Ana Sayfa | Yazarlar | Aydın Demirer | Aydın Demirer: Kariyer ve çocuk... İkisi birden çok zor!

Aydın Demirer: Kariyer ve çocuk... İkisi birden çok zor!

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Aydın Demirer: Kariyer ve çocuk... İkisi birden çok zor!

Bir kadın arkadaşımın kızı, hemen hemen her sabah, annesine "sen geldiken sonra yatsam olur mu?" diye soruyor. Anne bu durumdan hayli şikâyetçi. Ama yapabileceği çok fazla bir şey de yok. Büyük bir şirkette, önemli bir konumda bulunuyor. Kısacası, saat 18.00'de "Ben eve gidiyorum, iyi günleeer" deyip çıkması mümkün değil. Ertesi sabah 07.00'de kalkıp okula gitmek zorunda olan kızına da bu yüzden "Tabii ki bekleyebilirsin bebeğim" diyemiyor. Peki ya baba? Doğrusu, kız, aynı soruyu babaya yöneltmiyor. Çünkü yüzyılların alışkanlığı var ortada. Baba çalışır, evi geçindirir. Bu yüzden geç de gelebilir. Pek üzerinde durulacak bir mevzu değil yani. Aslında, ideal bir dünyada, kadınların da erkeklerinki gibi rahatlıkla kariyer yapma imkânlarının olması lazım. Ama bugün, bu dünyadan hayli uzak olduğumuz da ortada.

Yardımcılar durumu kurtarmıyor
Kadınlar, işte çalışıyor, evi çekip çeviriyor ve çocuklara bakıyor. Ve ülkeler ne kadar uygar olursa olsun bu soruna bir çözüm bulabilmiş değiller. Ancak bazı ülkelerde, part time çalışmanın yaygınlaşması bu sorunu biraz azaltıyor belki, o kadar. Diyebilirsiniz ki, bugün yönetici durumundaki kadınların çoğunun evlerinde bir yardımcısı var. Evet bu durum iş kadınlarını ütü, çamaşır, bulaşık, yemek hatta alışveriş gibi bazı klasik işlerden kurtarıyor. Ama unutmayalım yardımcı da bir kadın ve onun da çocukları evde kendisini bekliyor. Üstelik, kadının bulaşık, çamaşır haricinde uğraşması gereken başka işler var. Bunlardan biri okulla ilişkinin yürütülmesi doğal olarak... Ben ve eşim, bugüne kadar, ilkokulda ve lisede hiçbir veli toplantısını atlamadık. Çok da iyi yaptığımızı düşünüyorum. Her seferinde, yaklaşık 60-70 velinin katıldığı toplantılarda, erkek veli sayısı dört-beşi geçmediğini gözlemledim. Bütün babalar, hiç bir toplantıya gelemeyecek kadar yoğun muydular? Öte yandan evdeki bakıcıyı denetlemek de, çocuğu gitar dersine ya da yüzme kursuna götürmek de kadının işi. Gözden kaçırılmaması gereken bir nokta var. Yukarıda saydığımız kadınlar maddi güçleri iyi olanlar. Bir de çoğu çalışan kadının - örneğin devlet memurlarının - yardımcı tutacak maddi güçlerinin olmadığını hesaba katın.

Erkekler teşekkürü sevmez
Bütün bunları üstlenen kadınlar, çoğu erkeklerden bir teşekkür bile alamıyorlar. Rahmetli patronum Ercan Arıklı, dünyada tanıdığım en anlayışlı insanlardan biriydi. Ama, bir gün, aynı dergide çalıştığımız bir arkadaşımızın hamile olduğunu öğrenince "işte ben bu yüzden iş yerinde kadın çalıştırmak istemiyorum" demişti, sinirli bir tonda ve biraz hepimiz duyalım diye biraz bağırarak. Şaşırıp kalmıştık. Acaba altı aylık izin miydi onu bu kadar rahatsız eden bilmiyorum. Sadece patronun değil çoğu kez evdekilerin de hışmına uğruyor kadınlar. İster istemez zaman zaman asabi oluyorlar. Çocuklar da ya siniyorlar - ki bu kişiliklerinin gelişmesi açısından bayağı kötü bir durum - ya da dalga geçmeye, annelerine isim takmaya filan başlıyorlar. Öte yandan kadının üstlendiği roller de o kadar çok ki. Gerektiğinde anne, gerektiğinde bebek bakıcısı, gerektiğinde büyük anne, gerektiğinde iyi komşu, gerektiğinde koca oluyorlar. Dolayısıyla bu kadar ağır sorumluluk mutlaka bir yerden bir patlak veriyor. Sürekli yorgunluk, stres, bunların getirdiği sinirlilik hali hiç eksik olmuyor.

Peki yapacak bir şey yok mu?
İdeal bir dünyaya ulaşana kadar yapılacak çok yeterli olmasa da, bir şeyler var. Örneğin, çocuklara, açık bir biçimde, annenin niçin akşamları eve geçe geldiğini anlatmak gerekiyor. Ya da örneğin, çocuklara "aslında evde olmasam da senin yakınındayım" mesajı vermek önemli. Çocuğun ulaşabileceği yerlere ya esprili laflar ya da sevgi sözcükleri yazılı, ondan uzak kalmasından hoşnut olmadığını belirten Post-it'ler yapıştırmak ya da SMS göndermek etkili olabilir. Ama anne uzun süre evden uzak kalacaksa bu pek hoş bir durum değil. Bir kere, bu durumda, annenin eve döndüğünde, çok özlediği çocuklarına "hayır" demek güçleşiyor. Yurtdışı yolculuklarda dizginleri kaçırmak daha kolay. Özellikle çocuklar ergenlik öncesi gibi kritik dönemlere girmişlerse... Derslerde başarısızlık, içine kapanma ya da beklenmedik saldırganlıklar ortaya çıkmışsa, bu sorunların çözümü çok kolay olmuyor. Bir kez daha "peki baba" sorusunu sunalım. Fransa'da yapılmış olan bir araştırmayla göre, kadınlar, erkeklere onanla, çocuklarla üç kat daha fazla ilgileniyorlar. Kariyer ve çocuk yapanlar bence hala çok çok küçük bir azınlık ve bu durum daha uzunca bir süre böyle sürecek gibi görünüyor.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0