Burçak Güven: Adam olacak çocuk karakterinden anlaşılır
Dünya tatlısı bir yeğenim var. Henüz ortaokulda, Fransız okuluna gidiyor. Derslerinde çok başarılı, oldukça sosyal, spor yapıyor, piyano çalıyor... Uyumlu, çevresinde sevilen, sağlıklı ilişkiler içinde, sorumluluklarını bilen bir genç. Yine de yeğenimin geleceği, babamın yani (büyükbabasının) en büyük endişesi... Çünkü babam, notların artık önemi olmadığından, gençlerin (tam olarak nasıl ölçeceğini kestiremediği) çok farklı yetenek ve beceriler geliştirmezlerse hayatta başarılı olamayacağından emin. Bu endişesi yüzünden de sürekli benden yeğenimi 'gerekli beceri ve yetenek setleri' konusunda test etmemi, ihtiyaç duyduğu alanlarda da geliştirmek için yardımcı olmamı talep ediyor. Eminim çocuğunun büyüyence ne olacağı; hayatta, işte, ilişkilerde başarısı pek çok ebeveyn için önemli bir endişe kaynağıdır. Kişisel başarı ve genel mutluluk; şans, kader, içinde bulunulan ülke, konjonktür, fırsatlar vs. gibi pek çok faktörden etkilense de, bir insanın geleceğiyle ilgili isabetli tahminler yapılabilir mi gerçekten? Psikoloji bilimine göre bu mümkün. Çünkü bu disipline göre gelecek, geçmişten filizlenir ve her ikisi de karakterlerimizle davranışlarımızın incelenebilir tarafları üzerine inşa olur. ABD'deki Williams College psikologlarından Susan Engel'e göre insanların geleceklerin 'okumak' mümkün. Engel, bir insanın gelecek yolculuğunun altı temel durağı olduğunu söylüyor: 1. Zeka, 2. Azim, 3. Sosyal beceriler, 4. Yakınlık kurma, 5. Mutluluk ve 6. İyilik kapasitesi. Bu altı temel noktanın her biri, çocukluğun erken dönemlerinde görülmeye başlıyor ve yaşam boyu da büyük değişikliklere uğramıyor. Uzmanlara göre bu altı özellik, çocuğun gelecekteki durumu öngörmek için güvenilir bir endeks oluşturabilir...
1. Zeka: Zamanla en az değişen özelliğimiz zira genetik mirasımıza dayanıyor. Besleyici bir ortamda filizlenmesi mümkünse de belirli sınırları aşamıyor. Tanımı epey tartışmalı olsa da genel kabul şu: Veriyi işleme kapasitesi ve hızı. Zeka yüksek olunca insanlara hayatı, deneyimleri, başkalarını anlama kapasitesi ihsan ediyor; karmaşayla baş etmemizi sağlıyor. Temelde ikiye ayrılıyor: a) Kontrollü zeka (IQ testlerinin ölçtüğü tür): Bilinç düzeyinde, kasti, planlanmış ve soyut düşünceyi kapsıyor -odaklanma, zihinsel kontrol ve hedef odaklılığa işaret ediyor. b) Spontan zeka: Otomatik biçimde bilgi edinimini yönetiyor; örtülü öğrenmeyi, karmaşık bilgiyi tesadüfi biçimde edinmeye işaret ediyor.
Nasıl ölçeceğiz: Çocuğun düşünce sistematiğine dikkat edin; bir argümanı nasıl ortaya koyduğuna, tarif ettiğine, savunduğuna bakın. Çelişkileri, iyi ve kötü yanları, problemi nasıl tanımladığı, kafasının net olup olmadığı önemli. Bir de hissettikleriyle bildikleri arasında ayırım yapıp yapamaması önemli. Veriyi ne kadar hızla algıladığı ve hangi derinlikte anladığı, çözüm ürettiği de diğer bakılacak alanlar...
2. Azim: Çeşitli tanımları ve ölçütleri var: Sevdiğiniz işi yapmak, finansal başarı, şan, şöhret gibi... Bizim bakacağımız tarafı ise kişinin kendisinin başarıyı nasıl tarif ettiği ve buna doğru çalışma isteğinin seviyesi (bazıları buna tutku diyor). Azim, başarının yakıtıdır ve kişinin hedeflerine ulaşmasını sağlar; istikrar da tutkuyu aşar.
Nasıl ölçeceğiz: Kişi hayatındaki problemlerle ilgili neler söylüyor, engeller karışında nasıl davranıyor? Burada önemli olan çaba göstermeye eğilimli olmak ve hedeflerinin buna değeceğine inanmak.
3. Mutluluk (Tatmin bulabilme kapasitesi): Psikologlar ve felsefeciler mutluluğun, 'anlam ve yararlı olma arayışından' geçtiğini düşünüyor. Sinirbilimi, mutluluğu peşinden koşulacak bir şey değil başka şeylerin bir sonucu olarak görüyor: En yüksek düzeyde tatmin ve mutluluğa, hedefe ulaşıldığında değil hemen öncesinde ulaşıldığı saptanmış. Yani zorluk, risk ve gelişim olmadan mutluluk da yok.
Nasıl ölçeceğiz: Kişi kendi zayıflıklarıyla ilgili ne kadar gerçekçi? Eleştirilme tehlikesine rağmen kendi doğrularını, değerlerini savunmaya istekli mi? Ayrıca başarısızlıklardan kaçmak değil, bunlardan sonra tekrar toparlanıp ayağa kalmak konusundaki dayanıklılığımız da önemli.
4. İyilik kapasitesi: Ahlakla ilgili bakış açımızın bir kısmı doğuştan bir kısmı da çevresel faktörlerden geliyor. Hedefe giden her yolun mubah olduğunu düşünen bir babanın oğlu da bu düşünce de olabiliyor. Empati yeteneği erken çocuklukta gelişmeye başlıyor ve hayat boyu devam ediyor. Siz zor durumdayken bu, çocuğunuzun ne kadar umurunda? İyilik kapasitesini ölçmek için empati önemli ama yeterli değil. Yardım etmeye ne kadar istekli olduğu da önemli. Başkalarının perspektifinden düşünebilme ve inkar etmeden kendi duygularını kontrol (özellikle öfke, endişe gibi olumsuz olanlara tahammül) edebilmeli. Zira bu, başkalarının yoğun duygularına da katlanabileceği anlamına geliyor.
Nasıl ölçeceğiz: Zor durumlar karşısındaki davranışlar bilgi verir. Kişinin kendisini sakinleştirmesi, teselli edebilmesi her ortamda doğru karar verebilme kapasitesine de yansıyacaktır.
5. Arkadaşlık kurma kapasitesi: Arkadaşlık; yakınlık ve mutluluk getirir. Çünkü eşitlik ve karşılıklılık esasına dayanır. Bu yüzden de karaktere bakmak için iyi bir pencere oluşturur. Arkadaşlığın temelinde nezaket ve kararlılık vardır. Biriyle bir geçmiş yaratabilme kapasitesi önemlidir çünkü insanların kusurlarına karşı toleransımızı gösterir. Ne sıklıkla yalnızlık ve arkadaşlık istediğiniz sosyal becerilerimize işaret eder.
Nasıl ölçeceğiz: Başkalarıyla ilgilenmek, insanlara kendini iyi hissettirmek, paylaşım, karşılıklılık esasındaki denge (sömürü ve sürekli aşağılama arkadaşlık açısından kötü göstergelerdir) dikkat edilecek noktalardır. Bir de çok sayıda kopan arkadaşlık iyi değildir; tolerans eksikliğine işaret eder.
6. Yakınlık kurma kapasitesi: İnsanlararası yakınlık, en iyi rahatlama kaynağıdır. Psikolojik sağlığın da güvencesidir. Birinin yakınlık kapasitesi bize başkasına güvenme, incinebilirliğini paylaşma, bağlanma yeteneğini gösterir. Genelde ilk ilişkimiz bu alandaki durumuzu belirler. Anneyle kurulan duygusal bağ daha sonraki ilişkilerde güvende hissetmemizi (başa çıkma kapasitesi geliştirmemizi) sağlar. Böylece başkalarının dertleriyle içten biçimde ilgilenir, onları candan dinler, duygusal olarak uzaklık hissetmekten kurtuluruz.
Nasıl ölçeceğiz: Çocukluk anılarını konuşmak, erken dönemde yaşanan eve/ mekana birlikte gitmek ve sizi gezdirmesini istemek yararlı olacaktır. Mutfağı, salonu, odasını anlattırmak, aile bireyleriyle yaşadıklarını dinlemek öfke, pişmanlık, üzüntü gibi olumsuz duyguları yüzeye çıkaracaktır.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin