Ana Sayfa | Yazarlar | Hande Yaşargil Ateşağaoğlu | Hande Yaşargil Ateşağaoğlu:Koçluk mesleğinin aşılamayan belirsizliği

Hande Yaşargil Ateşağaoğlu:Koçluk mesleğinin aşılamayan belirsizliği

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Hande Yaşargil Ateşağaoğlu:Koçluk mesleğinin aşılamayan belirsizliği

Harvard Business Review (HBR) kuşkusuz iş dünyasının nabzını en iyi tutan ve en çok takip edilen akademik yayın

Harvard Business Review (HBR) kuşkusuz iş dünyasının nabzını en iyi tutan ve en çok takip edilen akademik yayın. Koçluğun en hızlı büyüyen ve yaygınlaşan hizmet ve hatta sektör olduğunu 2002’de beyan etmiş HBR’nin bu konuda uzun zamandır herhangi bir makale yayınlanmamış olması ilgimi çekiyordu ki ocak sayısında bizzat kendilerinin 140 koçla yaptığı bir araştırma yayınladı.

Araştırmanın en ilginç yanı bence; araştırmaya katılanların da, sonuçları yorumlayan beş uzmanın da birbiriyle çelişen fikirlere sahip olması. Özetle herkes “mesleğin gelişmesi ve çıtasının yükseltilmesi gerektiği” görüşünde ama bunun nasıl olacağı konusunda ortak bir fikir yok. Bu sonucu, ‘iyi’, ‘kötü’, ‘normal’ ya da ‘problemli’ olarak algılayıp birinden yana taraf tutmaktan ziyade bir olgu olarak kabul etmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü durum gösteriyor ki mesleğin gelişim yönünün belirlenmesi için daha fazla zamana ve uygulamaya ihtiyaç var.

HBR’de yayınlanan bu araştırmanın sonuçlarına bakacak olursak...
• Şirketlerin yönetici koçluğu kullanma nedenleri şöyle sıralanıyor: Yüzde 48’i yüksek potansiyelli çalışanların gelişimi, yüzde 26’sı yöneticilerin yaptıklarını koçla birlikte gözden geçirmesini sağlamak, yüzde 12’si de başarısızlığa sebep olacak davranışların değişimi için bu yöneteme başvuruyor.

• Koçluk sürecini yüzde 29 oranında insan kaynakları departmanları, yüzde 28 oranında yöntemi kullanacak ‘danışan’, yüzde 23 oranında danışanın yöneticisi ve yüzde 18 oranında da ‘diğer taraflar’ yani satın alma, genel müdür vb. başlatıyor.

• Gelişimin takibi ise yüzde 87 oranında danışanla, yüzde 67 oranında danışanın yöneticisiyle, yüzde 56 oranında İK bölümüyle birlikte değerlendiriliyor.

• Koçluk süreci genelde yedi ila 12 ay arasında gerçekleşiyor. Saat ücreti 200 ila üç bin 500 dolar arasında değişmekle birlikte ortalama 500 dolar olarak görülüyor.

• Koçların sadece yüzde 3’ü ‘kişisel konular’ için çalışmaya davet edilirken, yüzde 75’i başta belirtilmese de çalışma sırasında kişisel konularda yöneticilere destek olduklarını beyan ediyor.

• Araştırmaya katılan koçların yüzde 29’u koçların sertifikasyonunun “çok önemli” olduğunu yüzde 28’i ise bunun “hiç önemli olmadığını” belirtmiş. Koçların yüzde 13’ü, psikoloji eğitiminin “çok önemli” olduğunu söylerken yüzde 45’i bu eğitime sahip olmanın “önemli olmadığı” görüşünde.

• “Şirketler, hangi kriterlere göre koçluk almaya karar vermeli” sorusuna ise verilen cevaplar ise şöyle:

o Koçun benzer durumdaki tecrübesine (yüzde 65)
o Net bir koçluk yaklaşımı, metodu sahip olmasına (yüzde 65)
o Koçun diğer danışanlarının kalitesine (yüzde 50)
o Yatırım geri dönüşünün ölçebiliyor olmasına (yüzde 32)

Araştırma sonuçları; Ram Charan, Michael Mccobby, Anthony Grant gibi koçluk ve danışmanlık konularında son derece tecrübeli kişiler olan beş uzmana yorumlattırılmış. Kendisi de akademisyen olan bir uzman, “yöneticilerin aslında kendilerini yönlendirebilecek emekli CEO’lardan, üniversite profesörlerinden daha fazla yarar göreceğini” düşündüğünü ifade etmiş. Psikoloji profesörü olan bir başkası ise koçluk alan yöneticilerin pek çoğunun ağır stres ve kaygı düzeyine sahip olduğunu, bu yüzden de psikoloji eğitimi olmayan koçlardan destek almalarının etik sorunlara yol açabileceğini savunmuş.

Gerek HBR’ın gerekse görüş alınan uzmanların itibarlarına, uzmanlık ve tecrübelerine bakılırsa tüm söylenenlerin gerçeklik ve geçerlilik payı olduğu tartışılmaz ama mesleği yönlendirebilecek tek bir doğruyu ve yönü temsil edemedikleri de ortada.

Bir danışanım bana Türkiye’de her şeyi takım tutma mantığı üzeriden tartıştığımızı söylemişti. Benim bu konudaki basit önerim ve duruşum, ‘takım tutmamayı başarmak’ yönünde. Bilimsel yaklaşıma, araştırmaya, iyi uygulamaya, başarılı sonuçlara dönük her çalışmadan öğrenip; danışana ve şirkete zarar veren, sınırını bilmeyen, eğitim ve uzmanlık alanını aşan her çalışmaya karşı çıkmak bence durmamız gereken yer. Daha çok başarılı çalışma, daha çok akademik araştırma, daha çok mesleki örgütlenme ve işbirliği elbette bu yeni mesleğin standartlarını oluşturması yolunda fayda sağlayacaktır.

Ayrıca şaşıracak bir şey yok! Yıllardır milenyumda işlerin farklılaşacağını, disiplinlerarası çalışmaların artacağını, belirsizliğin, çoklu doğrular ve çoklu gerçeklerin hayatımızın değişmez bir parçası olacağını söylüyorduk. Bunun yeni oluşan bir meslek için de geçerli olmayacağını düşünmek, kendimizi kandırmak olurdu sadece.

(Hande Yaşargil Ateşağaoğlu– 22.02.09)

Subscribe to comments feed Yorumlar (1 Yorum Eklendi):

fahri Tarih: 29 March, 2010 10:08:11
avatar
istatistik bilgiler doğru olabilir.başarılı olabilmek için tabiki koçluk ve ceo araştırmacı'larının bilgisine deneyimlerine mutlaka ihtiyaç olduğunuda malum. peki?.ya imkanları kısıtlı yüzlerce müteşebbis saati 500 yada bin dolardan nasıl bilgi alabilir.sonuç olarak sermaye başka müteşebbis başka demek en kalayı sanırım.
Thumbs Up Thumbs Down

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0