Ana Sayfa | Yazarlar | Hande Yaşargil Ateşağaoğlu | Orta Yaşın Kurban Bayramı

Orta Yaşın Kurban Bayramı

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Orta Yaşın Kurban Bayramı

Liderlik gelişimiyle ilgili çalışırken liderin kim olduğu, karakteri, değerleri, kendini nasıl ifade ettiği ve etrafında nasıl bir etki yarattığı sıkça konuştuğumuz konular

Liderlik gelişimiyle ilgili çalışırken liderin kim olduğu, karakteri, değerleri, kendini nasıl ifade ettiği ve etrafında nasıl bir etki yarattığı sıkça konuştuğumuz konular. Literatür; liderin kim olduğunun ve değerlerinin oluşumunda ön plana çıkan belirleyiciler olarak genetik miras, kaçıncı çocuk olduğu, ebeveynler, erken çocukluk başarı ve başarısızlıkları, deneyimleme şekli, içinde yetiştiği ailenin sosyo-kültürel-ekonomik özellikleri ve tabii ki şanstan bahsediyor.
Şirketlerde üst düzey yöneticilik yapan liderlerle çalışırken farkında olmamız gereken bir diğer konu da, yaş döngüsü oluyor çünkü söz konusu pozisyona gelene kadar edinilmesi gereken tecrübe yöneticiyi, orta yaş dönemine getirmiş oluyor. Kabaca 35-45 yaşa arası diyebileceğimiz orta yaş döneminin çok önemli bir özelliği insanı, hayatını gözden geçirmeye ve sorgulamaya zorluyor oluşu. Kim olduğu, nasıl bir hayatı olduğu, gençken hayal ettiği orta yaş resmiyle bugün arasındaki mesafe, ailesi, sağlığı, arkadaşları, mesleği, işi, tüm bunlardan duyduğu memnuniyet ve tatmin derecesi ve içinde hissettiği anlam duygusu...


Bu gözden geçirme, insanı ister istemez yukarıda saydığım erken çocukluk anılarına, içinde yetiştiği aileye ve ortama geri döndürüp düşündürüyor. Biz de zaman zaman yöneticilerin aklının, düşüncelerinin bunlarla dolu olduğuna şahit olabiliyoruz. Bu sorgulama sürecinin orta yaşa denk gelmesi, elbette bu dönemde insan hayatında olanlarla ilgili.


Her ne kadar hayat tarzları sebebiyle istisnai durumlar olabilse de genellikle işle ilgili taşıdıkları sorumluluk en üst düzeye gelmiş, kariyerlerinin (zaman ve enerji itibarıyla) talepkar durumda olması, maddi imkanları sebebiyle sahip oldukları hayat standardını koruma baskısı... Çocukların (yaşlarıyla doğru orantılı olarak) sürekli gelişiyor ve değişiyor olmasına yetişme ihtiyacı, eğitimleriyle ilgili kaygılar... Aile büyüklerinin (sağlık açısından ve maddi olarak) desteğe ihtiyaç duyar hale gelmesi ya da daha da önemlisi kayıpları, hep bu döneme denk gelen hayat olayları.

Hayatının ortasında, son derece yüksek bir hız ve tempoyla ilerlerken insanın kendini birden ağır bir ‘varoluşsal göz’den geçirme süreci içinde bulması, kolay olmasa da çok değerli. Bunu yapamayan üst düzey yöneticiler için bazı yönetim düşünürleri (ne kadar acı da olsa) “orta yaşta kalp krizi geçirmenin bir lütuf olduğu”nu söylüyor. Çünkü bu insanlar, her taraflarına hortum ve kablolar bağlı olarak yatağa mahkumken mecburen birtakım muhasebelere giriyor. “Yaşamak istediğim hayat bu mu” ya da “Yaşamımdaki en önemli insanlara yani hayatımdan, sağlığımdan gerçekten endişe duyanlara, aileme yeterince vakit ayırabiliyor muyum. Tüm bulara değer mi?” gibi sorularla cebelleşiyor. Bunun sonucunda da, seçtikleri hayat tarzının ‘kurban’ı olmamayı başarabiliyorlar bazen.
Kurban demişken, içinde yetiştiğimiz aile ve sosyal ortam nasıl olursa olsun, hepimizin bayramlarla ilgili pek çok anısı olduğundan eminim; özellikle de kurban bayramının... Hem isminde bir karmaşa barındırmıyor hem (özellikle çocuklar için) sevinçle - ölüm travmasını iç içe yaşatıyor hem de daha uzun bir tatil...
Atatürk’ün, “Memleket çocuklarını korumayı üzerine alan Himaye-i Etfal’e, vatandaş yardıma mecburdur” sözünden vazife çıkararak halen bir yetiştirme yurdunun derneğinde gönüllü çalışan 87 yaşındaki babaannem, bundan 25 yıl önce bir kurban bayramı sırasında dernekte gönüllü nöbetçi olmuş. Ailem tatile gittiği için kardeşimle beni de bu nöbete dahil etmişti. Yüzlerce kurbanın kesilmesine zorlanarak şahit olurken, bunun yüzlerce çocuğun aylarca “yiyeceği olması” anlamına da geldiğini sevinerek hissetmiştik.

Tüm hayatını iyilik yaparak ve kimse için aklından kötülük geçirmeyerek yaşayan anneannem için ise bayram; aile, elleriyle hazırlayıp herkesi beklediği bayram kahvaltısı, torunlarına aldığı bayramlıklar, küslerin barışması, saygı, sevgi ve sevinçti. Her ailenin bayramlarla ilgi anıları, ritüelleri, gelenekleri, değerleri var ve bunlar bugün kim olduğumuzla da ilişkili. Yukarıdakiler benim kim olduğum... Sizin anılarınız da sizin kim olduğunuz....
Gelin bu bayram temponuzun kurbanı olmayın ve kurban ettiklerinizi, kurban edilmeyi, kurban rolüne gönüllü olmayı ya da kurban rolünü seçmemeyi düşünün. Bunca krizin ortasında durup nefes aldığınız bu bayramda, etrafınızda kimlerin olduğunu, sizin için önemlerini düşünün. Genelde orta yaş kalp kriziyle varılan yere siz, güzel bir bayram geçirerek gelmeye çalışın. Çocuklarınıza da, ‘kim olacaklarına’ dair de güzel bir bayram anısı yaratın.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
5.00