Ertuğrul Belen: İş dünyasının bıktıran soruları…
Kendinize “Daha kaç kere aynı soruları cevaplayacağım” diye soruyor olabilirsiniz. Peki bunun cevabı “Siz de aynı soruları sormayı bıraktığınızda” olabilir mi?
İş yemekleri ve davetlerinden sıkıldınız mı? Nedenini kendinize sordunuz mu? Acaba bu etkinliklerle ilgili olumsuz düşüncenizde sürekli duyduğunuz şu soruların etkisi ne kadar: “İşler nasıl gidiyor?”, “Sizde durumlar nasıl?”, “Ne var ne yok?”, “Ne yapıyorsunuz?”
Kendinize “Daha kaç kere aynı soruları cevaplayacağım” diye soruyor olabilirsiniz. Peki bunun cevabı “Siz de aynı soruları sormayı bıraktığınızda” olabilir mi?
Birçok iş toplantısı, kokteyl ve yemekte sıkılıp bitmesi için dakikaları sayarken ya da kaçmak için hangi bahane en güzel bu ortama uyar diye düşünürken önemli bir gerçeği çoğu zaman unutuyoruz. Networkunuzun merkezi sizsiniz. Dolayısıyla her konuşmanın merkezi de sizsiniz. Belki bu düşünce sizde megaloman bir his uyandırabilir. Ancak klişe soruları duyduğunuzda vereceğiniz cevap; soru kadar sıradansa, konuşmanın akışı kaçışınıza kadar böyle devam edecektir.
Vereceğiniz cevapları zenginleştirin!
Eğer bize sorulan soruları değiştiremeyeceksek, o zaman cevapları tasarlayalım…
Eski Soru: “İşler nasıl gidiyor?”
Eski Cevap: “İyi, fena değil, malum piyasa ortada…”
Değiştirin!
Bıktıran soruya vereceğiniz cevap merak uyandırsın. Karşınızdakine sizi daha iyi tanıma ve başkalarıyla tanıştırma isteğini versin. Başarılı ve yapıcı insanlar her zaman dikkat çeker. Onlara “karizmatik” de deriz. Karizma enteresan bir olgudur. Tam bir tanımı yoktur aslında. Sadece karizmatik ya da değilsinizdir!
Bir dahaki sefere size karizmatik gelen birini yakalayın ve ona klişe soruları yöneltmeye başlayın. Cevaplarına şaşıracaksınız… İşte bunları not edin. Değişim için değerli bir fırsat.
Dr. William Cottringer, insanların “beğenilme” algısını oluşturan özellikleri incelemeye yıllarını vermiş bir araştırmacı. Bu araştırmanın en büyük bulgusu: karşıdaki tarafından “beğenilme”. Dolayısıyla uzun süreli bir ilişkinin ilk adımı olan ilk izlenimin özünde “samimi olmak” yatıyor. Dr. Cottringer’e göre insanlar karşılarındaki kişinin samimi olmadığını hissettiklerinde bilinçaltı geçmişe çok hızlı bir seyahat yapıyor ve bu olumsuz hisleri veren tanışılmış diğer insanlar ve olayları referans alıyor. İşte o an beyin sizin kontrolünüzün dışında “ilgileniyorum” ya da “ilgilenmiyorum” mesajını veriyor.
Bu araştırma neden önemli? Çünkü iş dünyasının bıktıran soruları samimi değildir! Bu sorular; sormuş olmak için sorulur çoğu zaman. Farkında olmadan önemli bir network fırsatını kaçırıyor olabiliriz.
O zaman az önceki bıktıran meşhur soruyu tekrar ele alalım:
Eski Soru: “İşler nasıl gidiyor?”
Yeni Cevap: “Mevcut gündem elbette bizim sektörü de etkiliyor. Ancak son yaptığımız görüşme, piyasada halen önemli arz olduğunu, sadece stratejileri biraz
değiştirmek gerektiğini gösteriyor”
Muhtemelen Eski Soru – Eski Cevap konuşmasının akabinde “Hmm” gibi basit bir tepkiyi bile alamayacaksınız.
Halbuki Eski Soru – Yeni Cevap’la başlayan konuşmanın devamı için iyi bir orta yapmış olduk. Eğer bir davetteyseniz ve karşınızdaki kişinin tek düşündüğü ordövr tabaklarını gezdiren servis elemanlarını yakalamak değilse, az önceki cevabınızla ilgili size şunları soracaktır: “Pardon, hangi sektördeydiniz?”, “Son görüşmeniz neydi?”, “Nasıl bir strateji değişikliği düşünüyorsunuz?”
Ve… Bıktıran bir soruyla başlayan bir konuşmanın kaderini az önce değiştirdiniz!
(Ertuğrul Belen – 05.02.10)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Günümüzün iş yaşamına yönelik çok önemli bir konuda bizleri bilgilendirdiğiniz için çok teşekkürler, kişinin başarısını ve yetkinliklerini doğrudan etkileyen konudaki bilgileriniz çok değerli
saygılarımla
Yorumunuzu Ekleyin