Ana Sayfa | Yazarlar | Burçak Güven | Burçak Güven: Krize kafa tutanlar

Burçak Güven: Krize kafa tutanlar

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Burçak Güven: Krize kafa tutanlar

Kapitalizm tarihinin tüm büyük krizlerini zarif bir ağırbaşlılıkla atlatmış hatta kimi dönemlerde dünya devleri domino taşları gibi yıkılırken sapasağlam ayakta kalmış kimi...

Kapitalizm tarihinin tüm büyük krizlerini zarif bir ağırbaşlılıkla atlatmış hatta kimi dönemlerde dünya devleri domino taşları gibi yıkılırken sapasağlam ayakta kalmış kimi zamansa zor zamanları birer ibret abidesi gibi titremeden atlatabilen kaç işletme vardır şu dünyada acaba? İşadamlarının, belli bir mertebeye ulaştıktan sonra ölümsüzlük projesi olarak kendilerini sosyal sorumluluk projelerine; okul, vakıf işlerine adamalarına bakılırsa pek fazla olmasa gerek.

FORBES için yaptığım bir röportajda Türkiye’nin en zengin adamı Hüsnü Özyeğin bile “100 yıl öncesinden kalan bir tek şirket yok” diyerek bu dünyaya bırakacağı miras için dikkatini üniversite projesine yönelttiğini anlatıyordu. O bile sıfırdan yarattığı firmalarının ticari varlığına, sağlam bilançolarına güvenemiyor ve kendisine yön olarak 1960’larda kurulan ve bugün dünyanın en büyük şirketi olan Wal-Mart’ı değil, 1600’lerden beri tüm misyonuyla sapasağlam ayakta kalan Harvard gibi bir eğitim kurumunu seçiyordu.

İçinde emek, sanat, kültür, yürek, samimiyet olan, insan ruhunu kavrayan hatta haz veya ihtiyaç duygularını ele geçiren değerler ancak nesiller arasında yolculuk edip zamanın eritici gücüne karşı direnebiliyor. Bir de insanoğlunun ulaşabileceği en üst mertebedeki mükemmellik arayışındaki –kimi zaman ruhsal bir arızaya delalet edecek oranda- bir ısrar, zamana dayanıklı yapıyor üretimi ve hizmeti.

Sayıları çok yüksek olmamakla birlikte son yüzyılda dünyanın şahit olduğu her tür krize direnmiş küçük işletmeler var. Bunların her birinin hiç değişmez ortak özelliği, yapılan işteki mükemmellik. Bu, öyle yüksek bir hatasızlık noktası ki işin büyütülmesi, başka bir şekilde ve ölçekte yapılması, intiharla eş anlamlı. İkinci bir ortak özellik de bu tip işletmelerin ürün ve servislerine talebin üretimin çok üzerinde olması, on yılları bulan bekleme listeleri.

Bugün size böyle birkaç örnekten bahsetmek istiyorum. Forbes Türkiye’nin haziran sayısında yer alacak bir dosyadan bir küçük seçki bu. Öyle etkileyici hikayeler ki bunlar, bizden de bazı örnekler olsun istedik içinde hatta yazı işleri toplantılarında tartışmalar çıktı bu konuda ama ne yazık ki bana “tamam, budur” dedirtecek örnekler çıkmadı bizden. Detaylarını değil ama çarpıcı yanlarını paylaşmak istiyorum sizinle ki belki bizim aklımıza gelmeyenleri siz bulabilir ya da bizim tanımadıklarımızı siz tanıştırabilirsiniz bizimle…

Bir aile şirketi düşünün ki 1909’dan beri yani 100 yıldır otomobil üretiyor. Artık ‘direksiyonun başında’ üçüncü kuşak var ve yıllık üretim adedi sadece 700 otomobille (yalnız siparişle) sınırlı. Birkaç değişik modeli var ama 14 aylık bekleme süresiyle 1936’dan beri üretilen, yaklaşık 38 bin dolarlık modeli, tümüyle alüminyum şasili Porsche 911 GT3’ten bile daha iyi bir güç/ağırlık oranına sahip. 1930 bunalımına, 1950 sonrası sanayi devriminin otomobil endüstrisine yaptıklarına direnmiş bu şirket, içinde bulunduğumuz küresel krize rağmen büyüyor. Satışlar, geçen yıla göre yüzde 14 artmış. Jaguar, Land Rover hükümete el açmış, Aston Martin iş gücünü yarıya düşürmüş, Bentley üretimini haftada üç iş gününe indirmişken hem de…

Bir keman üreticisi var ki günde 15 saat çalışarak yılda sadece altı adet enstrüman yapabiliyor ama öyle bir mükemmellik seviyesi yakalamış ki ünlü kemancı Eugene Drucker, bugün milyonlarca dolara el değiştiren “Stradivarius’umdan bile daha iyi” diyor. 30 müşteri, yüzde 20 kaparo vermiş enstrümanlarının teslim edileceği günü dört gözle bekliyor ama o, sözleşmeye bir “Tahiti maddesi” koyuyor ve şöyle diyor: “Siparişinizi dört yıl içinde tamamlamayı umut ediyorum!”

Şehirlerarası bisiklet kuryesi olarak çalışırken yolda kasası kırıldığında çok canı sıkılan bir başka mükemmeliyetçi adam ise önce işten bir hafta izin alıp bin 250 dolar ödeyerek kasa yapımı kursu almış sonra da oturup kendi bisikletini yapmış. Şimdi ürettiği bisikletler ortalama 7 bin dolardan (12 bine kadar çıkabiliyor) alıcı buluyor, yıllık üretimi 40 – 50 adet ve dört yılı aşan bir bekleme listesi oluştuğu için de yeni sipariş kabul etmiyor. Ama bisikleti yapmadan önce siparişi verenin çeşitli pozisyonlardaki ölçülerini alarak (kaba et, bacak boyu, ağırlık vb.) başladığı işe, iki saatlik bir mülakatla devam ediyor.

Prens Williams’dan Hollywood ünlülerine kadar pek çok ismi ‘sıraya dizen’ makara üreticileri, balık avını sanata dönüştürüyor. Yaylarla desteklenen iki fren pabucu kullanılan makaralar sayesinde oltaya takılan balık, çırpınırken kancadan kurtulamıyor. Garaj irisi bir dükkanda, iki personelle 90 yaşındaki kurucuyla 59 yaşındaki oğul yapıyor her şeyi. Yılda sadece 100 makara üretiliyor ve üç yıllık sipariş listeleri dolu. Listede öne geçebilmek için gömleğini sıyırıp by-pass ameliyatı izini gösterenler mi ararsınız (makarayı aldıktan sonra 15 yıl daha yaşamış) yoksa nüfus kullanarak baskı yapmaya çalışanları mı?

New York’ta 39 yaşındaki Gürcistan asıllı bir estetik cerrah sayesinde yüzünüzü ameliyatsız gerdirebileceğinizi söylesem… Geleneksel operasyonlardaki dikiş, şişlik, morluk kabuslarının yaşanmadığını; işlemden birkaç saat sonra toplantıya veya yemeğe gidebileceğinizi iddia etsem… Bu doktor, lokal anestezik kremle yüzünüzde birkaç delik açıp içine küçük titanyum tüpler sokuyor. Böylece gevşemiş dokuyu gererek dolgu maddesine yer açıyor. Sonra da masajla yaydığı madde, boyun ve gözaltı kırışıklıklarına kadar her şeyi yok ediyor. Randevu defteri önümüzdeki altı ay dolu çünkü günde en fazla 12 operasyon yapıyor ve bu ameliyatsız yüz gerdirme işlemi, 5 bin 500 ila 12 bin dolar arasında tutuyor.

Kim mi bunlar? Dedim ya isimler ve detaylar Forbes haziran sayısında. Ama belki bu arada siz, bu mükemmellik seviyesindeki örnekleri benimle paylaşabilirsiniz…

(Burçak GÜVEN – 24.05.09)

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0