Ana Sayfa | Yazarlar | Aydın Demirer | Aydın Demirer: Kimler sınıfta kaldı

Aydın Demirer: Kimler sınıfta kaldı

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Aydın Demirer: Kimler sınıfta kaldı

Bir türlü bitip tükenmeyen krizin sonucunda şunu anladık. Son beş-on yılda, batı dünyasında, ekonomi alanında hiçbir şey düzgün yapılmamış.

Bol keseden dağıtılan mortgage ve diğer krediler, yüksek kamu borçlarından batan ekonomiler, karşılıksız basılan milyarlarca dolar... 

Bu krizi, son iki yüzyılın iki dahi ekonomisti Marx ya da Keynes ile açıklamak mümkün değil. Çünkü bu krizin temelinde, iktisat fakültelerinde öğretilen iktisat teorileri, para, finans, banka filan yok. Bu krizin temelinde, damardan bizim konumuz yani insan kaynakları var. Evet. Adam sendecilik, basiretsizlik, hile, öngörüsüzlük gibi insana ait özellikler bu krizi yarattı.

Bir insan kaynakları yöneticisinin, işe alacağı kişinin bilgisini ölçmesi mümkün. Ama dürüstlük kat sayısının ne olduğunu ölçecek -işlerliği çok tartışılır yalan makinesi haricinde- bir yöntem maalesef henüz icat edilmiş değil.

Kriz pek çok kurumu sınıfta bıraktı.

Kimler mi?

Öncelikle derecelendirme şirketleri... S&P, Moody’s ve Fitch...

Haklarında çok yazılıp çizildi. Ama her yeni kriz patladığında tüylerimiz diken diken oluyor, bu notları nasıl verdiler diye... 

Anlı şanlı derecelendirme kuruluşlarına bendeniz müsaadenizle “görüşlerine baş vurulamaz” notu veriyorum.

Üç büyük kuruluş, yıllarca hangi ülkeye yatırım yapılıp hangilerine yapılmayacağının kararını verdi. Ülkelerin borç ödeme gücünü ölçtü. Dünya ekonomisini onlar yönlendirdiler.

Batık İzlanda’ya, borcu üretiminden 10 kat yüksek olan İrlanda’ya yani dünyanın en kötü ekonomilerine en yüksek notları verdiler.

Derecelendirme şirketlerinin yaptıklarına en hafifinden basiretsizlik diyorum. 

Bir de dolandırıcılar var. Yunanistan’ın yaptığı gibi bazı rakamları Brüksel’den saklayıp hasıraltı edenler.

Bir de dolandırıldıklarını farketmeyenler var. Brüksel gibi. Onlarınkine saflık diyelim. 

Sınıfta kalanların biri de bankalar.

Burada iki büyük adam sendecilik var.

Birincisi Amerika’da krizi tetikleyen ve ödeme gücüne bakılmadan dağıtılan mortgage kredileri.

İkincisi Yunanistan, Portekiz, İspanya, İrlanda devletlerinin kağıtlarını Brüksel’e güvenip “nasıl olsa bunlar iyidir” diye alan Avrupa bankaları... Bu kağıtlar virüsü Avrupa’nın en sağlam bilinen bankalarına bulaştırdılar maalesef.  

Türev piyasaların nasıl bir tehlikelere yol açabileceği yıllarca konuşuldu. En azından Dünya Bankası bu enstrümanlara ilişikin bazı önlemler alabilirdi. Bir adam sendecilik puanını da o hakediyor. 

Siyasiler bu yalan dolana itiraz edebilirler, devlet kurumlarda yapılan hilelere geçit vermeyebilirlerdi. Yapmadılar. Olmayan kaynakları, varmış gibi kısa vadeli siyasi başarılar için kullandılar. Hileye ortak oldular. Dolandırıcılara aracılık yaptılar, bu da kötü bir suç.

Bir türlü bitemeyen krizden çıkarttığım bazı dersler de var.

Birincisi, İrlanda mucizesi üzerine çok yazılıp çizilmişti. İzlanda hakkında da... Bu doğru dürüst sanayi altyapıları olmayıp birden zenginleşen ülkeleri mucize filan diye nitelendirmeden önce dikkatle bakmak ve açıklananlara fazla güvenmemek lazım. Petrol filan bulmadılarsa, o ülkelere yağan paraların kaynağını incelemek gerekiyor.

İkincisi, Avrupa’da güvenilir tek ülke var: Almanya. Sağlam sanayiniz ve mühendisliğiniz varsa krizden etkilenmezsiniz. Her kriz, euro’nun düşmesine, her euro düşüşü de Alman ihraç mallarının ucuzlamasına yol açıyor.  Kriz derinleştikçe, Alman ekonomisi ihracat rekorları kırıyor, Merkel’in yüzü gülüyor. 

Üçüncüsü, AB’yi bir daha düşünmek lazım. Yüzyıllardır ayrı yaşamış ülkelerden bir birlik oluşturmak için herhalde sandığımızdan çok daha uzun yıllar geçmesi gerekiyor. Bu ülkeleri bir merkez bankası çatısında örgütlemek de hiç kolay olmuyor.

Bu arada “bu derecelendirne haksızlığı nereye gidecek, niye bizim notumuz Yunanistan’dan aşağıda” diye soran meraklılara iki notum var.

Birincisi Çin, 1994 yılında kendi derecelendirme şirketini kurdu. Adı Dagong. Batılılara pek kulak asmıyor.

İkincisi Saha Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı Süha Seçkin, ülke reytingi yapmak gibi ciddi bir işe soyunmuş durumda. En geç 2012’de Türk malı ülke derecelendirme sistemi devreye girmiş olacak.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0