Ana Sayfa | Yazarlar | Aydın Demirer | Aydın Demirer: Otobüsten BMW'ye

Aydın Demirer: Otobüsten BMW'ye

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Aydın Demirer: Otobüsten BMW'ye

Başına gelen kötü olayları, hiç paniğe kapılmadan fırsata çevirme yeteneği... Bitmez tükenmez bir enerji... Ve girişimcilik tutkusu... Baybars Altuntaş'ın Baybars Altuntaş yapan en önemli özellikler bunlar. Girişimcilik maceralarını anlattığı kitabı "Otobüsten İndim, BMW'ye Bindim" bu günlerde en çok satan kitaplar listelerinin zirvelerini zorluyor. Baybars ile yollarımız 1990'lı yılların ortalarında kesişti. Sabah Grubu'nda yayınlanan Para Dergisi için birlikte pek çok proje yaptık, uyguladık, çok da iyi sonuçlar aldık. Kitabı bir çırpıda okudum. Anlatımı sıcak, dil akıcı. Ama esas önemlisi, insanı girişimci olmaya ikna ediyor. Pek çok ilginç örnek olay var. Kitapta en ilginç bulduğum yönlerden birini anlatayım. Henüz 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyken, bayiden gidip bir haftalık ekonomi dergisi alıp, o güne kadar adını bile duymadığı franchise yazısını okuyup, yazıda yer alan Alman Franchising Birliği'nin numarasına bir faks yollayarak derneğin başkanını Türkiye davet etmiş. Baybars Altuntaş şu soruyu soruyor? Aldığım derginin tirajı yaklaşık 20 bindi. Ve bu 20 bin kişi arasında acaba niye yalnız ben gidip Alman Franchising Birliği'nin Başkanına faks çektim? İşte galiba bütün hikaye de burada yatıyor. Girişimci kafasına sahip olmak. Her olaya girişimci gözüyle bakmak. Kısacası 20 bin kişi arasında tek kişi olmak... Bunu başardıktan sonra gerisi geliyor. Biraz cesaret, biraz gözü karalık işe yarıyor. Neyse Almanya hikayemize devam edelim. Baybars Altuntaş faksı çektikten yaklaşık bir hafta sonra Almanlardan cevap gelmiş: "Sayın Altuntaş. Davetiniz için çok teşekkür ederiz. Masrafları bize ait olmak üzere Türkiye'de bir basın toplantısı düzenler misiniz?" O güne kadar hiç basın toplantısı düzenlememiş, hiçbir gazeteci ile karşılaşmamış biriymiş Baybars. Ama kendi deyişiyle burnu koku almış bir kere. Bir yandan öğrencilik yaparken bir yandan çalıştığı seyahat acentasına otel katalogları geliyormuş. En çok da o tarihte yeni açılmış olan Çırağan Kempinski'den geliyormuş kataloglar. Baybars otele telefon etmiş ve son derece olumlu bir yanıt almış otel yönetiminden: "Baybars Bey. Otelimizde şimdiye kadar hiç basın toplantısı düzenlenmedi. Çırağan Kempinski olarak, Alman franchising sistemini bilen bir şirketiz. Madem Alman Franchise Birliği Başkanı Türkiye'ye geliyor, müsaade ederseniz biz bu basın toplantısının sponsoru olmak isteriz. Hem de otelimizi ekonomi basınına tanıtma fırsatı buluruz." Nihayet Alman başkanın geleceği gün gelip çatmış. Baybars Altuntaş devamını şöyle anlatıyor: "Hava limanına karşılamaya gittim. Başkan elinde bagajıyla belirdi. Bakışlarıyla beni aradığını anladım. Elimde A 4 kağıda yazdığım "Hans Lang" yazısı, koltuğumda ders kitapları (Lang'ı beklerken sınava çalışmak durumunda olduğu için), altımda kot pantolon üstümde t-shirt ile karşıladım başkanı." Başkan doğal olarak Baybars'ı transfer elemanı zannetmiş. "Mr.Altuntaş nerede?" diye sormuş. Kendisini karşılayan "tıfıl gencin" Mr.Altuntaş olduğunu öğrenince de bayağı bozulmuş. Gelelim basın toplantısına? Hayatında tek bir gazeteciyle görüşmemiş olan Baybars Altuntaş acaba davete iştirak edecek basın mensuplarını nasıl bulmuş? Çok basit. Gazetelerin künyelerinde bakıp ekonomi bölümlerinin sorumlularını ismini bulup onlara faks ya da telefonla ulaşmış. Sonuçta, gazeteciler için 30 kişilik yer ayrılmışken, gelen gazeteci sayısı 75 kişi olmuş. Tabii ki bu işten en memnun kalan Alman başkan olmuş. Kalabalığı ve ilgiyi gördükçe yüzünde güller açmış. Altuntaş, "o gün basın toplantısına katılan pek çok ekonomi muhabiri ile yıllarca süren dostluklar kurdum" diyor ve anlatmayı sürdürüyor: "Eğer bugün medyada bu kadar çok üst düzey ekonomi yöneticisi tanıyorsam, kökeni işte bu toplantıya kadar gider. O günün muhabirleri zaman zaman yazıişleri müdürü, genel yayın yönetmeni, PR şirketi sahibi, yayınevi sahibi oldular." Kitapta bunlar gibi pek çok meraklı ve eğlenceli girişim öyküleri var. Hele Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı Obama'ya yazdığı özel mektubu teslim etmek için Beyaz Saray'a gidişi, Obama tarafından kabul edilişi, son derece ilginç. Ama sadece öyküler yok kitapta. Sayfa kenarları ustalıkla kullanılmış, buradan, kitap boyunca başka bir yazı akıyor. Bu akan yazıda girişimcilerin yapması gerekenlere ayrılmış. Hem işin hukuki yönü (hangi tür şirket nasıl kurulur gibi) hem de girişimcilere öğütler yer alıyor. Eğer girişimci olurum diyorsanız, bu kitap sizi teşvik etmeye hazır.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0