra takip edilerek bir sonraki aşamaya geçiliyor her seferinde.
Bizim yaptığımız iş büyük bir sorumluluğu beraberinde getiriyor diye söze başlayan Yalap kaptan, “Uçakta tam kapasite olduğunda 172 yolcu yer alıyor. Altı da mürettebat var. Bir de siz. 179 kişi. Bir uçuşta yaklaşık 180 kişinin artı bu kişilerin birinci derecede yakınlarını da düşünürseniz yüzlerce kişinin sorumluluğunu üstleniyorsunuz. Dolayısı ile biz sanıldığı gibi istediğini yapan kişiler değiliz. Belirli görevler manzumesini sırasıyla yerine getiriyoruz“ diyor.
Ve kalkış izni alınıyor…
Evet, teknik kontrollerin tamamlanmasının ardından yer hizmetlerinden bir operasyon görevlisi gelerek kaptana yolcu durumu ve özel durumlu yolcu olup olmadığı konusunda bilgi veriyor. Görevli 80 yolcunun olduğunu belirttikten sonra kaptanımız arka kapıdan yolcu almaya gerek olmadığını ve kalkıştan yarım saat önce yolcu kabulüne başlanabileceğini söylüyor. Bu arada teknik kontrollerin de bitmesiyle kaptanımız teknik defterine imzasını atıyor. Bunun ardından yolcuların uçağa alınabileceğini kabin amirine söylüyor. Ve nihayet kalkıştan 10-15 dakika önce kapılar kapanıyor. Burada geri itiş denilen uçağın körükten ayrılma işlemi yapılıyor. Kaptanımız, yolculara merhaba dedikten sonra kule ile irtibata geçilerek kalkış izni alıyor. Hemen araya girip kaptana iniş ve kalkışta iş bölümünün nasıl yapıldığını soruyorum. Kaptanımız şöyle yanıt veriyor: “Ersin kaptanım Adana’ya gidiş için kalkış ve inişi yapacak. Dönüşte de ben bir kalkış ve iniş yapacağım”.
Şimdi sıra iniş hazırlıklarında
Kuleden izin gelince uçağımız kalkış yapmak için piste doğru hareket etmeye başlıyor. Daha önce uçak yolculuğu yapan birçok kişi gibi kalkış öncesindeki sürenin çok yavaş geçtiğini düşünmüşümdür hep. Fakat, kokpitte durum biraz daha farklı. Her iki kaptan da kontrolleri yaptığı için bir anda zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz ve kendinizi kalkışa hazır buluyorsunuz…
Niyahet kalktıktan 5-10 dakika sonra uçak otomatik pilota geçiriliyor ve kaptanlar daha rahat bir konuma erişiyor. Bundan sonra ise inilecek hava limanının kulesi ile irtibat başlıyor. İnilecek meydandaki durum, inilecek zaman, kullanılacak pistle ve diğer bilgilerin yer aldığı veriler tek tek kontrol edilmeye başlanıyor. Bu kontrollerin ardından artık iniş için alçalma vakti geliyor. Alçalma ile sıra bu sefer de iniş öncesindeki hazırlıklara geliyor. Kaptanlarımız tek tek yapılması gerekenleri okuyor ve bu işlemleri yerine getiriyor. Bu uçağın yere inip yolcuların uçağı terk etmesine kadar sürüyor. Sonunda Adana Şakir Paşa Havaalanı’na saat 16:15’te iniş yapıyoruz. Bundan sonrasında ise 18:30’da İstanbul’a geri dönmek için hazırlıklar başlıyor.
MESLEĞE NASIL ADIM ATTI?
Ali Faruk Yalap / Kaptan Pilot
“Kalbimi Eskişehir’e kaptırdım”
6 Ocak 1961’de Antalya’da doğdum. Babam orman yüksek mühendisiydi. Orta son sınıfta babamın tayini Eskişehir’e çıktı. Havacılıkla tanışmam burada oldu. O dönemde Atatürk Caddesi’nde oturuyorduk bayramlarda, uçaklar gökyüzünde süzülürdü. Ben de bu dönemde pilot olmaya karar verdim. Önce Hava Harp Okulu’na gitmem gerekiyordu ama bunun için yaşım küçüktü. Ben de ailemin izniyle Kuleli Askeri Lisesi’ne gitme kararı aldım. 1975 yılında Kuleli’yi kazandım. Okul bittikten sonra Hava Harp Okulu’nun sınavını kazanıp oraya geçtim. Dört yıl da burada eğitim aldıktan sonra 1983’te mezun oldum. İzmir Çiğili’ye uçuş okuluna gittim. Burada bir yıl kaldım. Pilotaj eğitimini de bitirdikten sonra mezun oldum. Önce Ankara’ya sonra da İstanbul’a tayinim çıktı. 2002 yılından itibaren sivil havacılık sektörüne hizmet etme kararı aldım ve emekli binbaşı olarak hava kuvvetlerinden ayrıldım.
Filodan tanıdığım arkadaşlarımın ön ayak olmasıyla Onur Hava Yolları ile çalışmaya başladım. Geçen yıl da sivil havacılık kaptan oldum. Sivil havacılıkta kurallar farklı. Her ne kadar hava kuvvetlerinde 8 bin 500 saat uçuşum olsa da geldiğimde direkt olarak kaptan pilot olarak uçamıyorsunuz. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün yönergeleri var. Bu eğitimleri tamamladıktan ve dört bin 500 saat ikinci kaptan olarak uçtuktan sonra birinci kaptan oldum. Mayıs ayından bu yana birinci kaptan olarak uçuşa başladım.
ZEVKLİ VE ZOR TARAFLARI
“Kaptanın biyoritmi olmaz”
Kaptanlık güzel, zevkli ama bir o kadar da bilgi ve beceri gerektiriyor. Zor yanı insanın bir biyoritmi var. Bizim uçuşumuz bir gün akşam üçte, bir gün sabah dokuzda, bir başka gün ise gecenin üçünde olabiliyor. Normal bir işim olsa ben büroya dokuzda giderim akşam da altı olunca işi bırakırım ama bizim hiç bir şeyimiz standart değil. Bir günümüz diğerine uymaz. Ayrıca çok uzun bir eğitim döneminden geçmeniz gerekiyor.
Sizin bir şeyi en ideal şekilde ve en ideal sürede yapmanız gerekiyor. Uçak saatte 800 km ile hareket ediyor. Bir olay yaşandığında o an alternatifleri düşünüp yanınızdaki arkadaşınızla paylaşıp karar vermek zorundasınız.
BRÜKSEL’İ YEMEDİK HER HALDE
Biz Türk insanı olarak çok sabırsızız. Burada ben de diğer arkadaşlarım da işimizi bitirip evimize gitmek isteriz. Galiba bu unutuluyor. Örneğin biz Türkiye olarak Euro Control’e de tabiyiz. Tüm Avrupa’da yapılan uçuşlar Brüksel’den kontrol ediliyor. Tüm uçuş bilgileri oraya gidiyor. Oradan bize düzeltilmiş kalkış zamanları geliyor. Bir düzelttilmiş saat geliyor bir saat 15 dakika sonra. Uçak hazır, yolcu hazır ama beklemek zorundayız. Yolcuya açıklama yapıyorum. Bir yolcu bana diyor ki kardeşim Brüksel bize ne karışıyor biz Antalya’ya gideceğiz. Herşey iyi güzel açıkladınız da kaptanım ama şu Brüksel’i falan bırakın ben yemedim, bana hikaye anlatma dedi.
Bir başka gün de bir uçuşta yolculardan biri tuvalette sigara içmeye başlamış. Bunun üzerine sensörlerin devreye girmesiyle uçuş ekibi durumdan haberdar olmuş. Kabin amiri bu kişiye uçakta sigara içmek yasak diyence o da şöyle bir yanıt almış: “Ben sigara içmiyorum. Az önce sevgilimden ayrıldım. Ona yazdığım mektupları yakıyordum.” Baksanıza diyor Yalap kaptan özrü kabahatinden büyük. Tuvaletteki kağıt havluları yaksa daha büyük bir sorun çıkarabilir. Sonra da soruyor: “Hangisinin cezası hafif?” hangisi hafifse onun üzerinden hikayeye devam edeceğim de…
İŞ - ÖZEL YAŞAM DENGESİ:
Uçuş programlarının belirlenmesinin ardından değişiklik yapmak pek kolay olmuyor. Çünkü bir pilotun uçuşunu değiştirdiğinizde bu domino etkisi yaratıyor. Dolayısıyla çok geçerli bir neden olmadıkça kaptanlar uçuş değişikliği isteğinde bulunmuyor.
Bu işin belki de en önemli yanlarından biri uçuş dışındaki zamanların da uçuş hazırlığı için harcanması. Örneğin, Yalap Kaptan’ın bugün uçuşu olmasa yarın uçuşu olsa da bu gece bir misafirliğe gitmesi ya da iki kadeh bir şeyler içmesi mümkün değil. Kaptanın uçuştan en az 16 saat önce içki içmemesi gerekiyor.
Kaptanların işle ilgili bir diğer sıkıntısı da kendilerine ve ailelerine yeterli zaman ayıramamak. Kendine bir hobi yaratabilen kaptan çok şanslıdır diyen Yalap Kaptan bunun altını özellikle çiziyor.
Ersin Erdal kaptanın hikayesi de önemli. Bir kaç ay önce Onur Air’de pilotluğa başlayan kaptanın ailesi Ankara’da kalmış. Çocukların okulları başlaması nedeniyle kaptan yaza kadar İstanbul’da ikamet edecek.
Bir kaptan pilot ayda 5 500-6 000 euro civarında bir gelir elde ediyor. Bir memur ailesinden geldiğini belirten Yalap Kaptan, hava kuvvetlerinde uzun yıllar çalıştığı için maaş ve çalışma koşulları olarak mesleği herkese tavsiye ettiğini söylüyor.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin