Performans Görüşmesi Yapan Yöneticilere
Yıl sonu ve yılbaşı dönemleri, yöneticiler için pek çok diğer sorumluluklarının...
Yıl sonu ve yılbaşı dönemleri, yöneticiler için pek çok diğer sorumluluklarının yanı sıra performans değerlendirmesi ve görüşmesi yapma zamanıdır. Dünyanın her yerinde, “Yöneticilikte en sevmediğiniz iş nedir” diye soruyorlar, cevap hep aynı: “Performans görüşmesi yapmak!” Yani çalışanlara performanslarıyla ilgili geri bildirim vermek yöneticiliğin en zor yanı.
İngilizce’si “feed back” olan terim, Türkçe’ye “geri bildirim”, “geri besleme” ya da “geri iletim” olarak girmişse de anlaşılacağı üzere psikoloji ve işletme disiplinlerinin ihtiyacı gereği sonradan oluşturulmuş bir kavram. Dolayısıyla da günlük hayatta hala sırıtmakta. Bu kavramı ilk kez ne zaman cümle içinde kullandınız desem? “Anne yaptığım her şeyle ilgili bana negatif geri bildirim veriyorsun çok sıkıldım artık” demiş olabilir misiniz? Muhtemelen hayır. Geri bildirim sözü, hayatımızın erken dönemlerinde öğrendiğimiz bir şey değil, muhtemelen ilk kez iş hayatına başladıktan sonra ya da en iyi ihtimalle üniversitede duyduğumuz bir kavram.
Literatür geri bildirimi; “iletişimin reaktif bir formu” yani “bir soruya, bir bilgiye veya bir davranışa verilen yanıt, tepki” olarak tanımlıyor. Yani sözü çok geç öğrendiysek de, anlamını hatırlamayacak kadar küçük olduğumuz zamandan beri biliyoruz ve yaşıyoruz. Bebekken ağladığımızda annemizin davranışları bize verilen ilk geri bildirimdi, kendimizle ilgili edindiğimiz ilk bilgi.
Annemizin gözü bizim için bir ayna görevini görürdü. Acıktığımızda ağlayınca yemek vermesi, canımız acıyınca ilgilenmesi, yanlış bir şey yaparsak kızması, ilk yürüdüğümüzdeki bakışı geri bildirimdi. Doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırmamızı ve bizim nasıl olduğumuzu anlamamızı sağlayan ilk şey annemizin geri bildirimiydi. Sonra baba, büyük kardeşler ve öğretmenler devreye girdi, geri bildirimler çeşitlendi.
Hatırlayın, eğitiminizin ilk yıllarında size ve başarınıza inanan öğretmeninizin hakkınızda söyledikleri ne kadar önemliydi. Hele spor yaptıysanız antrenörünüzün geri bildirimlerini anımsayın; sizde potansiyel gören, biraz sıkı çalışsanız çok iyi olabileceğinizi söyleyen basket koçunuz, tenis ya da yüzme hocanızın sözlerini... Tersi de söz konusu, maç kaybettiğinizde de onun yüzüne, sizinle ilgili hayal kırıklığı olup olmadığına bakardınız.
Ergenlik döneminde ise onay hakkı, tamamen arkadaşlara geçer. Sizi aralarına kabul etmelerini çok istediğiniz popüler ve muhtemelen sizden birkaç yaş büyük olan arkadaşlarınız önem kazanır. Onların geri bildirimi ne kadar önemlidir. Giydikleriniz, konuşma biçiminiz, okuduklarınız, dinledikleriniz vb. onlar takdir edince anlam kazanır. ‘İyi’ olduğunuza dair inanmanız ancak onların da iyi olduğunuzu düşünmenizden geçer. Şimdi de değişen bir şey yok. Varsa çocuğunuza yoksa çevrenizdeki gençlere bakın, sistemin hala aynı olduğunu göreceksiniz.
İşe başladığında hiç bilmediğimiz bir alanda bulursunuz kendinizi. Doğal olarak bu kez yöneticimizin gözüne bakarız “iyi gidiyor muyum” diye. Tabii bir de çalışma arkadaşlarımızın, elbette geçmişten getirdiklerimiz ışığında. Kendimize güvenimiz yüksekse takdir, düşükse eleştiri arıyoruz insanların gözlerinde. Çok azımıza geri bildirimi yapıcı, dengeli verebilen yöneticiler düşüyor ve iyi anılarımız oluyor. Oysa çoğumuz, toplumun geneli gibi bu konuda çok da iyi olmayan yöneticilerle çalışıp gerçek geribildirim alamadan kendimizi yönetici konumunda buluyoruz. Sonra da performans görüşmesi yapmaktan nefret ediyoruz.
Hayatta aldığımız geri bildirim, kim olduğumuzun aynası aslında. Bu yansımayı görmeden yaşamak, dikiz aynası olmadan araba kullanmak gibi. Sizinle birlikte çalışanlar için de aynı şey geçerli. Odanızdan dışarı çıkın, gözlerinizdeki yansımaya bakıp nasıl olduklarını anlama çalışan ekip arkadaşlarınız var orada. Onları bundan yoksun bırakmayın. Yapılan araştırmalar çalışanların geri bildirim ihtiyacını dört alanda topluyor:
1. “Nasıl algılanıyorum” diye merak ediyorlar
2. “Kendimle ilgili düşündüklerim geçerli mi, yöneticim de aynı şeyi mi düşünüyor” diye teyit etmek istiyorlar
3. Kendilerini geliştirmek için ne yapmaları gerektiğini bilmek istiyorlar
4. Takdir ihtiyaçlarını gidermek istiyorlar
Bunları bilmek belki işinizi kolaylaştırır. Ve kısa bir süre kendiniz için düşünün. Bulunduğunuz yer ne kadar yüksek olursa size içten geri bildirim veren o kadar az olacaktır, aynalarınızın ayarları da bir o kadar güvensiz.
Size içten geri bildirim verdiğini düşündüğünüz her kim varsa ona gidin ve sorun “ben nasılım” diye. Cevap, gelişiminizi devam ettirmenizde ve başarınızda anahtar olacaktır.
(Hande Yaşargil Ateşağaoğlu - 11.01.09)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin