Ana Sayfa | Yazarlar | Burçak Güven | Burçak Güven: Sıkıcı olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Burçak Güven: Sıkıcı olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Burçak Güven: Sıkıcı olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Uzun süredir görüşmeyen iki arkadaş buluşmuş. Biri başlamış anlatmaya... Neler yapıyor, işleri nasıl gidiyor, hayatında neler oluyor... Uzun uzun konuşmuş, daldan dala atlamış, konuşması süresince parantez içinde parantezler açmış. Neler yaşadığından siyasi görüşlerine, arkadaşlarından işine, ailesinden hobilerine kadar hayatıyla ilgili her şeyi anlatmış. Öteki bir türlü fırsat bulup da girememiş araya. Aradan epey zaman geçtikten sonra sürekli konuşan, bir anda şaşkınlıkla mahcubiyet arası bir ifadeyle haykırıvermiş: "Bak görüyor musun şu yaptığımı? Hep ben konuştum, sana söz vermedim bile. Çok özür dilerim dostum. Şimdi ben susacağım, sen konuşacaksın... Anlat bakalım sen ne düşünüyorsun benim hakkımda?" Aslında bu tiplerden etrafta çok var. Lokantada yan masanızda, iş toplantısında karşınızda, arkadaş grubunuzda her yerde dinlemeden konuşmaya başlayan, monolog yaptığının farkına varamayan ve kendisinden bahsettiğinde aldığı hazzı karşı tarafın da paylaştığından (feci şekilde yanılarak) emin olan o kadar çok insan var ki... Bu sendroma sahip insanların ağırlıklı olarak kadınlar arasından çıktığını düşünüyorum. Ya da şöyle söylemek belki daha doğru: Kadınlar arasındaki ilişkilerde bu tip davranışa daha çok rastlıyorum. Geçenlerde yemek yediğimiz lokantada yan masada tam da böyle bir örneğe şahit oldum. Belli ki iki arkadaş işlerinden çıkmış ve öğle yemeği için buluşmuşlardı. Kadınlardan birinin, müdürü ya da patronu olduğunu sandığım bir adamla ciddi sıkıntısı vardı ve bunu arkadaşına anlatıp rahatlamak istiyordu. Bir saati aşan bir süre patronundan şikayet edenin yüksek perdedeki sesi kulaklarımızı tırmalayıp -neredeyse- bizim masadaki konuşmaları bastırırken, ötekinin sesi hiç çıkamadı. Biz artık kalkerken merakla öteki kadına baktığımda gözlerinde büyük bir sıkıntı gördüm. Kollarıyla kapattığı üst bedeninin anlayabildiğim kadarıyla da, kendini arkadaşının duyarsızlığından nasıl koruyacağını şaşırmış durumdaydı. Her halinden ve konuşmalarından iyi bir işi, başarılı bir kariyeri olduğunu anlayabildiğimiz bu kadın (sürekli konuşan), nasıl olup da (bırakın yan masadaki bizi) arkadaşının infilak etmekle harakiri yapmak arasında gidip geldiğini göremiyordu? Karşımızdakini sıkmaya, konuşmalarımızla birilerini bunaltmaya başladığımızın birtakım basit göstergeleri yok mu? Mutlaka olmalı! İnsanlar genelde nezaketen ya da kırmamak adına, sıkıldıklarını belli etmemeye çalışıyor. Bu konuda epey becerikli olanlar da yok değil. Yine de çok sıkılsalar da durumu hiç çaktırmayanlar nadir. Burada yapılması gereken, konuşmamız sırasında sıklıkla karşı tarafın ilgisini koruyup koruyamadığımızı kontrol etmek ve bazı işaretleri görmezden gelmekten kaçınmak... İşte bu konuda işinize yarayabilecek küçük bir liste...
1. Kendini tekrar eden sorular: Karşınızdaki sürekli "öyle mi", "gerçekten mi", "hadi ya" gibi ifadeleri tekrar ediyorsa dikkat. Anlattıklarınıza en ufak ilgi duymadığından emin olabilirsiniz.
2. Basit sorular: Sıkılan insan, basit sorular sorar. "Nereye gittin", "ne zaman yaptın" gibi basit sorular, kibarlık kaynaklıdır. Bir konuya ilgi duyanlar -genelde- daha karmaşık ve oldukça spesifik soruların cevaplarını ararlar.
3. Söz kesme: Genelde kabalık olarak algılansa da ilgi söz konusu olduğunda söz kesmek iyiye işarettir zira kendini tutamadığını, konuya heyecan duyduğunu ifade eder. Ama burada da kritik nokta, sizin lafı aşırı uzatmanızdan sıkılıp konuyu kısa kesmenizi ve sadede gelmenizi sağlamaya çalışmak için araya girip girmediğine dikkat etmektir.
4. Detay öğrenme isteği: Anlattıklarınıza samimi ilgi gösterenler, bazı noktaları açıklamanızı ya da daha detaylı bilgi vermenizi talep edecektir. "Şu kelime ne demek?", "Bu tam olarak ne zamandı?" ya da "Nasıl yapılıyor anlatsana" gibi daha fazla bilgi talep eden sorular, karşınızdakinin sizi içtenlikle dinlediğinin işaretidir.
5. Konuşma sürelerindeki dengesizlik: Konuşmanın yüzde 80'ini gerçekleştirenler için iki ihtimal vardır: Ya gerçekten ilginç bir şeyler anlatıyorlardır ya da karşı tarafın ilgisi konusunda yanılgı içindedirler. Karşınızdakinin çok ilgi duyduğu bir konunun en önemli uzmanı, alanında çok saygı duyulan ve görüşü merak edilen gurusu veya bir tür fikir önderi değilseniz yanılgı içinde olma ihtimaliniz yüksektir. Öyle olsanız bile o konuya ilgi duyan kişi de mutlaka bir şeyler söylemek, fikir beyan etmek, bilgisini göstermek isteyecektir. Buna rağmen konuşmuyorsa da ya konunun uzamasından ve sizi daha fazla konuşmaya teşvik etmekten çekiniyordur ya da siz 's' vermediğinizden araya girecek fırsat bulamıyordur.
6. Ani konu değişiklikleri: Siz -örneğin- finans piyasalarından bahsederken karşınızdaki "çocuklar nasıl" diyorsa bu, konuya ilgi duymadığının -hatta sizi hiç dinlemediğinin- en net kanıtıdır; bu işareti kaçırmayın!
7. Vücut dili: İki kişi arasında iyi bir iletişim varsa, vücutları birbirine dönük vaziyette olur ve yüz yüze otururlar/dururlar. Karşınızdakinin yüzünün ya da vücudunun başka tarafa dönük olması iyiye işaret değildir.
8. Beden pozisyonu: Konunun uzmanları, bir konuya ilgi duymayanların genelde kaykılarak ve bir yerlere dayanarak; ilgili olanlarınsa dik oturduklarını saptamış. Bir de huzursuzluk belirtisi gösterenler, yerinde duramayanlar genelde konuyla ilgilenmeyenler ve sıkılanlarmış. Yani sakin ve dik oturmaları iyiye, yataya yakın biçimde kaykılıp yerinde duramamaları kötüye işaret...
9. Mütekabiliyet: Son olarak da genelde bizi sıkan insanların bizi de sıkıcı bulduklarını unutmamak gerekiyor...

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
3.50