Ana Sayfa | Yazarlar | Aydın Demirer | Aydın Demirer: Bir kez daha Kanada

Aydın Demirer: Bir kez daha Kanada

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Aydın Demirer: Bir kez daha Kanada

Geçen hafta “hala göçmen alan bir ülke” olan Kanada’nın ne kadar yaşanır bir ülke olduğunu anlatmıştım. Peki Kanada hiç mi yolunda gitmeyen şeyler yok?

Tabii ki var.

Örneğin oğluma okuldan verdikleri “Living in Canada” broşürünün ilk cümlesi “bu memlekette pizza siparişiniz ambulanstan önce gelir” diye başlıyor. Adamlar esprili. Ama gerçek durum da farklı değil. Kanada’da sağlık hizmeti bedava ama gelişmiş ülkeler içinde, İngiltere’den sonra hastane sırasının en yoğun olduğu ülke.
 
Bu broşürde başka şeyler de yazıyor. Bu ülkenin güvenli olmasının hiç suç işlenmediği anlamına gelmediği, dolandırıcılık başta olmak üzere başka suçların da olabileceği, bunlardan sakınmak için ne yapacağınız anlatılıyor. 

Dolandırıcılığına şahit olmadık. Ama önemli bir kusurları var: Fazla kuralcı olmaları... Kısa bir süre önce Toronto’ya yerleşmiş ve Vancouver’un nasıl bir yer olduğunu merak eden arkadaşıma çerçeveli bir Vancouver resmi satın aldım. Resim aşağı yukarı A3 boyutunda, belki biraz daha küçük. Sonra oğlumla bu resmi gönderecek bir kargo şirketi aramaya başladık. Fedex’ten Kanada Postanesi’ne ve adını duymadığım pek çok kargo şirketine kadar her yere gittik. Resim hiç birinin kutu standartına tam uymadığı, bazısına 1 cm büyük, bazısına 5 cm küçük geldiği için “gönderemeyeceklerini” söylediler. “Kırılır” diye sorumluluk almak istemiyorlardı. Üç saatlik bir çabanın sonunda, Kanada’nın bir büyük şehrinden başka bir büyük şehrine resim göndermenin mümkün olmadığını anladık. Resmi paketleyip İstanbul’a getirdim. Valizin içinde yarım dünya turu attı, bekleneceği gibi başına bir hal gelmedi. Bir dahaki Toronto seyahatinde gidip elimle vereceğim.

Vancouver geçen sene dünyanın en yaşanılır kenti seçildi. Ama bu tür bir ödüle layık görülmüş kentin taksi sistemi felaket. Taksi şirketlerinin telefon numaraları var, arıyorsunuz, hemen size bir taksi gönderiyorlar. Daha doğrusu teoride böyle. Ama pratikte taksi filan gelmiyor. Ancak illa da “taksi çağıracağım” diye inat edip birkaç defa şirketi arayıp taciz ederseniz yaklaşık bir saat sonra lütfen bir taksi geliyor.

Kanada’nın en büyüleyici yanı insanları. How I Met Your Mother dizisinden bir anektod anlatayım. Kahramanımız kendisinden özür dileyen adama “siz Kanadalısınız değil mi?” diye sorar. Adam şaşırır: “Nereden anladınız?” “Çünkü” der bizimki “Ben size çarptım, siz özür dilediniz. Kanadalıdan başkası yapmaz bunu.”.

Gerçekten durum tam da böyle. Dünyanın en nazik, bunun yanı sıra en güler yüzlü, en mutlu ve de en yardımsever insanları burada. Bir dükkana girdiğinizde genellikle “bugün nasılsınız” diye karşılıyorlar, dün gece görüşmüşsünüz gibi. İnsanlar böyle olunca da kuralcılık, taksi sorunu gibi şeylere pek takılmıyorsunuz. Kahvaltı ettiğimiz pub’un kadın garsonu “bugün son gününüzmüş” deyip para almıyor mesela. Düşünsenize, hiç bir Avrupa ülkesinde böyle birşeyle karşılaşır mısınız?

Aynı zamanda esprililer de. Kanada’da dört büyük kent var. Toronto, Montreal, Ottawa ve Vancouver. Birbirlerinin damarına basmaktan çok hoşlanıyorlar. Örneğin Vancouver’de piyasaya yeni çıkan bir meşrubat markasının reklam spotu  “Torontolular’dan daha soğuk”. İngilizce konuşan kesimde, İngilizlerin  Fransızlara karşı kazandıkları savaşların adları büyük caddelere verilmiş. Hem Toronto’da, hem Vancouver’de Trafalgar, Waterloo gibi adlar hayli yaygın. 

En güldüğüm şey erotik eşyalar satan bir dükkanın vitrini oldu. Eylül başında oradaydım ve okulların açılmasına çok az bir süre vardı. Bütün mağazaların vitrinlerinde “back to school (okula dönüş)” yazısı okunuyordu. Kırtasiye malzemleri, okul giysileri, çantaları vs. satılmaya başlanmıştı. Baktım erotik dükkanın sahibi de vitrinine “back to school” yazısı koymuş. Dikkatlice baktım, “bu ne böyle” diye. Altına “en güzel öğrenci fantezileri” yazmış.

Unutmadan... Kanada’da Kızılderililer’e çok büyük saygı var. Kızılderili denmiyor. Onlardan bahsederken “first nation (ilk millet)” tanımı kullanılıyor. Vancouver’da koskoca bir antropoji müzesi Kızılderili yaşamına ve kültürüne ayrılmış durumda. Yalnız, ABD’de olduğu gibi Kızılderililerin bir kısmının alkolik olduğu, okulda okuyan çocuklarının da uyumsuzluk çektiğini 25 yıldır Kanada’da oturan bir Türk aileden öğrendik. Onların çocuklarıyla aynı sınıfta okuyan Kızılderili çocuklar olduğu için bu sorunu yakından gözlemlemişlerdi.

“Bir gün belki Kanada’da yaşarım” diyenlere duyurulur.

(Aydın Demirer – 27.09.09)
 

 

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0