Ana Sayfa | Yazarlar | Aydın Demirer | Aydın Demirer: 1 doların altındakiler için bir öneri

Aydın Demirer: 1 doların altındakiler için bir öneri

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Aydın Demirer: 1 doların altındakiler için bir öneri

Financial Times’de “Kibutzlar kapitalist çiftlik haline geliyor” başlığıyla bir yazı yayınlandı kısa bir süre önce. Kibutzlar, bir dönem, dini bütün İsrailli gençlerin gönüllü olarak çalıştıkları devasa çiftliklerdi.

Financial Times’de “Kibutzlar kapitalist çiftlik haline geliyor” başlığıyla bir yazı yayınlandı kısa bir süre önce. Kibutzlar, bir dönem, dini bütün İsrailli gençlerin gönüllü olarak çalıştıkları devasa çiftliklerdi.

Oturup düşündüm.

Türkiye’de günlük geliri 1 doların altında olan sanıyorum beş milyon civarında insan var. Yani yoksulluk sınırının oldukça altındalar.
Öte yandan devletin elinde halen önemli bir miktar hazine arazisi mevcut.
Acaba bunlar biraya getirilip bir örnek model inşa etmek mümkün olabilir mi?

Önce şunu söyleyeyim: Cezaevlerindeki insanlar, günde 1 dolara talim etmek durumunda kalanlara oranla çok daha iyi. Yatacak sıcak bir yerleri ve yıkanacak duşları var. Günde üç öğün yemek yiyorlar, bir meslek öğreniyorlar ve bunun karşılığında, 1 doların çok daha üzerinde bir para kazanıyorlar. Çıkarken de bu parayı alıyorlar.

Önerim şu:

Devlet, elinde kalan hazine arazilerini satmasın. Bunları, yoksulluk sınırının altında yaşayanlar için birer yaşam alanına dönüştürsün.
Nasıl mı?

İçinde asgari yaşam koşulları sağlanmış binalar yapsın. 1 doların altında kazanan insanları buralara yerleştirsin. Kısacası, öncelikle başlarını sokacak bir yer temin etsin.

Onlara, ilk etapta, buralarda yapılacak işler konusunda (tabii ki tarım – imkan varsa organik de olabilir - ve hayvancılık ağırlıklı) eğitim versin.
Bu şekilde “hiç bir şeyi olmayan insanlar” en azından bir alanda bilgi sahibi olabilirler.
Ölmek üzere olan hayvancılığımızı bu şekilde canlandırmak pekala mümkün olabilir. 
Tarımdan sağlanacak ürünün bir kısmı bu insanlara dağıtılabilir. Diğer kısmı pazarda satılır, devlet yaptığı bina, okul vs yatırımının hiç olmazsa bir kısmını bu ürünlerin satışından karşılayabilir. Bu şekilde kimsenin cebinden ciddi bir para çıkmamış olur. Bunlar bir süre sonra döner sermayeyle kendi kendilerini yönetebilirler.
 
Bu işletmenin bir markası olur. Bu, bir lansmanla tüketiciye duyurulur, tüketiciye bu ürünleri kullanmakla bir sosyal aktiviteye dahil olacağı, insanları yoksulluktan kurtaracak bir projeye destek vereceği anlatılır.

Benim küçüklüğümde Mısır Çarşısı’nın içinde İmralı mahkumlarının (o zamanlar yarı açık cezaevi olarak kullanılıyordu) ürettiği konserveleri ve yiyecekleri satan bir mağaza vardı ve ben her seferinde anneme oradan mutlaka bir şey aldırırdım. Onun için bu proje bana uçukmuş gibi gelmiyor.

Devam edelim…

Burada yaşayan insanların ürünleri büyük şehirlerde satılacağı gibi büyük şehirlerin ürettiği bazı mallar da artık buralarda satılmaya başlar. Çünkü, beş milyon kişi daha önceden hiç para kazanamaz ve hiç alışveriş edemezken, bu kez, az kazansa bile en azından temel tüketim maddelerini satın almaya başlar. Bu beş milyon kişilik yeni bir pazar demektir. Ticari hayatı geliştirilmiş olur. 
Bu sistemin psikolojik bir etkisi de olur. İnsanların devlete güvenmesini, sağlar. Burada yaşayanlar arkalarına baktıklarında onları yalnız bırakmayacak bir sistem görürler. 

Tabii ki bu kişilerin çocukları buralarda açılmış olan okullarda okur. Meslek okulları ağırlıklı bir eğitim sistemi söz konusu olabilir.
Bu insanlar içinde girişimci ruha sahip olanlar bir süre sonra kendi işlerini yapmak isteyeceklerdir. Onlar için de mikro kredi sağlamak, civar ilçe ve illerde iş yapmalarını teşvik etmek mümkün olabilir. Mikro kredi deyince dudak bükmeyin. Türkiye’de mikro kredi işine “takmış” olan HSBC’nin bu konuda ne kadar başarılı olduğunun pekçok örneği var.

Tarım için alan çok fazla olmayabilir. Her tarafa sera kurulmayabilir. Ama her iklim için yetiştirileçek bir ürün vardır.
Birkaç yıl önce gazetede okuduğum bir başarı öyküsü var. Tarımla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir Mülkiye mezunu Ordu’da kurduğu seradan Gürcistan’a karanfil satıyor ve ciddi para kazanıyordu. Herkes işin başında “Ordu’da sera mı kuracaksın, çiçek ki yetiştireceksin diye” gülmüşler. Bugün ürün çeşidini artırmış olabilir. Malum, hemen her sorunun bir çözümü vardır. Önemli olan gayret ve sabır…
En azından şimdiki gibi 1 doların altında yaşayanlar için hiç bir şey yapmamaktan çok daha iyi…

(Aydın Demirer - 28.02.10)

 

 

Subscribe to comments feed Yorumlar (1 Yorum Eklendi):

hilal Tarih: 03 March, 2010 02:36:08
avatar
tebrik ederim.. gerçekten çok güzel bir düşünce.. keşke herkes sizin gibi toplumsal yaralarımıza böyle etkili çözümler bulmak adına kafa yorsa, çözüm üretse.. herşey çok daha güzel, hayat çok daha kolay olabilirdi.. aklınıza , fikrinize , yüreginize saglık..
Thumbs Up Thumbs Down

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0