Ana Sayfa | Yazarlar | Burçak Güven | Kriz sizi çok endişelendiriyorsa...

Kriz sizi çok endişelendiriyorsa...

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Kriz sizi çok endişelendiriyorsa...

Kriz hayatımızın üzerine kara bir bulut gibi çöktü. Tam anlamıyla kaos ortamı hakim. Pek çok kişi işiyle ve geleceğiyle ilgili endişe içinde. Aslında sanırım kimse tam olarak ne düzeyde bir endişe taşıması gerektiğini tam olarak kestiremiyor. Yine de ciddi alarm veren sektörler var...

Kriz hayatımızın üzerine kara bir bulut gibi çöktü. Tam anlamıyla kaos ortamı hakim. Pek çok kişi işiyle ve geleceğiyle ilgili endişe içinde. Aslında sanırım kimse tam olarak ne düzeyde bir endişe taşıması gerektiğini tam olarak kestiremiyor. Yine de ciddi alarm veren sektörler var. Örneğin inşaat, bu krizden (aslında her krizden) ilk etkilenen ve en geç çıkanların başında.

Temelde çalışanlar ikiye yarılıyor. İşiyle ilgili ciddi endişe yaşayanlar ve “bana bir şey olmaz”cılar. Krizin ‘vuracağı’ ilk sektörlerdeki çalışanların bir kısmının tam bir aymazlık, bir kısmınınsa gereğinden fazla (yanılma payım yüksek olabilir zira kimse bu kez işin ne kadar derine gideceğini bilemiyor) rahatlık içinde. Pek çok holdingde yüzleri hatta binleri bulan işten çıkarmalar yaşandığı gelen haberler arasında. Bunları kesin biçimde onaylatmadan haberleştirilmesine karşıyım. Çünkü en ufak bir yanlışlık zaten ciddi zorluk yaşanan şu ortamda, kötü bir kazık olabilir. Ama toplu işten çıkarmaların hafiften başladığı, daha ciddi miktarda olanların hızla geleceği de gün gibi ortada.

Beterin beteri var tabii. ABD’de durum iyice kötü. Hayatımda ilk kez, Forbes’taki görevim nedeniyle yakın temasta olduğum Amerikalıları, işleri ve gelecekleri konusunda teselli ederken buluyorum kendimi. Oysa şimdiye kadarki pratiğimde, kriz ortamında endişeli taraf hep biz olurduk.

Özellikle ABD’de, insanların işleriyle ilgili yaşamakta olduğu yüksek endişe seviyesinin sağlıklı düşünme mekanizmalarını, performansı, ilişkileri ve özel hayatı bile etkiler duruma gelmesi üzerine bazı çalışmalar yapılıyor. Burada en temel nokta, korku ve endişe duygularının ayrıştırılması. Çünkü korkuya gerçek bir sebep varken, endişede her zaman geçerli bir neden olmayabiliyor.
Psikologlar beyinlerimizin, “bizi korumak adına, endişe yaratma potansiyeli olan durumlarla ilgili sürekli düşünce ürettiğini” ifade ederek olumsuz fikirlerin esiri olmamak için neler yapılabileceğini de sıralıyor. Benzer duyguları çevremde de gözlemlediğim için birkaç işe yarar bulduğum öneriyi paylaşmak istiyorum. Ekip yöneten herkesin işine yarayacağını sanıyorum:

1. Endişe, algıyı etkiler: Çalışanlarınızın işe konsantre olmasını ve bilgiyi beyinlerinde işleme süreçlerini olumsuz etkileyebilir. Sabırlı olun çünkü ekibiniz dinlemekte ve anlamakta zorlanabilir, bazı konuşmaları defalarca tekrar etmenize neden olabilir, her zamankinden daha fazla hata yapabilir.

2. Şimdiki zamanda kalın: Endişe, geçmişe ya da geleceğe ait bir duygudur, anla ilgisi yoktur. Şimdiki zamanla tek ilgisi, o an önünüzdeki işi berbat etmenize neden olabilme potansiyelidir.

3. Endişe bulaşıcıdır: Özellikle çok sayıda eleman çalıştıran, büyük iş yerlerinin kendisini bu duruma karşı koruması şarttır. Ekibinizde biri, portföyünün yüzde 40 düştüğünü, gelirlerinin artık yetmeyeceğinden korktuğunu anlatmaya başladıysa dikkatli olun. Onun sözlerini ve duygularını havada yakalamanız ve endişe seviyesini derhal düşürmeniz gerekir. Aksi taktirde tüm ekibiniz aynı hastalığa yakalanacaktır.

4. Hazırlıklı olun: Hem olumlu hem de olumsuz duygulara açık olmalısınız. Olumsuzlarla başa çıkmanın yolu, onları iyice duymak ama sizi ve ekibinizi kontrol etmesine izin vermemektir.

5. Derinleştirici etkinin farkına varın: Yayılması ve derinleşmesi insanları, paralarını ne yapacakları hakkında aptalca kararlar almaya itebilir. Bu da, krizi daha kötü hale getirebilir.

6. Önce kendi duygunuzla sonra da ekibinizinkiyle başa çıkmalısınız: Bunun en iyi yolu, olumsuz duyguların varlığını kabul etmek, bunları ifade etmelerine izin vermek ve dikkatle dinlemektir.

7. Endişe sağlığınızı bozar: Endişeli insanlar nefeslerini tutarlar, daha hafif ve kesik nefes alıp verirler. Diğer fiziksel göstergeler ise şöyledir: Kalp atışlarının hızlanması, ellerin terlemesi, baş ağrısı, hazımsızlık... Yoga, meditasyon, nefes egzersizleri gibi uygulamalar gerginliği azaltır. Nefesinizi izleyin, özellikle verdiğiniz nefesler uzun ve yavaş olmalıdır.

8. Bir kere endişelenip sonra geride bırakın: Korkuyorsanız, yüzleşin! Finansal durumunuzla ilgili endişeliyseniz, bankacınızla ya da muhasebecinizle buluşup durumu gözden geçirin, alınması gereken önlemler üzerinde anlaşın. İşinizi kaybetmekten korkuyorsanız derhal CV’nizi yenileyip iş aramak için hazırlık yapmaya, strateji oluşturmaya başlayın. Ama hemen ardından şu andaki işinize konsantre olun. Çünkü işiniz, korkunç bir gelecek senaryosuna oranla, üzerinde çok daha fazla kontrolünüz olan bir alandır.

9. Elinizdekine odaklanın: Eksiklerinizi değil, elinizdeki değerleri görün.

10. Suçluluk duymayın: Kriz ortamında eğlenmek, bazı insanlarda suçluluk duygusu yaratıyor. Bu saçmalığı kafanızdan çıkarın, arkadaşlarınızla keyifli vakit geçirmenin krizle hiçbir ilgisi yok.

11. Dibe vurmayın: Endişenizin boyutu, başladığınız işleri bitirmenize engel oluyorsa, kendinizi sürekli depresif hissediyor ya da alkol, uyuşturucu gibi ‘sığınak’lara kaçıyorsanız hemen profesyonel yardım alın.
Unutmayın ki dünya tarihi, krizlerle dolu. Üstelik hepsinin de bir sonu var. Sonuçta bu da geçecek ve biz güçlenerek yola devam edeceğiz. 

(Burçak GÜVEN - 26.10.2008)

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0