Ana Sayfa | Yazarlar | Aydın Demirer | Aydın Demirer: Tenten'i işe alır mısınız?

Aydın Demirer: Tenten'i işe alır mısınız?

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Aydın Demirer: Tenten'i işe alır mısınız?

Tenten'i bilirsiniz. Belçikalıların ünlü çizgi roman kahramanı. Sevgili arkadaşı Kaptan Hadok, köpeği Milu, polis hafiyeleri Dupont ve Dupond kardeşler, dalgın profesör Turnesol ile bugün 50 yaşlarını süren bir kuşağı etkilemiştir. Dünyanın pek çok egzotik ülkesini Tenten'in vasıtasıyla tanımıştır bizim kuşağımız. Tenten bir süredir hayli popüler. Nasıl olmasın ki, dünyanın en ünlü yönetmenlerinden Spielberg ile Jackson birlikte, çok para döküp bir Hollywood filmi yaptılar. Filmi hiç beğenmediğimi, bir Tom ve Jerry çizgi filminde olduğu gibi kaçma ve kovalamadan oluştuğunu, en ufak bir zekâ parıltısına rastlamadığımı söyleyebilirim. Tenten'in 24 macerasını da okumuş biri olarak geçen gün düşündüm "acaba insan kaynakları açısından Tenten nasıl biridir, eğer bir işveren olsaydım, Tenten'i işe alır mıydım?" diye... Aslında Tenten'in zekâsından hiç bir şüphem yok. Ama takıldığım bazı yerler var. Tenten'in ilk macerası Sovyetler Birliği'nde geçer. Malum, Sovyetler Birliği kurulur kurulmaz dünyayı şaşırtacak düzeyde büyük bir sanayi hamlesine girişmiştir. Tenten de bu ülkede bu sanayi hamlesini izler. Gördüğü nedir biliyor musunuz? Dışarıdan görülen devasa fabrikaların tümü bir sinema dekoru gibidir. Fabrikaların yanına gittiğinizde bunların sadece kartondan birer duvar ve o duvarın yıkılmaması için konmuş dayanaktan ibaret olduğunu görürsünüz. Gerçek fabrika yoktur yani ortalıkta. Sonuç olarak, Tenten'in, daha doğrusu yaratıcısı Herge'nin, Sovyetler'deki büyük sanayi hamlesinden anladığı budur. Dünyaya bu kadar dar gözlükle bakan birini işe almam diye düşünüyorum. Tenten'in ikinci macerası, o zaman bir Belçika sömürgesi olan Kongo'da geçer. Tenten her fırsatta orada rastladığı vahşi hayvanları gülünç duruma düşürür. Panteri tekmeleyerek dışarı atmayı becerir, fili döver, yanlışlıkla birkaç geyik öldürdükten sonra herhangi bir vicdan azabı filan çekmez. Tersine, "Neyse, iyi bir et stokumuz oldu" der. Hayvanlara böyle davranan Tenten, söz konusu insanlar olduğundan değişmez. Etrafındaki zenciler işe yaramaz, hatta zekâ açısından biraz kıt insanlardır. Maymundan neredeyse çok da farkları yoktur. Yıllar sonra İngiltere'de yaşayan bir avukat "Tenten Kongo'da" adlı kitaba dava açar. Davayı da kazanır. Bir süre bu kitap kapağında "Dikkat, bu kitap ırkçı ögeler taşımaktadır" uyarısıyla çıkar. Avukat bununla yetinmeyerek söz konusu kitabın toplatılmasını sağlar. Yani, şu anda İngiltere'de bu kitabı satın alamazsınız. Kısacası, Tenten sadece olaylara dar gözlükle bakan biri değil aynı zamanda ırkçıdır da. Bir süre sonra İkinci Dünya Savaşı patlar. Belçika'yı işgal eden Naziler, Tenten'in yaratıcısı Herge'den, çizgi romanına devam etmesini isterler. Herge, bir sakınca görmeden çizmeyi sürdürür. Belki de Tenten'in babası aynı zamanda Nazilere sempati duymaktadır. Bütün bunların ötesinde Tenten seksisttir. Çizgi romanda tek bir kadın kahramanı vardır. O da toplam iki macerada görünen opera sanatçısı Kastafiore'dir. Şimdi böyle bir Tenten'i sırf zeki diye kapınızdan içeri sokar mısınız? Ama köprünün altından sular akmaya devam eder. İkinci Dünya Savaşı biter. Yeni, daha barışçıl bir dünya kurulur. Değerler ciddi bir biçimde değişime uğrar. Tenten de demokratlaşır. Yine de biraz muhafazakârdır. Otokar'ın Asası adlı kitabında kralı destekler mesela. Bu dönemdeki düşmanları, ilk kitabından itibaren kafayı taktığı komünistlerdir. Her kılık altında, pek çok değişik ülkede casusluk yaparken görürüz onları. Ama Tenten'in nasıl değiştiğini gösteren en iyi maceradır. Burada Kaptan Hadok'un şatosunun bahçesine kaçan Çingeneler işgal eder. Hadok, malum, "esmer vatandaşları" sevmez ve onları burada görmekten pek hoşnut değildir. Onları potansiyel suçlu ilan eder. Ama maceranın sonunda Çingeneler'in ne kadar yüce gönüllü insanlar olduklarını anlarız. Bir süre önce Çingeneleri Fransa'dan süren Sarkoyz acaba bu macerayı okumuş mudur? Sonuçta iki Tenten var. Aslında Avrupalı tipolojisinin 20'nci yüzyılda nasıl evrimleştiğini çok iyi anlatıyor. 1930'ların Avrupa'sı 1970'lerin Avrupası'ndan oldukça farklı. Eğer Tenten değişmişse kapım kendisine sonuna kadar açık. Daha önceki olumsuzlarını silmeye hazırım.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0