Ana Sayfa | Yazarlar | Emre Konuk | Emre Konuk: Çocuğunuzun güçlü yanları 5: Öğrenme şekilleri

Emre Konuk: Çocuğunuzun güçlü yanları 5: Öğrenme şekilleri

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Emre Konuk: Çocuğunuzun güçlü yanları 5: Öğrenme şekilleri

Çocuklarımızın güçlü yanlarını anlamakla ilgili yazdığımız bu yazı dizisinin, belki de en can alıcı noktasına değineceğiz bu hafta. Çocuklarımızla ilgili kaygılarımızın büyük çoğunluğu, hayatımızın akışına derslerle ilgili olarak yansır. Bu kaygının temelinde kendimizle ilgili sorunlar, ailevi sıkıntılar, işle ilgili problemler yatıyor olabilir elbette,  ama sonuçta bir an gelir ve “neden çalışmıyor bu çocuk?” diye söylenirken buluruz kendimizi. Bu nokta önemli olduğu kadar ilginç de. Birkaç hafta önceki yazımızda değinmiştik: Çocuklar büyük bir keşfetme, “öğrenme isteği” ile doğuyorlar ama bir noktada biz onları “ders çalışmaya” ikna etmeye uğraşırken buluyoruz kendimizi. Bu çelişkiye neden olan birkaç şey var; onların merak ettikleri şeylerle bizim öğretmek istediklerimiz farklı, onların öğrenebilecekleri zaman ile bizim öğretmeye çalıştığımız zaman farklı, son olarak da onların öğrendikleri biçim ile bizim öğretmeye çalıştığımız biçim farklı. Bu noktalarda her çocuk farklılaştığından, kişiye özel eğitim de oldukça maliyetli olduğundan işimiz bir noktada zorlaşıyor. Fakat bu bilginin kendisi bile çok değerli; bu demek oluyor ki, çocuğumuzun ne şekilde öğrendiğini bilir, bir de zamanı ve içeriği tutturabilirsek çok şey öğretebiliriz.  

Benim Çocuğum Ne Şekilde Öğreniyor?

Öğrenme şekillerini birçok şekilde sınıflandırabiliyoruz. Bunlardan bir tanesi, şu altı kategoriyi içeriyor: Mantık-matematik, sosyal-ilişkisel, beden-kinestetik, işitsel, sözel ve uzaysal (mekan). Bu kategorilerin, çocuğunuzun ne öğrenebildiği ile ilgili değil nasıl öğrendiği ile ilgili olduğunu hatırlatmakta yarar var. Yani içerikle değil zihnin bilgiyi işleme tarzıyla ilgili bir şey anlatıyoruz. Ayrıca mantık-matematik yeteneğine sahip bir çocuk, sosyal meseleleri öğrenmekten büyük keyif alıyor da olabilir. Çocuğunuzun bu kategorilerden hangisine daha yakın olduğunu anlayabilmeniz için, biraz gözlem yapmanız yeterli olabilir. ·        Mantık-matematik: Ödev yaparken adım adım verilen yönergeleri seviyor, düzensiz insanlara tahammül edemiyor, tüm malzeme elinde olmadan ödevini yapmayı sevmiyor, tamir etmeyi, yapboz yapmayı seviyor, anlamsızlık karşısında yılıyor ise, çocuğunuz bu gruba yakın olabilir. ·        Sosyal-ilişkisel: Lider, insanlarla ilgili sorunlarla ilgilenen, yakın arkadaşlıklara sahip, dert dinleyen, takım oyuncusu, arkadaşlıklara önem veren biri ise, çocuğunuz daha çok sosyal ilişkiler ve grup çalışması ile öğreniyor olabilir. ·        Bedensel-kinestetik: Aktif olarak dahil olmayı, hareketli hayatı ve meşguliyeti, elleri ya da bedeni ile bir şeyler yapmayı, dansı, sporu, daha çok göstererek anlatmayı seviyorsa, bu gruba dahil olabilir. ·        İşitsel: Seslere ve gürültüye dikkatini veriyor, her türlü melodik tınıyı dinlemeyi seviyor ve iyi aklında tutuyor, bir müzik aleti çalıyor, okumaktan çok kendisine kitap okunmasından hoşlanıyor ise, işitsel öğrenme yönü güçlü olabilir. ·        Sözel: Yabancı dile ilgi duyuyor, okumayı, mektup yazmayı, günlük tutmayı seviyor, not tutarak daha iyi öğreniyor, kendini konuşarak daha iyi ifade ediyor, arkadaşları ile konuşmaktan çok yazışıyor, münazaralara katılmaktan hoşlanıyor ise, sözel öğrenme onun güçlü yanı olabilir.

·  Uzaysal: Bir odayı düzenlemekten, arabaya eşya yerleştirmekten, bir şeylerin birbiri ile nasıl uyum sağlayacağını düşünmekten keyif alıyor, grafikler ve tablolar öğrenmesini kolaylaştırıyor, video klipleri izlemeyi sadece müzik dinlemeye tercih edebiliyor, harita okumakta iyi ise öğrenme açısından güçlü yanı uzaysal olabilir.

Benim çocuğum nasıl bir ortamda öğreniyor?

Bir diğer nokta, çocuğunuzun nasıl bir ortamda daha iyi öğrendiği. Bu konuda yaygın olarak sahip olduğumuz, genel geçer olduğunu düşündüğümüz bazı fikirler olabiliyor; müzik ile ders çalışılmaz, masada olmak gerekir, gibi. Elbette, ders çalışmak belli bir konsantrasyon gerektirir, belli bir oranda dikkati böldüğümüzde performans düşecektir. Bununla birlikte, her çocuğun daha rahat ettiği bir çalışma ortamı vardır ve bu diğerlerinden farklı olabilir. Mesela, çocuğunuzun çalışırken nasıl bir etkileşim düzeyinde olmak istediği kişiden kişiye değişir: Optimum etkileşim düzeyini, sessizce çalışan insanlarla bir arada, bir ev hayvanı ile birlikte, arada bir sohbet ederek ya da tamamen tek başına yakalıyor olabilir. Tamamen sessizlik içerisinde, araba ve sokak sesiyle veya müzikle çalışmayı tercih etmek mümkündür. Çocuğunuz, atıştırarak, tamamen tok karna, bir şeyler içerek; güneş alan bir yerde, hafif loş ya da lamba ışığı ile pencere açık ya da kapalı, açık havada ya da bir odada çalıştığında daha iyi öğreniyor olabilir. Defolu bir psikolog olarak koltuktan yarı bedenim aşağı sarkmış, defteri yere koymuş, ya da bir yüklükte (eskiden evlerde yüklükler vardı) hem kitap okuyup, hem müzik dinleyip hem ders çalıştığımı çok iyi hatırlarım. Anlayamadığım şey insanların buna kafayı takıp müdahale etmeleri olurdu. Yani daha iyi çalışmamı sağlamaya çalışırken, işimi bitirmeme engel olurlardı. Sanıyorum bu diziye burada son versek iyi olacak. Aslında daha söylenecek çok şey var. Belki ilerde. Bu dizide dile gelen yaklaşım doğrultusunda bir eğitim-okul nasıl biçimlenir üzerine tartışmak ne kadar keyifli olurdu. Böyle bir okul olsa herhalde pek çok zamanımı oraya verirdim. O kadar uzak bir hayal ki…Kaynaklar: Fox, J. (2008). Your Child’s Strengths: Discover them, develop them, use them. Pinguin Group, USA. Ryan, R. and Deci, E. (2000). Self-Determination theory and the facilitation of intrinsic motivation, social development, and well-being. American Psychologist, 55(1), 68-78.Webster-Stratton, C. (2006). The Incredible Years. Paperback

.http://www.incredibleyears.com/Resources/SmGTP.asp 

http://www.psych.rochester.edu/SDT/

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
2.00