Aydın Demirer: Doktorlar aranıyor
İnsan kaynakları sitelerinde en az aranan mesleklerden biridir doktorluk. Doğal olarak ihtiyaç duyulmadığından değil, en çok ihtiyaç duyulan işlerden biri olduğu için
Peki diyelim yeni bir hastane kuruluyor. Hastanenin sahibi de işe alınma işini doğrudan insan kaynakları çalışanlarına bıraktı.
Peki kimleri tercih edersiniz? Hangi tür doktorlar sizin için en iyileridir?
Öncelikli şunu belirteyim. Yıllar önce İnternet’te “Türkiye’nin en iyi doktorları” diye bir araştırma dolaşıyordu. Belli ki birkaç kişi, muhtemel olarak birkaç doktor, birkaç gün oturmuşlar, alanlarına göre en iyi üç ismi belirlemişler. Ne kadar sağlıklı olduğu tabii ki çok tartışılır. Dahası, bu tür bir araştırmayı yapıp yayınlamak da yasal değil. İyilik, malum, görece bir kavram.
Birkaç yıl önce bir ekonomi dergisinde, “Türkiye’nin en İyi İş Avukatları” araştırmasını yapmış ve Barolar Birliği’nin şimşeklerinin üzerimize çekmiştik. Bir hayli de başımız ağrımıştı.
Ama insan yine de “elimini altında şöyle işimi kolaylaştıracak bir liste olsaydı” demeden geçemiyor.
Gelelim “hangi doktorları hastanenize alırsınız” sorusunun cevabına…
Geçenlerde annemi götürdüğüm bir doktor var. Annem ayrıntılı ve uzun uzun anlatmayı sever. Ben ise aceleciyimdir. Bazı gereksiz olan ayrıntıların da doktorları sıktığını düşünürüm. Annem anlatmaya başladığında ben devreye girip fazla ayrınıtılara girmemesini söyledim. Doktor müdahale etti. Anneme döndü. “Siz her şeyi anlatın” dedi. Apışıp kaldım. Annem uzun uzun ayrıntılı anlattı, anlattıkça da sakinleşip rahatladı. Doktorun sorularına daha rahat cevap verecek hale geldi. Doktorun yepmek istediği de buydu. “Vay canına” dedim içimden. İşte yapılması gereken bu. Ve de utandım tabii ki. İşte bu doktoru yeni kurulacak hastaneye gözüm kapalı alırım.
Ama mesela bir arkadaşım başka bir örnek anlatmıştı. Yıllardır ailenin bütün fertlerine bakan bir doktorları varmış. Ailenin büyükleri iki kez tehlikeli bir durumla karşılaştıklarında ve apar topar hastanenin aciline taşıdıkları gün, doktor cep telefonunu açmamış. Birinde duymadığını söylemiş, ikincisinde o gün çok yorgun olduğunu… Aile doktoru filan demeden bırakmışlar tabii ki. Şimdi gittikleri doktor ise babasından bir takım tahliller istemiş. Bana fakslayın ben sizi ararım demiş. O gün dediği saatte arayıp tahliller hakkında bilgilendirmiş. Onlar da hemen değiştirmişler doktorlarını.
Geçen gün yelkene çok meraklı ve senede birkaç kez Akdeniz-Ege tatili yapan bir arkadaşım anlattı. Çok yakın çok da ünlü bir doktor arkadaşları var. Diyelim Datça’da Palamut büküne demir atmışlar. Doktor, sabah kalkıp denize atladıktan sonra bütün hastalarını teker teker arar, saat kaç olursa olsun mutlaka telefonlarına teker teker bakar, hastalarıyla hiç baştan savmadan uzun uzun konuşurmuş.
Son iki doktoru hastanemize aldık, demek böyleleri de var diyerek.
Babam 1972 yılında enfarktüs geçirmişti. O yıllarda malum, by pass, stand, anjio hak getire. Sadece kan sulandırıcı ilaçlar filan veriyorlar. Babamın doktor bir arkadaşı, rahmetli olduğu için ismini vermemde sakınca yok: Dr.Orhan Ersanlı, o kadar özenli, o kadar iyi baktı ki, babam uzun seneler yaşadı.
Gazetelerin İkitelli civarında olduğu dönemde eşimle birlikte işe geldik. Arabanın bagajını açık kalmış, fark etmemişim, kafamı çarptım, yarıldı, hemen orada yakındaki bir varoş hastanesine yetiştik. Derli toplu ve temiz bir hastaneydi. Beyin cerrahı bile vardı. Fakat beyin cerrahı, eşim her ağzını açtığında ya alay etmeye kalkıyor ya da onun laflarını önemsemediğini göstermeye çalışıyor, sorularını duymamazlıktan geliyordu. Mesleği kendisini maço bir kenar mahalle delikanlısı olmaktan kurtaramamıştı. Bence bu hal ve tavırlarla birinci bir sınıf bir hastanede yer bulması mümkün değildi.
Bir zamanlar ciddi bir bel fıtığı hastası oldum. Pek çok ünlü doktora gittiysem de hepsi farklı bir tedavi önerdi. Çünkü konulan teşhisler farklıyı. Gittiğim sekizinci doktor, daha kapıdan girerken teşhisi koydu. “On seansta sonra seni tamamen iyileştiririm, ameliyata da gerek yok” dedi. Kullandığı yöntemi anlattı. Çok güven vericiydi. Onuncu değil ama on ikinci seanstan sapasağlam kalktım ve bel fıtığıyla vedalaştım. Sonra aynı doktor pek çok arkadaşımın resmen hayatını kurtardı.
Yeni hastaneye kendisini mutlaka alırdım.
Hastanenin girişine de şunu yazardım: Burada sadece mesleğine ve insanlığa aşık doktorlar çalışabilir.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin