Aydın Demirer: Kariyer hikayeleri, ikinci bölüm
Geçen hafta kariyer konusunun zenginliğine sığınarak yazıyı bu haftaya uzatmıştım. Sıkılmamanız için fıkralı, anekdotlu bir yazı hazırladım. Konumuz kariyer yapılacak şirketin belirlenmesiydi. Kaldığımız yerden devam edelim.
Kariyer yapacağınız şirketin sizin önceliklerinize uyması da son derece önemlidir. Büyük bir şirkette mi çalışmak isterseniz, küçük bir şirkette mi? İkisinin de avantajları ve dezavantajları var. Büyük bir şirkette kaybolup gidebilirsiniz. Rakip çoktur. Omuz atmalar vakayi adiyeden sayılır. Stres yıpratıcıdır. Ama becerip yukarılara tırmanabilirseniz sizden mutlusu yoktur. Artık adınız iş dünyasının sayılı yöneticiler arasına girmeye başlamıştır.
Küçük şirketlerde ise prens sizsiniz. Yükselmeniz kolay olur. Ama işiniz zordur. Kendinizden çok kuvvetli rakiplerle karşı karşıyasınızdır. Eğer çok önemli bir buluşunuz filan yoksa ya da şirketi bir yerden çok başka bir yere getirmediyseniz adınız sanınız pek duyulmaz.
Dikkat etmeniz gereken bir unsur da kariyer için girdiğiniz yerin yarın için iyi bir referans oluşturmasıdır.
Bunun için adı sanı duyulmuş şirketler idealdir. Hatta şirket batsa bile rüzgarı sürer.
Bunun en çarpıcı örneği Arthur Andersen’dir. Dünyanın en ünlü denetim şirketi, Enron skandalının dalgasına kapılarak yara aldı bugün başka isim altında devcam ediyor. Ama hala Arthur Andersen’de çalışmış olmak en azından Türk iş dünyası için iyi bir kariyer yapmış olmak anlamına geliyor.
Arthur Andersen fıkraları bile dolaşıyordu bir ara ortalarda. Bunlardan birini anlatayım. Çobanın biri koyunlarını otlatırken, yanına son model bir cip yanaşır, içinden de son derece şık bir genç iner. Çobana yaklaşır ve “buradaki koyunların sayısını sana söylesem bana koyunlardan birini verir misin” der. Çoban mülayim adamdır. “Veririm” der. Genç arkadaşımız dizüstü bilgisayarını açar, uyduyla bağlantıya geçer, uydu araziye fokus eder, konunlar sayılır ve şık genç, çobana dönerek “1635 koyun var” der “doğru mu?”. Çoban “evet” der. Genç arkadaşımız koyunlardan birini götürürken çoban “abi bi dakka” der. “Sen Arthur Andersen’den mi geldin? (Çoban bu kadar entelektüel olur mu demeyin hemen. Orası ABD. Ve ABD’de hiç bir zaman köylülük yaşanmamıştır) Genç şaşkınlık içerisinde “evet” der “nereden anladın?”
Çoban “kolay” diye cevap verir. Birincisi, ben çağırmadan geldin. İkincisi, bana zaten bildiğim bir bilgiyi verdin. Ben zaten sürümde kaç adet koyun olduğunu biliyordum. Üçüncü, koyun diye benim çoban köpeğini götürüyorsun, hiç olmazsa onu bırak”.
Kariyer yapmaya karar verdiğiniz şirketin size iyi bir iş eğitiminden geçirip geçirmeyeceği şüphesiz en önemli konulardan biri. Kurum içi eğitim önemli. Ama sadece bununla yetinmeyin. Pek çok şirket yurtdışına uzun eğitimlere gönderiyor. Bunları araştırmakta yarar var.
Yurtdışı operasyonları olan bir şirkette çalışmak da oldukça önemli. Bu kadar hızla küçülen dünyada, iyi bir kariyer yapmak isteyen kişinin değişik ülkelerde çalışma kültürüne sahip olması mutlaka gerekiyor. Türk işadamlarının bugünkü başarısının altında yatan en önemli etmenlerden biri de dış dünyaya açılma becerileri…
Çalışmayı düşündüğünüz şirkete dikey hiyerarşiler hakimse bu şüphesiz kesinlikle olumsuz bir puan.
Özellikle de yıllardır aynı koltuklarda aynı adamlar oturuyorsa…
Geçen gün yabancı bir dergide bir “özlü söz” gördüm. “Patronla cumartesi günü tenis oynamayı başaran genç, şirkette yükselmeye en yakın adaydır” diye. Tamamen katılıyorum. İşadamlarının gittiği pek çok kulübün, derneğin, kuruluşun amacı da biraz bu değil mi? İyi bir çevre edinmek pek çok kapıyı açan bir anahtar. Onun için “sosyal yönü ağır basan şirketleri tercih edin” derim.
Tabii ki burada iş biraz da patronda. Patron tenisi yıllardır aynı koltukta oturan kurmaylarıyla oynamak istiyorsa yapacak fazla bir şey yok maalesef.
İyi bir kariyer için şirket kadar sektörün durumu da önemli. Ne bileyim televizyon tüpü üreten bir şirket, dünyanın en iyi yöneticileri tarafından yönetiliyor olsa da, çalışmak için pek de tercihe şayan bir yer değildir. Çünkü en iyi ihtimalle o sektörün iki-üç yıllık bir hayatı kalmıştır. Onun için dünyanın ve Türkiye’nin en büyük 500 şirketi araştırmasını alıp okumakta, son dört-beş yıl içerisinde hangi şirketlerin ve hangi sektörlerin ön plana geçtiğini incelemekte yarar var.
Hayat zor. Kariyer yapacağınız şirketi seçerken hayatınızın en önemli kararlarından birini vereceksiniz. Bence karar vermeden önce tatile çıkın ya da kendinizle baş başa olacağınız bir yere gidin her şeyi bir tartın. Kendinizi, çalışmak istediğiniz şirketi. Bence işe yarar.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin