Hande Yaşargil: Bugün 23 Nisan, hüzün doluyor insan
Bu ülke Türkan Saylan kadar güçlü ve iyi lideri çok az gördü. Literatürü tarayın, en şahane liderlik özelliklerini alt alta yazın hemen hepsini bir vücutta görmek isterseniz...
Bu ülke Türkan Saylan kadar güçlü ve iyi lideri çok az gördü. Literatürü tarayın, en şahane liderlik özelliklerini alt alta yazın hemen hepsini bir vücutta görmek isterseniz Türkan Hoca’mıza bakın. Onun vizyonu, umudu, tutkusu, pes etmezliği, kendi kişisel amaçlarını ön plana çıkarmayışı, başarılarıyla şahsını ve egosunu maddi-manevi besleme ihtiyacı duymayışı, bu ülkede çok şeyi değiştirdi. Kendine, insanlarına ve vizyonuna inanan tek bir kadının neler yapabileceğinin en güzel kanıtıdır O.
Tüm kızların, kadınların rol modelidir. Ona bakıp da “onun gibi olabilsem, onun cesaretinin, gücünün azıcığı bende olsa” demeyen kadın yoktur. O bir sahnede konuşunca ya umudundan, şefkatinden etkilenir ağlarsınız ya kendinizden utanır yine ağlarsınız, o bunları yaparken siz oturduğunuz için. İftira atarlar kızmaz; evini ararlar, özel eşyalarını alırlar kızmaz; yaptıklarını takdir etmezler gene kızmaz. Sadece anlar, onların öyle davranmasının altındaki sebepleri anlar ve o sebeplerle savaşır, insanlarla değil.
Son dönemde ister istemez sık sık hastalığı da vurgulanıyor ve maalesef “son günlerinde..” diye başlayan cümleler kullanılıyor. Bizi yaralıyor ama O buna da kızmaz çünkü emelleri, kendi fani hayatından büyüktür. İşin gerçeği hastalıkla mücadele eden o ama hepimiz yani onu sevenler ve kapısında nöbet tutanlar da, sevmeyenler, evini arayanlar, hakkında çirkin şeyler yazabilenler de ölüme ondan çok daha yakınız aslında. Hangimiz arkamızda onun bırakacağı gibi bir iz bırakabileceğiz? Hangimiz “benim hayatım bu dünyayı çocuklarımız için daha iyi bir dünya yapma yolunda işe yaramıştır” duygusuyla gözümüzü kapatacağız? Hangimizin ismi bir hastalığın kurutulmasıyla anılacak? Hangimizin ardından on binlerce genç kız hayatlarını değiştirdiğimiz için bizi ömürleri boyunca kalplerinde yaşatacak? Türkan Hoca ölüme, hepimizden çok daha uzak.
*
Tijen Mergen, sevgili arkadaşım. Birlikte insan kaynakları mesleğine katkıda bulunacak pek çok projede çalıştık. Çok sevildiğine, saygı gördüğüne şahit oldum.Ülkenin önde gelen uluslararası ve ulusal şirketlerde çalışmış, genel müdürlük yapmış, çalıştığı her kuruma ve çevresine değer katmış alçakgönüllü ve başarılı bir kadın. Liderliğini yaptığı sosyal sorumluluk projesi “Baba Beni Okula Gönder”in aldığı ödül ve takdirin haddi hesabı yok.
Bu projelerin hiç biri profesyonellikle olmuyor. Yürek gerekiyor, insanlara bıkmadan yorulmadan anlatmak gerekiyor. Bir kez içine girdiniz mi, okuyabilseler hayatları değişecek o kızların size nasıl umutla baktıklarını gördünüz mü işiniz anlamını yitiriyor, ne gücünüz varsa onunla çalışıyorsunuz. Yaptığınız işe inandınız mı kimin ne düşüneceğine pek aldırmıyorsunuz. Sonra başınıza bunlar geliyor. “Hiçbir iyilik cezasız kalmaz” diye boşuna dememişler. Herkes “hukuka güvenmek gerek” diyor ama sistem bir kez zedelendi mi insan hiçbir şeye güvenemiyor.
*
Kötü şeyler oluyor. Halkımızın eğitim ve gelir seviyesi düştükçe insanlar daha kolay yönlendirilir ve daha kolay kandırılır hale geliyor. İki erzaka, iki beyaz eşyaya tav olup vatandaşlık haklarından vazgeçiyorlar. Bilgiye ve eğitime sahip olmadıklarında sadece toplumsal otorite ve mahalle baskısını referans alarak yaşıyorlar, bu da hayatı ilkelleştiriyor. Kızların burs alabilmeleri için annelerinin, devletin sağlık ocaklarını ziyaret edip resmi aile planlaması konusunda bilgi almaları isteniyor. Babalar izin vermiyor. Devletin en üst merciinden ‘bakamayacağı kadar çok çocuk yapma’ talimatı alan adamların kafası karışıyor tabii, “aile planlaması” denince.
Şimdi burs aldıkları dernek aranıyor, yöneticileri tutuklanıyor elbette mahalleye rağmen kızları okutmak için çaba göstermek giderek daha da zor olacak. Ama kimse yılmayacak.
2000li yılların Türkiye’sinde ilkokul çağındaki kızların hala satılarak evlendirilmesi, kendi hayatlarından vazgeçirilmeleri kabul edilemez. Bu ülke bu hafta 23 Nisan Çocuk Bayramını kutlayacak. 1920 yılında Atatürk’ün vizyonuyla çocuklara bu önemi veren, meclis kuruluş gününü yani özgürlüğünü, geleceğine, çocuklarına adayan ülke, çocukları okutmak için canla başla çalışan başarılı kadınları neyle suçladığını, insanlarına anlatmak zorundadır. Atatürk, zamanında “Memleket çocuklarını korumayı üzerine alan Himaye-i Etfal’e (Çocuk Esirgeme Kurumu) vatandaş yardıma mecburdur” demişti. Misyonunu liderlik zafiyetiyle çoktan kaybetmiş olan bu kurum için söylenmiş olan söz, bugün Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği için geçerlidir bence.
Hande Yaşargil (19.04.09)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin