Burçak Güven: Ofis partisi rezaletleri ve kariyeriniz
Birkaç yıl önce birinci ağızdan dinlediğim küçük çaplı bir skandalı anlatarak başlayayım… Büyük ve kurumsal müşterileri olan bir halkla ilişkiler şirketinin sahibi hanım, birkaç gazeteciyle müşterisi olan firmaların az sayıdaki yöneticisini, yalısında düzenlediği yeni yıl partisinde bir araya getirir.
Söz konusu hanım, bu partiyle birkaç kuşu bir taşla vuracaktır. Boğaz kenarındaki şık evini gösterip caka satacak, gazetecilerle samimiyeti ilerletecek, müşterilerinin de medyayla resmiyet dışı bir ortamda buluşmasını sağlayarak rakiplerine fark atacaktır… Aralık ayının son günleri olması parti için ideal zamanı sunmakta, eşinin iş sebebiyle yurt dışında bulunması da işini kolaylaştırmaktadır.
Ama evdeki hesap çarşıya uymaz. Davete icabet eden gazetecilerden biri, içkiyi öylesine kaçırır ki kadıncağızın yurtdışından getirttiği ipek kumaşlarla döşettiği kanepesine kusmak ve kendi ‘eser’inin içinde sızmak suretiyle partiye şık bir final armağan eder. Sırasıyla gerçekleşen rica, yalvarış, sert çıkış, azar, dürtükleme, sürükleme teşebbüsü vb. gazeteci beyefendiyi, yerinden oynatamaz ve bu çabalar sırasında rahatı bozulan meslektaşım sağdan sola dönerken “ben burada uyuyacağım, gidin başımdan” buyurur.
Davet sahibi, polis zoruyla kendisini oradan kazımayı aklından geçirse de -bir gece için yeterli miktarda rezalet yaşandığına hükmettiğinden olsa gerek- duruma çaresizce katlanır. Tahmin edebileceğiniz gibi herkesin ağzının tadı kaçar… Bir kısım davetli kadıncağıza acıyıp teselli edici cümleler eşliğinde, bir kısımsa “kişi/mekan vs. seçiminin yanlışlığından” dem vurarak yalıdan ayrılır.
Şirket ve kurumların yeni yıl münasebetiyle düzenlediği parti/yemek/kutlama programlarının davetlerinin yağmur gibi yağdığı şu günlerde bir kez daha aklıma geliverdi bu hikaye… Farklı şirketlerde çalıştığı halde iş münasebetiyle bir araya gelen insanların şahit olduğu bu olayın benzerleri kurum içi kutlamalarda da yaşanabiliyor. Bunların bir kısmı utanma, imaj zedelenmesi, uyarı alma gibi -nispeten hafif- tatsızlıklarla atlatılıyor. Ama bir kısmının kovulma, sektöre rezil olup kariyere erken son verme gibi ağır sonuçları olabiliyor.
İnsan kaynakları alanında dünyanın en büyük danışmanlık şirketlerinden Adecco’nun ABD’de yaptırdığı ve sonuçlarını yeni yayınladığı araştırmaya göre de her 10 Amerikalıdan 4’ü işyeri partisinde utanacakları ya da kendilerini zor durumda bırakacakları bir şey yaptıklarını veya böyle davranan birini tanıdıklarını ifade ediyor. Araştırmaya göre bu tip tatsızlıklara neden olarak başı içkiyi fazla kaçırmak çekiyor. Dolduruşa gelmek, rahatlık ve eğlence dozu yüzünden ortamın iş, etraftakilerin de profesyonel alanda karşılaşılan insanlar olduğunu unutmak/hiçe saymak gibi nedenler de var tabi.
Geçtiğimiz iki senenin iş açısından pek de gül bahçesi olmadığı bir gerçek. Küçülen ekonomilerin ve pazarların stresine, işten çıkarılanlardan omuzlarınıza kalan yükler eklendiğinde bu yıl, tatsızlıkları kısa süreliğine unutup eğlenmek istiyor olabilirsiniz. Ama içinizde birikenleri açıkça ifade etmek, ‘işin başında olsaydınız’ şirketi nasıl yöneteceğiniz anlatmak, haksızlıkların intikamını almak, uzun zamandır gözünüze kestirdiğiniz sarışınla yakınlaşmak, içkinin rahatlatıcılığına sığınıp kurtlarınızı dökmek ya da iş arkadaşlarınızla üstlerinizin haberdar olmadığı egzantrik yeteneklerinizi sergilemek için ofis ortamı pek de uygun olmayabilir.
Bu kutlamaların iş münasebetiyle gerçekleştiğini unutmamak; konuştuğunuz kadar dinlemek; sinema, müzik, aile gibi güvenli konularda kalmak; bu tip kutlamalar sırasında spotları üzerinde isteyen üst düzey yöneticileri gölgede bırakmamak; sırat köprüsü tadındaki iş ilişkilerini bozucu şekilde davranmamaya özen göstermek ‘kriz yönetimi’ yapmak zorunda kalmaktan koruyabilir insanı.
Veya böyle durumlarda ayarı kaçan bir çalışanınız varsa öncesinde tatlı dille uyarmak, boş mideyle içkiye abanmalarını önlemek için bir saat öncesinden tüm ekibe pizza ısmarlamak ve herkesin birkaç dilim yediğinden emin olmak gibi önlemler de alınabilir.
Ama şunu da kabul etmek lazım ki bazı insanlar vardır ki onların kendilerine zarar verici, küçük düşürücü biçimde davranmalarını hiçbir güç engelleyemez. Tavsiyem onları kaderleriyle baş başa bırakmanız. Bunlara bir örnek vermek gerekirse yine –nezaket icabı- anonim kalarak yaşanmış bir olayı aktarayım…
Yine birkaç yol önce uluslararası bir danışmanlık şirketinin iyi eğitimli, parlak ve iddialı kadın çalışanlarından biri… Açık büfeden tabağına yemek alırken serçe parmağına pasta kreması bulaştığı için eli havada peçete aramakta olan bir erkek yöneticiye (o gece tanışmışlardı) yaklaşarak şöyle yaptı: “Biraz önce ben de aradım ama peçete yok etrafta” dedikten sonra çapkın bir bakış eşliğinde adamın serçe parmağını bir güzel yaladı! Adamın, üç adım arkasındaki karısının, olaya şahit olan bizlerin dumur olmuş haline bakıp işveli bir kahkaha attıktan sonra da yürüyüp gitti.
ARKA PENCERE/05 ARALIK 2010







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin