Ana Sayfa | Yazarlar | Aydın Demirer | Aydın Demirer: Daha uzun bir hafta sonu...

Aydın Demirer: Daha uzun bir hafta sonu...

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Aydın Demirer: Daha uzun bir hafta sonu...

Nickelodeon’u sadece bir çocuk kanalı olarak düşünmeyin. O kanalda daha çok yetişkinlere hitap eden o kadar iyi diziler ve filmler izledim ki.

Nickelodeon’u sadece bir çocuk kanalı olarak düşünmeyin. O kanalda daha çok yetişkinlere hitap eden o kadar iyi diziler ve filmler izledim ki. Bunlardan biri çizgi dizi Hey Arnold idi. Her bölümü çok parlak olmasa da dört beş tanesi için çok çok iyiydi diyebilirim. Arnold, New York’un yoksul mahallerinden birinde oturan yaklaşık 12-13 yaşlarında bir çocuktu. Öyküler, birlikte yaşadığı dedesi ve mahalle arkadaşlarıyla ilgiliydi. Ama aslında her biri bir insanlık durumunu anlatıyordu.

Bunlardan birinde Arnold, farklı bir deneyime girişiyordu. Yaklaşık yüz yıldan bu yana dünyadaki neredeyse tüm akranlarının denediği ama hiç birinin beceremediği “bir çocuğun bir hafta sonunda sığdırabileceği 20 şeyi” yapmayı deneyecekti. Bunların arasında neler yoktu ki… Bisikletle bir kilometre yol gitmek, patenle komşu mahalleye gidip gelmek, bir seksek oyununu tamamlamak, birkaç dakika futbol oynamak vs.

Arnold cuma akşamından saati kuruyor, cumartesi sabahın köründe uyanıyor ama her bir denemede bir arıza çıkıyor ve pazar akşamı eve bunlardan hiç birini yapamamış olarak dönüyordu.

Benim ve pek çok arkadaşımın durumunun çok da farklı olmadığını o diziyi izlediğimde çok daha iyi anladım. Cuma akşamı hepimiz harika bir hafta sonu geçirmek üzere eve dönüyorduk. Pazar akşamı da pek çoğumuz bunu başaramamış olmanın tatsızlığıyla haftaya başlıyorduk. Zamanı tabii ki Arnold kadar kötü kullananlar da vardı içimizde.

Zamanla zamanı kullanma işine daha fazla kafa yordum. Yıllar geçip gidiyordu işte. Mutlaka hobilere, meraklara, eğlenceye daha fazla vakit ayırmak gerekiyordu.
Peki ama nasıl?
Benim hafta sonlarını uzatacak bazı formüllerim var. Dinlemek isterseniz size bazı önerilerde bulunabilirim.

- Öncelikle mutlaka saatli bir program yapın. Günü belli saatlere bölün ve buna uymaya çalışın. Bu saatlerin en azından yüzde 80’ini keyif alacağınız işler için harcayın. Ve en önemlisi bu programı asla ve asla deldirmeyin.

- Cuma akşamlarını iyi kullanın. Çok yorgun değilseniz, sevdiğiniz bir film ya da gösteri varsa bunun için ideal gün cumadır. Böylelikle cumartesi veya pazarın bölünmesinin de önüne geçmiş oluyorsunuz.

- Hafta sonu alışverişleri uzun ve yorucudur. Onları mümkün olduğu kadar ölü saatlere alın. 12:00-14:00 gibi. Ayrıntılı alışverişleri hafta sonuna bırakmayın. Dev nalburlara ya da ev eşyası mağazası zincirlerine alışverişine gidecekseniz bunları hafta içine kaydırın ki hafta sonunuz ölmesin. Üstelik hem anormal insan kalabalığından hem de park yeri bulma sorunundan kurtulmuş olursunuz. Perşembe akşamlarını, önünüzde sadece bir çalışma günü olduğu gerekçesiyle bu işler için hararetle tavsiye ediyorum. 

- Kendinize altın saatler ayırın ve bunun içine hiç bir şeyi sokmayın. Örneğin cumartesileri 16:00-20:00 arasını sadece hobilerinize ya da yapmak istediğiniz neyse ona ayırın. Bu dört saatlik bir dilim haftanın zihinsel yorgunluğunu tamamen alıyor. Pazardan da bir dört saat alabilirseniz sizden iyisi yoktur.  

- Hafta sonu yapacağınız en iyi işlerden biri kendinizi şehrin dışına atmaktır. Turistik küçük sahil – dağ kasabalarında saatler çok yavaş akar. Yorgunsanız ya da kafanızı toplamak istiyorsanız bu tür küçük tatiller beyninizi boşaltır. Artı, pek çok şeyle uğraşmak için vakit sağlar.

- İyi bir hafta sonu planladınız. Ama cuma akşamı dayınız arıyor, yengenizin annesinin Antalya’dan geldiğini ve çocuklarla birlikte mutlaka sizi görmek istediğini söylüyor. Bu tür münasebetsizlikler için dağarcınızda mutlaka birkaç “beyaz yalan” bulundurun. Değişik alternatiflere göre kullanabilirsiniz.

- Hafta içinde eve iş getirmekte ya da işten geç çıkmakta bence bir sakınca yok. Çünkü özellikle yönetici durumunda olanlar için sadece mesai saatlerinde çalışmanın yetmeyeceğini biliyorum.  Burada önemli olan hafta sonlarını feda etmemek. Eğer çok gerekliyse bir gün çalışıp diğerini kurtarmak. Hafta sonunu tamamen çalışarak geçirmek her şeyden önce bir sonraki haftanın çok verimsiz geçmesine yol açıyor.

Hadi bakalım. Bu programı uygulamak, Arnold’unkinden çok daha kolay. Bence denemeye değer.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0