İşyerinde yapılan sekiz kusurlu hareket
Hala neden terfi edemediğiniz konusunda kafa karışıklığı yaşıyorsanız, siz de çalışanların sık yaptığı sekiz kusurlu hareketten birini yapıyor olabilirsiniz
20.07.09
İpek ALPKÖKİN
ipek.alpkokin@sabah.com.tr
Belirlediğiniz kariyer hedefleri hala çok mu uzakta? Eğer iş yerinde bir üst lige geçmenin yolunu hala bulamadıysanız iş yaşamına biraz daha farklı bakmanın zamanı gelmiş olabilir. Farkında olmadan yapılan bazı davranışlar kariyerinizi sekteye uğratabilir. İK portalı YahooHot Jobs çalışanların yaptığı sekiz kusurlu hareketi sıraladı. İşte size terfi kapılarının açık kalması için iş yaşamında yapmamanız gereken sekiz temel kural…
Yanlış planlama: Eğer mesainizin ilk saatlerini gün içinde ne yapacağınızı planlayarak geçiriyorsanız hata ediyorsunuz. Çünkü bu durum güne hazırlıksız başlamanıza neden olur. Özellikle satış ve pazarlama alanında çalışanlarda ciddi bir iş kaybına neden olan bu alışkanlık değil terfi işten kovulmaya kadar gidebilir. Uzmanlar çalışanların ertesi gün ne yapacağını bir gün öncesinden mesai bitimine yakın planlamasının hem iş akışı hem de verimi açısından daha doğru olduğunu belirtiyor…
Gelen tüm e-postaları zaman geçirmeden cevaplamak: Gelen tüm e-postaları anında cevaplamanın sizi iş ortaklarınızla yakınlaştırdığını düşünebilirsiniz. Ancak tüm mesaiyi yazışmalar için harcamak iş verimizi ciddi ölçüde düşürebilir. Bu nedenle e-postaları önem sırasına ve aciliyetine göre cevaplamak sizi daha verimli çalışacak hala getirebilir.
Evde çalışmak: Evde çalışmak birçok çalışan için daha verimli olabilir. Ancak bu alışkanlığı edinmeden önce kendinize çalışacak ortam hazırlamanız gerektiğini unutmayın. Çocuklar, ev işleri ve diğer dikkat dağıtıcı unsurlara takılmak başarıdan çok zarar getirebilir. Evde çalıştığınız dönemde verdiğiniz işlerdeki hata sayısının artması ise patronunuzun gözünde yeterli çalışmadığınız imajı yaratacaktır.
Özel hayatınızı iş hayatınızın önüne koymak: Herkesin zaman zaman hayatında işinin önüne geçebilecek öncelikleri olabilir. Ancak bunları alışkanlık haline getirmek bir süre sonra patronunuzun gözünde önemini ve gerçekliğini yitirecektir.
Geç kalmak: Toplantılara 5 ila 10 dakika geç kalmak özellikle büyük şehirlerde anlaşılabilecek bir olgudur. Ancak bunu düzenli hale getirmek hem bahanelerinizi hem de patronunuzun sabrını tüketir.
Sağlığa ve kişisel hijyene dikkat etmemek: İK danışmanı Leslie G. Griffen’e göre pek çok şirket yeterince banyo yapmadığını düşündüğü çalışanlarına bu durumu açıklamak için danışmanlar tutuyor. İş yaşamında görüntünün ve imajın ne kadar önemli olduğunu düşünürseniz, sağlıksız ve pis görüntüyle terfi etmeniz neredeyse imkânsız.
Yaptığı işi önemsememek: Pek çok insan işini yalnızca para kazanma aracı olarak görür. Kişinin kendini işle özleştirmemesi ve mesleğinin bir temsilcisi olarak görmemesi iş kalitesini düşüreceği gibi şirket yetkililerinin gözündeki imajını da olumsuz yönde etkileyecektir.
Uygunsuz mizah kullanma: Mesai arkadaşlarımızla çoğu zaman aynı espri anlayışına sahip olmayız. Bu nedenle yapılan esprilerin yahut şakaların takdir edilmesi biraz zordur. Bu nedenle iş yerinde din, ırk ve siyaset gibi konularda şaka yapmak tatsız sonuçlara yol açabilir.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Bu hizla gidersen belki bir de ozel bir burs hak edebilirsin (Tarafimdan finanse edilen):))
Ustun yoneticilik kabiliyetinin ve de kusursuz basarinin devami dilegimle. Hep boyle bize ornek ol aziz kardesim...
ZIRVEYE CIKARKEN, DIRSEK DARBESI ALMAMAK ICIN, DIRSEK ATMAYI VE TAVSANA KAC, TAZIYA TUT DEYIMINIDE UNUTMAMAKLAZIM...HER ZAMAN EN TEPEDEKI ILE DOST, YAKIN ILISKI VE MESAFELERI KORUMAK LAZIM... HEDEF BELIRLEMEK LAZIM... BAZEN KENDINIZDEN 10 NUMARA KUCUK OLAN BIRISI SEFINIZ OLABILIR, YAG-MAG VS. 10 NUMARA OLDUGUNU SOYLEMEK LAZIM...
ileriyi hedefle..
her zaman basit çözümlere odaklan..
bilgiyi yöneticilerle paylaş..
dürüst ve alçakgönüllü ol..
Bence ilerlemek için yeterli..
hadi dürüst olalım.
4 işlem bilmeyen mühendisler,
yanlış tedavi yapan doktorlar,
kanun bilmeyen avukatlar,
şehirlerin içine eden şehir plancılar,
dandik ev,yol, okul yapan mimar-mühendisler,
sadece adı "usta" olan tornavida tutamayan, tamir ettiği ertesi gün bozulan veya başka birşeyin bozulmasına neden olan insanların yaşadığı ülkedeyiz.
bu insanlar biziz. istiyoruz ki adam gibi iş yapmayalım ama maaş alalım, terfi alalım.
önce işimizi severek ve hakkıyla yapalım. kendimize ve mesleğimize saygı duyalım.
bu arada İK konusuna katılıyorum, yaptığım iş hakkında hiç fikri olmayan veya yalan yanlış fikri olan birileri bir pozisyon için elaman değerlendirebiliyor.
bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olabiliyorlar.
1.gerçekten işini yapmıyorsundur.vasat ve ilgisizsindir.
2.bir üstünle aran kötüdür. ya çok yalakasındır ya da fazla doğrucu
3.üstünün gözünde terfi edebilecek insanlar bellidir.senin yaptıklarınla ilgilenmiyordur.kendini iyi pazarlayan az iş yapıp çok iş yaptığını gösteren insanlar vardır.sen fazla performans göstersen bile bunu dile getirmediğin için sadece "görevini" yapıyorsundur.
4.bayansan o göreve erkek yönetici düşünen bir üstün varsa kuş tutsan farketmez.çünkü birgün evlenebilir,çocuk sahibi olabilirsin.o zaman nasıl sana "esnek çalışma saatleri"nde iş yaptırabilecek?
5.hitabet yeteneğin ve görüntün o pozisyon için yeterince etkili değildir.
6.aslında sen terfi etmek istediğin pozisyonun da işlerini yaptığından terfi vermek istemeyen bir yöneticin vardır. çünkü terfi ile birlikte maas zammı da gündeme gelebilir.
7. "Terfi edeceksin hadi koçum " diye lpg ile çalıştığını düşünen bir yöneticin vardır. ama zaten o yöneticinin başka bir yönetici/müdür arkadaşının göndereceği biri sana üst olarak verilecektir.
genel olarak sıralamaya çalıştım.bilmem ne dersiniz çoğaltılabilir tabi
Sonuçda her şey her zaman istediğimiz gibi olmuyor..
Bravo
Açık konuşacağım,
İki taraftanda yanlış bilinen ve uygulanan çok konu var,
İşveren, yönetici kendi doğrularının peşinde , çalışan ve işçi kendi doğrularının,
Eğer her iki tarafta olaylara ve gelişmelere İnsan olma bilincinde yaklaşırsa herşey daha güzel olur.
Ancak ne yazıkki yaşadığımız toplumda ve çağda IK dediğimiz firmaların hepsi aynı zamanda işveren statüsündedir, İşveren işverenin yanındadır, bu Kapitalist rejimin en önemli silahlarından biridir. Bunun farkına her anlamda varmak gerekir.
İşveren işçinin yanında olamaz , olursa işveren olamaz. Bu ikili ve ayrıcada çok bilinmeyenli denklemdir.
Kısaca bu rejimde bunun çözümü yoktur. Anca kısır döngü içerisinde debelenmek kalır bizlere.
Bunları anlatmak için burda yazılacaklarda yeterli değildir. hepsinin içinde politika vardır, ideoloji vardır, sosyoloji vardır, psikoloji vardır, vardırda vardır....
Boşa yormayalım kendimizi önce kafaları değiştirelim ve yaşadığımız dünyanın gerçekleri ile kendimizi yüzyüze getirelim...
bu bakımdan bu ülkedeki yönetici ve kafa yapısıyla gelişebilmek hayaldir,çünkü pekçoğu bu yazının başındaki formüle uymuşlardır,kadınlara uygulanan ayrı bir konu ben bu kadar para veriyorsam birde şaaparım mantığı hakimdir,eğer vermezse kolay kolay barınamaz o şirkette bu arada 23 yılda 6 ayrı şirkette çalıştım hepsinde bu durum vardı,anlayacağınız ezberci eğitim sisteminin olduğu insana öğretmek uzmanlaştırmak olmayan bir dolu öğretim kurumu ve aileden ve geleneklerden baskı görmüş birsürü zavallı,gelin bu toplumdan gelişmiş insan modeli çıkartın.
-dünya sahtesi bir gülümseme ile tüm gördükleri personele "günaydıaaaan" demek. (08:00-işe başlamak.)
-dünya sahtesi bir gülümseme ile tüm gördükleri personele "nasılsıaaan" demek. (10:00-personel çay kahve molası)
-dünya sahtesi bir gülümseme ile tüm gördükleri personele "affiyet ossuaaan" demek. (11.30/13.00-personel yemek vakitleri)
-dünya sahtesi bir gülümseme ile tüm gördükleri personele "kolay gelsiiiiğn" demek. (işte 14:00 ila 15:00 arası, normalde ofislerinden cıkmazlar, ne bileyim ben bir belge için bir yere gidiyordur, gördügü adama kolay gelsin çekiyordur)
-dünya sahtesi bir gülümseme ile tüm gördükleri personele "iyakşamlaaaağr" demek. (16:00-insan kaynakları paydos, selametle)
aralarda da bazen iş görüşmesi, bazen saçma sapan egitimler, bazen de asansör panolarına aptal gibi organizasyonların haberlerini asmak, örnek vermek gerekirse "piknige gidiyoruuuuuuz :) 12 12 12 tarihinde piknige gidiyoruz! katılmak isteyen başvursun".
evet benim gözlemledigim insan kaynakları departmanında çalışan kişiler bunlardan fazlası degil. sahte insanlar, patron ve müdürlerin yalakaları, rütbenin ve paranın köleleri. haksızlıklara ses çıkarmayan ruhsuzlar! sen benim, yani çalışanın haklarından sorumlu degil misin? ben bir haksızlık oldugunda sana gelip durumu anlatmayacak mıyım? hayır yani üstlerini yalamak icin, gelecekteki kariyerini göz önünde de bulundurarak benim haklarıma sahip cıkmayacaksan, "eyvah şimdi ben bu yanlışı şu beş para etmez adam için düzeltmeye kalkarsam benim façamı alırlar, ben bunun hakkını savunmayayım ya boşver, zaten müdürlerin kafası atık" diyorsan ne işin var o departmanda o zaman!
senin tek işin asansör panolarına smiley dolu salak organizasyon kagıtları asmak mı? hmm... yoksa iş başvurusu yapanlara "gelecekte kendini nerede görüyorsun" sorusunu yöneltmek mi? hahah! yoksa personele soyunma dolaplarının anahtarlarını vermek mi?
çalışanının hakkını savunmayan tüm omurgasızların, tüm yetkili ve görevli departmanların tez zamanda yok olması dileği ile.
Yorumunuzu Ekleyin