Ana Sayfa | Yazarlar | Hande Yaşargil Ateşağaoğlu | Hande Yaşargil: Cenazenin ardından

Hande Yaşargil: Cenazenin ardından

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Hande Yaşargil: Cenazenin ardından

“Ergenekon propaganda için öldürmüş olabilir, otopsi yapılacak mı” dediler.

“Çağdaş imam korsan çıktı, kimseden izin almamış cenaze namazı kıldırmak için zaten daha önce de DSP’den adaymış, yaranmak için yaptı” dedirler.

“Şahsım ve hükümet adına teşekkür ederim” diyen Kültür Bakanı’nın açıklamasına düzeltme yayınlatıp ‘hükümet adına’ kısmını geri aldırttılar.

“Aslında hayatı boyunca İslami değerlere ve başörtüsüne karşı savaş açtı, imam hatiplerle, ilköğretimde kuran kursuyla savaştı, yaptıklarının diğer tarafta karşılığını bulsun” diyerek beddua ettiler.

Bunları medyadan duymak sizin için şaşırtıcı da olabilir ama Türkan Saylan için değildi. Hepsini biliyordu, hiçbirine kırılıp, incinmiyordu, “ben bunca şey yaptım, insanlar bana bunu nasıl söyler” demiyordu, iki sebepten dolayı. Birincisi, meseleyi kişiselleştirmiyordu zaten yaptığı hiçbir şeyi de takdir görmek ve kişisel bir tatmin sağlamak için yapmıyordu. İkincisi, tam da bu yaklaşıma sahip olan zihniyetle savaşıyordu, onu tanıyordu ve doğal olarak kendisini takdir etmelerini beklemiyordu. Bunu beklemeyi de naiflik sayıyordu.

Türkan Saylan kuşkusuz Türkiye’nin gördüğü en iyi liderlerden biri ve cenazesi insanların onun nasıl peşinden gittiğini gösterdi. Türkiye’nin sözüne, dürüstlüğüne inanılacak, peşinden gidilecek bir lidere ne kadar ihtiyacı olduğunu gösterdi.

Diğer yandan Türkan Saylan ile ilgili tepkiler, cenaze töreni ve arkasından yazılıp çizilinler yine toplumsal olarak çok ciddi bir bölünmüşlük, kutuplaşma ve düşmanlığın hakim olduğu bir ortamda olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor. Türkiye’de daha önce de sağlığa yaptığı hizmetlerle kim olduğunu kanıtlamış güçlü bir kadın liderliğinde, bir sivil toplum örgütü, devletin acz göstererek okutmayı başaramadığı 36 bini kız, on binlerce çocuğu okutuyor, kaderlerini değiştiriyor, bu aczin sahipliğini devralan çiçeği burnunda ilk kadın Milli Eğitim Bakanı’ndan ses çıkmıyor. Neden? Çünkü Türkan Saylan ve başkanı olduğu ÇYDD ilk, orta ve yüksek öğrenimde türbanlı kızlara burs vermiyor.

Peki bu ülkede bu öğrenim seviyelerindeki okullarda türban yasal mı? Hayır! Türbanlı kızlara burs verilseydi okula gidip mezun olabilecekler miydi? Yasal ve teorik olarak hayır! Yani yasal olmayan bir şeyi yapmadığı için de kızıyorlar. Demek ki yapılabiliyor, demek ki yapanlar var. Demek ki hükümet bunu destekliyor. Zaten bilinen bu gerçek, şimdi tüm çıplaklığıyla ortada. O zaman hükümet yasalara uygun bir politika güden derneğe kızmak yerine, uygun yasal zemini hazırlayıp türbanı serbest bırakmayı başarsın ve diğer sivil toplum örgütleri de diğer kızlara burs vererek demokratik süreçlerle mücadele etsinler inandıkları değerler için. Bunu kutuplaşmayı artırma ihtimaline rağmen, demokratik platformda mücadele etmenin hem birbirini engellemeye çalışmak yerine daha iyi anlamaya hem de sonuçta ayrımcılık yapmaksızın her kesime destekle toplam eğitim seviyemizi artırmaya yönelik bir fikir olarak söylüyorum.

Her sivil toplum örgütünün bir ilkesi, bir bakış açısı ve uğruna çalıştığı bir vizyon vardır ve bunu yapmaya da hakları. Yıllardır yurtdışında kendi vizyonuna hizmet eden gençler yetiştiren okulları kuran, destekleyen, bir başka güçlü bir liderlikle örgütlenen zihniyetin gençleri, bugün güç odağında ise farklı bir vizyon için çalışılmasına bu kadar sinirlenmemek de demokrasinin gereği.

Bence yaşarken herkesin görmesini sağlayamadığı şeyi ölümüyle gösterdi. Türkiye’de ilkokulda kuran kursu, orta ve yüksek öğrenimde türbanın serbest olmasını isteyen, 23 Nisan yerine Kutlu Doğum Haftası’nı resmi kutlama yapmak isteyen, bakmaya gücü olmayan ailelerin bile çok çocuk yapmasını isteyerek halkı “fakir olsun, cahil olsun ama söz dinlesin” şeklinde görmek isteyen, kadınların okumasını, hayata eşit katılımları için değil sadece iyi çocuk yetiştirmeleri için isteyen, özgürlükten sadece türban serbestini anlayarak geri kalan tüm kesimleri yargılayan ve baskılayan bir politikanın savaşı resmi olarak verilmektedir. Bunun karşısında duran, Cumhuriyet değerleri için çalışan ve başarılı olan güçlü bireylere ve örgütlere karşı tutum da çok açıktır.

İki fikir zihnimi kemiriyor. İlki, ben, kızları ÇYDD’den burs alan babaları gördüm, onlarla kendi yerlerinde konuştum, nasıl minnet duyduklarını, kızlarını nasıl görmek istediklerini dinledim. Biliyorum ki Anadolu gerçeği diye tek bir şeyden bahsedilemez. İki, Cumhuriyet ve devrimler bu toplumun isteği, desteği ve sahiplenmesiyle gerçekleşmişti, insanlar özellikle de yeterli eğitimi ve bilgisi yokken kolay fikir değiştirebiliyorlar. Dün, bugün için geçerli olduğu gibi bu yarın için de bu mümkündür.

(Hande YAŞARGİL – 24.05.09)

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
5.00