Ana Sayfa | Yazarlar | Burçak Güven | Burçak Güven: Milli inkâr hezeyanlarımız ve mızıkçılık!

Burçak Güven: Milli inkâr hezeyanlarımız ve mızıkçılık!

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Burçak Güven: Milli inkâr hezeyanlarımız ve mızıkçılık!

Fransa Parlamentosu'nun, Ermeni soykırımını inkârı suç sayan yasayı kabul etmesiyle başlayan tepki ve itirazların şekli, içeriği, boyutu oldukça ilginç. Fransa'da binlerce Türk ellerinde bayrak ve dövizlerle sokaklara döküldü; iş dünyası örgütleri boykot çağrıları ve duyuruları yapıyor; ortak ekonomik ve iş toplantılarından çekilme kararları açıklanıyor; siyasetçiler öfkeli ve tehditkar açıklamalar yapıyor; toplumun her kesiminden protestolar yükseliyor; gazeteler saldırgan başlıklar atıyor; köşe yazarları münasip buldukları yerlere tüküreceklerini falan açıklıyor; Almanya'da yaşayan Türk vatandaşları Fransız otomobillerini parçalarken kameralara muzaffer bakışlar fışkırtıyor vs... Tüm bunların içinden makul bulduklarım oldukça az: Siyasetçilerin tepkilerini (aşırıya kaçmayanları) anlayabiliyorum zira Fransız hükümetinin siyasi manevrası karşısında pozisyon alması gerekenler onlar. Birtakım sivil toplum örgütlerinin sesini çıkarıp kınamasını, yasanın siyasi manevra tarafına vurgu yapıp 'ses vermesini' de gerekli buluyorum. İş dünyasından da bazı tepkilerin dile getirilmesi bir noktaya kadar makul. Ama bu boyutta bir hezeyanı, avaz avaz bağrınmayı, emekli büyükelçilerin falan televizyonlara çıkıp "dedelerimize katil diyemezsiniz" diye kendinden geçmesini hayret ve iç sıkıntısıyla izliyorum. Çünkü maalesef feci şekilde bir suçlu psikolojisi hissi veriyor bunlar bana. Yıllar önce Aktüel dergisi için röportaj yaptığım yüksek rütbeli ve çok iyi eğitimli bir polis, şüphelilerin sorgusunda dikkat ettikleri psikolojik tepkilerden bahsetmişti. Birkaç şüphelinin bulunduğu bir soruşturmada çok bağıranla, en fazla uyuyanların dikkat çekici olduğunu söylemişti. Zira tecrübeleri ona, suçlamalar karşısında en yüksek sesle itiraz edenlerin, canhıraş biçimde inkâr edenlerin genelde suçlular olduğunu göstermişti. Bir de uzun zamandır yakalanma korkusu yaşayan suçların, nezaretteki ilk gecelerini mışıl mışıl uyuyarak geçirdiklerine şahit olmuştu. Milletimizin uyku alışkanlıklarıyla ilgili bilgi sahibi değilsem de, bu 'topluca ve en ciğerden itiraz hali' bana fazlasıyla gayretkeş geliyor doğrusu. Tabii bir de, konunun tarafı olan grup ve organları temsil yeteneği bulunmayan kesim ve insanların aşırı çırpınmaları fazlasıyla manidar. Fransız halkının düşünce özgürlüğüne vurulan darbe örneğin, bazılarımızı kahrediyor - kendimizinkini hallettik de Fransızlarınki bize dert oldu. Kimse kendi arka bahçesinin durumuna bakmadan bir 'tencere dibin kara' psikolojisi içinde. O kadar hezeyan içindeyiz ki reel politik penceresi göz ardı ediliyor. Örneğin tarihin en büyük soykırımını yapmış Almanları hedef alan ya da Yahudi lobisine şirin gözükerek siyasi tıkanmışlığını aşmaya çalışan bir lider görmüyorum etrafta. Üstelik Yahudi soykırımı, Ermeni tehcirinden çok daha güncel ve yakın tarihken hem de... Nedenini okumak için deha falan da olmaya gerek yok. Çünkü Hitler'in ardından göreve gelen Alman devlet adamları (Alman toplumunun arzularını temsilen), bu konuda üzerlerine düşeni yaptılar, sorumluluğu kabul ederek gerekli özürleri dilediler, tazminatları ödediler, duruşlarını tüm dünyaya anlattılar ve tartışmaları Alman ulusunun arkasında bıraktılar. Bizde durum ne? Ermeni olayları konusunda durumumuz tamamen Ermenilerin dünya üzerindeki politik gücüne bağlı. Onlar güçlenirse biz ayvayı yedik, onlar zayıflarsa keyfimize diyecek yok! Kaderimiz bizim değil, Ermenilerin (ve politik olarak onların bu hassasiyetini sömürmek ihtiyacı içine düşmüş her tür politikacının) elinde. Ermeni olaylarının üzerine gitmemişiz, doğru siyaset yapmamışız, dünyaya tezimizi anlatmamışız hatta inkâr ve yasak koyma dışında bir tez bile ortaya koyamamışız, başımız sıkıştığı anda 'işi tarihçilere bırakalım' diye geri vitese takmışız. Bunca nesil sonra üstelik şahit bile olmadıkları bir olayın (boyutu ve niyeti ne olursa olsun) acısını çeken insanların gönüllerini almak için tek bir adım bile atmamışız... Durum bir anlamda şuna benziyor: Top oynamaya merak saran beş yaşındaki oğlunuz değerli bir vazonuzu kırarsa suçlu çocuğunuz değil, ortada bıraktığınız için siz olursunuz. Benzer biçimde Fransız Cumhurbaşkanı Mösyö Sarkozy, siyaseten başı sıkıştığında ülke içindeki etkin bir gruba şirinlik yapma isteğine haiz olduğunda, desteden çekebileceği ilk kartın Ermeni soykırımı olması (kimse kusura bakmasın ama) tamamıyla bizim '100 yıllık yanlış'ımızdan başka bir şey değil. Türk devleti ve milleti, bugüne dek bu konuyu doğru biçimde ele almış olsaydı, tüm dünya Sarkozy'ye gülüp geçer, "hadi ordan" derdi. Dünyada hangi siyasetçi çıkıp "Almanlar Yahudileri öldürdü" diyerek puan toplayabiliyor, siyaseten manevra yapabiliyor ki? Siz Türk devleti, siyasetçisi, vatandaşı, toplumu olarak ortada kırılacak vazo bırakırsanız adam da koltuğunu korumak isteyen bir siyasetçi olarak hayatının en kritik döneminde vazonuzu kırar hatta bunu sizin aleyhinize de kullanır. Size de olgun ve aklıselim insanlara yakışmayacak savunmalara sığınmak, ilkel tepkiler vermek, tüm dünyayı kendimize güldürmek gibi zavallılıkların utancı kalır. Bazıları diyor ki bu yasa siyasi manevra... Ne tespit! Ne değil ki? Politika, ekonomi, siyaset hayatın hangi alanından tamamen soyutlanabilir ki? Eurovizyon şarkı yarışması bile politik değil mi? Niye her yıl kendimizi parçalıyoruz o zaman? Veya iş dünyası siyasetten soyutlanabilir mi? Okulun en çalışkanları, işini en iyi yapan eleman, en yetenekli çalışan mı en tepeye çıkıyor iş hayatında? Siyaset, insanoğlunun var olduğu her alanda da var; buna sanat da dahil. Oyunun kuralı bu. Burada mesele, oyunu kuralıyla mı oynayacağımız yoksa dışında kalıp mızıkçılık mı yapacağımız.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0