Aydın Demirer: Gelecek tahminleri fos çıktı
Çakmaktaş ailesinin dizisini de, filmlerini de yıllarca ayıla bayıla seyrettik.
Bu filmlerde beni hep rahatsız eden, hatta ürkütücü bulduğum bir şey vardı. Taş devrinde de, binlerce yıl sonraki gelecekte de, değişen sadece ev eşyaları, otomobiller vs. idi. İnsan ilişkilerinde hiçbir değişiklik olmamıştı.
En önemlisi insan kaynakları ve şirket kültürü alanında da hiçbir şeyin değişmemiş olmasıydı. Yine astığı astık bir patron vardı en tepede ve hemen altında da ezilen insanlar. İnsancıkların bütün hayatı binlerce yıldır bu şirketlerde geçip gidiyordu.
Peki gelecek ile ilgili düşüncelerin ne kadarının gerçekleştiğini biliyor musunuz?
Söylemesi zor ama… Hemen hemen hiç biri…
Evet. Gelecek dünyadaki en büyülü kavramlardan biri. Bize sonsuz hayaller kurmamıza izin veriyor.
Ama sonunda bu hayallerden hiç biri gerçek olmuyor.
Madem ki konumuz insan kaynakları oradan bir örnek vereyim: Bundan on, onbeş yıl öncesini düşünün. İnternet'in gelişmesiyle artık insanların çok büyük bir kısmı evlerinden çalışacaklardı. Hatta, ABD’de dağ evine çekilip, oradan telekonferans sistemiyle işe bağlanıp raporlarını İnternet bağlantısıyla yollayan üst düzey yöneticiler olacaktı. Bugünkü durum, fütüristleri haklı çıkarmış değil. İnsanlar hala işlerine gidip geliyorlar. Evde ya da dağda yaşayanlar da var ama azınlıkta kaldılar.
Birkaç yazı önce bahsettiğim ve de hayranlıkla izlediğim Wired dergisi bu sayısında kapak sayfalarını “Hiçbir Zaman Gerçekleşmemiş olan Gelecek”e ayırmış. Kapağında gri metalik giysisi ve kulaklıklarıyla poz veren Will Ferrell ortama tam uyum göstermiş.
Gerçekten insanların nasıl bir gelecek hayali kurdukları son derece ilginç. Bir arkadaşımda 1908 yılında yapılmış bir resim görmüştüm. Ressam 50 yıl sonrasının, yani 1958 yılının Beyoğlu’nu tasvir etmiş. İnsanlar, evler, dükkanlar, kılıklar, kıyafetler filan hep aynı. Tek değişilik var: Bazı insanlar uçakla dolaşıyor. Hani çift kanatlı Birinci Dünya Savaşı savaş uçakları vardır ya, işte onlarla…
Wired inceden inceye araştırıp gelecekle ilgili, ete kemiğe bürünmeyen pek çok düşünceyi mercek altına almış.
Örnek mi? En büyük gelecek inanışlarından biri, yemek yerine haplarla beslenmemizdi. İlk kez bu konuya Miki dergisinde rastlamıştım. Kahramanının Donald olduğu bir uzay macerasıydı. Donald yeğenlerini bu haplarla beslemeye kalkıyor ama bunlar hiç birinin dişinin kovuğuna girmiyordu. Sonra 60’lı yıllarda pek çok türevi çıktı orada burada. Hep koca tabaklarının içine konmuş üç dört kapsül söz konusuydu ve herkes aç kalıyordu.
Kimsenin aklına daha ilgincini yapmak gelmedi.
Robotların bu kadar gecikeceğini beklemezdim. İlkokuldayken, 30’lu 40’lı yaşlara geldiğimde artık bize hizmet edecek kalitede robotların yapılmış olacağını düşünüyordüm. Hatta sanayide robot kullanımı laflarını ilk duyduğumda, bayağı heyecanlanmıştım. Babama bu robotların insan gibi robotlar olup olmadıklarını sormuş, öyle olmadıklarını, sadece adlarının robot olduğunu öğrenince de büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım.
Robotlara ilişkin en büyük inanış, giderek akıllanacakları ve bir süre sonra da dünyayı ele geçirecekleri şeklindeydi. Pek çok bilim kurgu hikayesinin ana konusunu bu inanış oluşturuyordu. Şimdi bakıyorum da bunca yılda “insan gibi robot” konusunda bir arpa boyu yol gidememişiz. En muhteşem robot Honda’nın Asimov’u… O da bırakın iktidarı biz insanlardan almayı, henüz doğru dürüst merdiven bile inemiyor.
Çocukken bir radyo dizisi vardı. Adı “Yıl 2000” idi. Tahmin edileceği gibi 2 bin yılındaki dünyayı anlatıyordu. Aklımda kalan tek şey uçan otomobillerdi. Sonra da bunun geyiği çok yapıldı. Bilim kurgu filmlerinin olağan dekoru oldular. Herkes çok kanıksadı. Ama hiçbir zaman gerçek olmanın yanında bile geçemedi.
Hatta birkaç sene önce Clinton ABD başkanıyken çok önemli bir icadı açıklayacağını söylemişti. İşte o zaman uçan otomobil değil ama bu yeni icadın uçan kaykay olabileceği konuşulmuştu.
Sonunda büyük bir hayal kırıklığını orada da yaşadık. Bu “olağanüstü” ürün, ginger adında, iki tekerlikli, çok yavaş giden ve pek kullanışlı olmayan tuhaf bir arabaydı.
Dahası… Lazer tabancalar, kendi kendine giden otomobiller, görünmezliği gerçekleştiren insanlar… hiç biri gerçek olamadı maalesef.
Teknolojik gelişme hiçbir zaman fütüristlerin hayallerine yetişemedi çünkü.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin