Emre Konuk: İkincil travma: Travmanın domino etkisi 2
Bu hafta ise bu gibi münferit olayların nasıl toplumsal düzeyde bir gerilime neden olduğunu anlatmaya çalışacağım.
Geçen hafta sizlere medya aracılığıyla gündeme gelen münferit olayların, toplumdaki olumsuz yansımalarına ve bu bağlamdaki ikincil travmatik etkilerinden söz etmiştim. Bu bağlamda travma ve ikincil travma kavramlarına değinmiştim ve münferit de olsa bu gibi olayların adeta bir domino etkisiyle toplumsal düzeyde endişe ve huzursuzluğa hatta güven bunalımına neden olabildiğini ifade etmiştim. Bu hafta ise bu gibi münferit olayların nasıl toplumsal düzeyde bir gerilime neden olduğunu anlatmaya çalışacağım.Toplumsal yaşamın ancak dengelere oturursa yürüyebildiğini, toplumların sürekli olarak dengelerinin bozulduğunu ve yine sürekli olarak kendi dengelerini tutturduklarını söyleyebiliriz. Bu büyük oyunda; bireysel düzeyde değerler, duygular, davranışlar rol oynarken makro düzeyde sosyal kurumlar temel denge sağlayıcı rolü üstlenirler. Toplum, bireyleri ve kurumlarıyla bozulan dengeyi tekrar sağlamak için harekete geçer. Yani toplum, bireyleri ve kurumlarıyla bu gibi travmatik olaylardan kendisini soyutlayamaz, duyarsız kalamaz. Aslında toplumun medyanın da etkisiyle verdiği tepki, toplumsal düzeyde çözümler üretmenin gerekliliğine bir işaret ve uyarı olarak da yorumlanabilir.
Nitekim yukarıda da belirttiğimiz gibi münferit de olsa trajik olayların (hırsızlık, cinayet, taciz, tecavüz, terör vs.) yazılı, görsel, işitsel basın aracılığıyla gündeme gelmesi, toplumun her kesiminde infaal uyandırmaktadır ve tam da yukarıda dile getirdiğimiz Sistem Teorisi açısından bakacak olursak “dengeyi” bozmaktadır. Bu bozulma ise olumsuz olayların ikincil travmatik etkilerini görünür kılmakta ve toplumun bu gibi olaylara duyarsız kalamayacağına işaret etmektedir.
Bilindiği üzere “gelişmekte” olan ülkemizde her gün benzer trajik olayların niceleri vuku bulmakta; ancak bu olaylar medya aracılığıyla evlerimize kadar girmediği için benzer bir etkiye sahip olmamaktadır. Bu noktada söylediklerimizin yanlış anlaşılmaması için “medya etkisi” konusuna netlik kazandırmak isterim. Medya tabii ki, görevini ve misyonunu yerine getirmekte ve toplumsal önem arz eden olayları gündeme taşımaktadır. Ve bizce bu misyonu ile de toplumsal düzeyde büyük bir öneme ve katkıya sahiptir. Nitekim trajik olayların hassasiyetle ele alınmasında ve faillerinin bulunmasında medyanın katkısının büyük olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bu gibi olayların olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması, medyanın susturulması ile değil, aksine bu gibi olayların üzerine gidilmesi ile sağlanabilir.
Sonuç olarak, ikincil travma olarak nitelendirdiğimiz bu gibi olayların olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması, şüphesiz krizin çözülmesi ve insanların zihnindeki sarsılan huzur ve güven ortamının ve adalet imgesinin yeniden oluşturulmasına bağlıdır. Bu da şüphesiz adaletin tecelli etmesi ve suçluların caydırıcı cezalara çarptırılması ile mümkün olacaktır. Yani bir metafor kullanacak olursak, insanların zihnindeki adalet imgesinin yeniden kazandırılması için “kurban ile celladın”, “mağdur ile suçlunun” hak ettikleri yerde durması ile sağlanacaktır. Aksi taktirde bu gibi olayların toplumsal düzeydeki ikincil travmatik etkilerin yaratacağı kaygı ortamının yanı sıra, bu gibi olaylara gereken hassasiyetin gösterilmemesi, toplumda suç işleme potansiyeli olan kişilere de yanlış bir model oluşturacaktır. Ayrıca caydırıcı cezaların olmaması, insanların zihnindeki basit “neden-sonuç” ilişkisinin bir çıktısı olarak, bu gibi trajik olayların artmasına ve toplumsal bir kaosa neden olabilir.
Şüphesiz insanların güven ve huzur içinde yaşamaları, sadece bu gibi olaylarda suçluların cezalandırılmasıyla değil aynı zamanda suç işleme potansiyeli olan kişilerin özenli bir sağaltımının ve topluma yeniden kazandırılmasının da önemini gözler önüne sermektedir. Daha da ötesinde, dünyaya gelirken hiçbir günahı olmayan bu gibi gençlerin topluma kazandırılması için, aileden başlayan eğitim sürecinin ne kadar önemli olduğuna işaret etmektedir. Bu noktada hepimize çok büyük görevler düşüyor.
(Emre Konuk - 20.12.09)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin