Ana Sayfa | Yazarlar | Burçak Güven | Burçak Güven: Korkma insancık korkma! Bu ülkede yargıçlar var…

Burçak Güven: Korkma insancık korkma! Bu ülkede yargıçlar var…

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Burçak Güven: Korkma insancık korkma! Bu ülkede yargıçlar var…

Tanrı’yı bana, “İşte şimdi tabiatın, evrenin ve insanlık tarihinin tüm sırlarına vakıf olacaksın!” derken hayal ediyorum.

Taraf gazetesinin arka sayfasında “20 Soru” isimli dahiyane bir köşe var. Her gün farklı birine aynı 20 sorunun yöneltildiği bu bölüm, yaşam – ölüm eksenindeki sübjektif duruşumuzu sorguluyor sanki.

“En sevdiğiniz/nefret ettiğiniz kelime, ses”, “en önemli kusurunuz”, “nerede yaşamak, kim olmak isterdiniz”, “size en keyif veren kötü huyunuz”, “ruh haliniz, mutluluk rüyanız” gibi insana bu dünyadaki duruşunu ve ölüme doğru akışını sorgulatan sorular bunlar. Zaten 20’nci madde, “Öldüğünüzde cennete giderseniz Tanrı’nın size kapıda ne söylemesini istersiniz” sorusu yer alıyor.

Sorular her seferinde aynı olmasına rağmen cevaplar o kadar farklı ki insan sıkılmadan, ısrarla takip edebiliyor bu köşeyi. Merak ettiğiniz, tanımadığınız, ilginç zannettiğiniz, sıkıcı bulduğunuz insanlar öyle şaşırtabiliyor ki bu sorulara verdikleri cevaplarla, insan her gün mini bir psikolojik ve sosyolojik keşif yaşıyor adeta.

Bir de her okuyuşunuzda ister istemez kendi cevaplarınızı geçiriyorsunuz aklınızdan. Son soru benim kafama en çok takılanı. Çünkü her soruya cevabım o günkü ruh halime göre değişirken, “cennet kapısında Tanrı’yla diyalogumda” kafamdaki replik hep aynı. Tanrı’yı bana, “İşte şimdi tabiatın, evrenin ve insanlık tarihinin tüm sırlarına vakıf olacaksın!” derken hayal ediyorum.

Bu köşe sayesinde fark ediyorum ki (bir mezarlık kapısında yazdığı üzere) bir gün kaçınılmaz olarak tadacağıMız ölümün, benim açımdan tek cazip tarafı, paradoksal biçimde ‘sırlara ulaşma ihtimali’ni de ‘doğruyor’ olması. Zaten oldum olası kutular, kapalı kapılar, üzeri örtülü kütleler, ardında bilinmeyen/görülmeyen şeyler olan her şey içimi fena halde gıdıklar. Kapağını kaldırmak, kapısını açmak, örtüsünü sıyırıvermek, bakmak isterim. Sanırım bu yüzden de Hakim Kadir Kayan’ın ‘Kozmik Oda’daki çalışmaları, fena halde kaşındırıyor beni.

İstiyorum ki her şey gün ışığına çıksın, Pandora’nın Kutu’su açılıversin, şu ana kadar “benim adıma”, “benim iyiliğim” için yapıldığı iddia edilen ama benim üzerinde hiçbir söz hakkım olmayanlar tartışmaya açılsın. Doğru yapılanlar için teşekkür edeyim; yanlışlar, kötü kararlar, onayım olmadan bana ait olan gücü/parayı/hakkı hunharca kullananlara ise hesap sorabileyim.

En azından ne kadarını bilmek istediğime, hangi noktadan sonrası için “bundan ötesi devlet sırrı” olsun çizgisini çekeceğime demokrasilerdeki en büyük güç olan ‘seçmen’ olarak ben karar verebileyim. Ama bunu milletin tek temsilcisi olan, seçilmiş iktidar eliyle yapabileyim ki karar yine benim olsun. Benim verdiğim bu görevi iyi yapmayan iktidarı da kendim değiştireyim. Böylece kimse kendisine durumdan görev çıkartıp, sözde benim için, benim gücümle ama benim hiçbir dahlim/onayım olmayan işler yapamasın.

İşte bu yüzden Yargıç Kadir Kayan, benim gözümde büyük bir kahramandır. Ama ne yazık ki gölgede kalmış, hakkı yeterince teslim edilmeyen, yaptığı işin, direncinin, korkusuzluğunun, tarihi öneminin farkına varılamayan bir kahraman! Ete kemiğe bürünmüş bir yargıç, 60 yıldır hiç kimsenin açamadığı bir sır kutusuna, karşısındaki büyük silahlı güce rağmen girdi.

Yasama-yürütme-yargı dengesinde, alınan kararların uygulanmasında tek başına kalan ve en yetersiz güç konumundaki erk, yargıdır. Yargı, kararlarını uygulatmak için ne yeterli mali kaynağa ne de silahlı güce sahiptir. Yargının elindeki tek güç, toplumu vicdanıdır ama bu da ancak dolaylı olarak yargının hizmetindedir. Demokrasilerde, toplumun vicdanından gelen güç, iktidarda somutlaşır. Bu yüzden de yargı, iktidarın elinde olan ve kaynağını toplumdan alan bu güce muhtaçtır. Ve yargının bu gücü kullanmasına, ancak ve ancak siyasi iktidarlar aracılık edebilir.

Yargının elindeki bu güç eksikliğini iyi kavradığımızda ise Yargıç Kayan’ın yaptıklarının önemi, insana daha bir şiddetli çarpıyor. Bugüne kadar toplumdan gelen gücü elinde bulunduran siyasi iktidarların bile giremediği/denemeye bile cesaret edemediği o odanın kapısının açılması, küçümsenebilecek bir şey değildir. Daha 1970’lerde “Kontrgerillanın varlığından yeni haberim oldu” diyen Bülent Ecevit’i, başı sıkıştıkça şapkasını alıp giden Süleyman Demirel’i hatırlayın…

Toplum gücünü elinde barındıran siyasi iktidarların tepesindeki isimler olarak o odaya yaklaşmaya cüret bile edemediler. Adı “demokrasi” olan bir düzende, siyasi iktidarın bilgisi dışında faaliyet gösteren bir güçten ve onun etrafında örülen kalın ve yüksek duvardan bahsettiğimiz ortada sanırım.

Yargıç Kayan, Anayasa’dan kaynaklı yargı gücüyle geldiği halde alışkanlıklardan, gelenekten, demokrasi dışı anlayıştan kaynaklanan bir dirençle karşılaştı önce. O da öyle cüretkar bir şey yaptı ki bunun karşısında: “Ben giremezsem, sen de giremezsin” dedi ve mühürledi odayı.

Gayrimeşru, zeminsiz ve halkız biçimde sahip olunan bu egemen tavır karşısında, ‘gücün esas sahibi olan milleti’ oraya sokmama geleneğinin yıkıldığı an işte bu mührün basıldığı andır.

İşte o mühürle Türk milleti kendi gücüne sahip çıkmış, kendisinden 60 yıl önce çalınan yetkiyi de geri almıştır. Ve bundan böyle de gücünü kullanmaya memur ettiği, yetkili kıldığı siyasi iktidarlar aracılığıyla da hangi noktadan sonrasının sır, ne kadarının açık bilgi olacağına da kendisi karar verecektir. 

Bu sessiz ama büyük devrimin öncüsü olan Yargıç Kadir Kayan’ın, gazetelerin birinci sayfalarına yansıyan fotoğraflarından sızan katı, ciddi, kararlı yüz ifadesinin arkasındaki psikolojide de sanırım bu görevin verdiği bilinç ve ağırlık duygusu var.

(Burçak Güven - 10.01.2010)

 

 

Subscribe to comments feed Yorumlar (2 Yorum Eklendi):

cem koray Tarih: 23 January, 2010 10:41:42
avatar
sevgili burçak güvene biz okuyucularını bilgilendirip umut da verdiği için teşekkürler.
Thumbs Up Thumbs Down
Deniz Onur DESTİCİ Tarih: 16 May, 2010 02:35:37
avatar
Geçiniz!...
Thumbs Up Thumbs Down

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0