Ana Sayfa | Yazarlar | Hande Yaşargil Ateşağaoğlu | Hande Yaşargil: Taş

Hande Yaşargil: Taş

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Hande Yaşargil: Taş

Tıp, eşcinselliği, psikiyatrik bozukluk olarak nitelendirmiyor. Eşcinsellik, tanımı itibarıyla, insana ait özellikler arasında sadece cinsel yönelime atıfta bulunan bir sıfat; insanın bütünüyle kim olduğunu belirleyen bir özellik değil.

Tıp, eşcinselliği, psikiyatrik bozukluk olarak nitelendirmiyor. Eşcinsellik, tanımı itibarıyla, insana ait özellikler arasında sadece cinsel yönelime atıfta bulunan bir sıfat; insanın bütünüyle kim olduğunu belirleyen bir özellik değil. Bilimsel araştırmalara göre kültürel farklılık gözetmeksizin toplumlarda erkeklerin yüzde 4 – 6 arası, kadınların ise yüzde 2’si eşcinsel.

Farklılık gösteren oranlar ise kendisini açıkça eşcinsel olarak niteleme boyutunda. Çünkü her toplum gerek kültürü gerek yasası gerekse eğitim seviyesi sebebiyle buna uygun ortam sağlamıyor. Ayrıca hayatının bir döneminde eşcinsel ilgi ya da tecrübe yaşamış olma durumu, eşcinsel olmaktan farklı kabul ediliyor ve oranı çok daha yüksek. Bir diğer çarpıcı araştırma sonucu ise son yıllarda, gelir düzeyi en hızlı artan grubun, “sosyal çeşitlilik olarak zenginlik gösteren ortamlarda yaşayan eşcinsel çevreler” olduğu yolunda. Bunlar bilimsel ve istatistiki veriler.

Diğer yanda uygulamalar var... Amerika’da bazı eyaletlerde ve Avrupa’da bazı ülkelerde, eşcinseller evlenebiliyor. Amerika’da bazı eyaletlerde bu evli çiftler evlat edinip yetiştirebiliyorlar da (bu arada onların çocuklarının ebeveynlerine özenip eşcinsel olduklarına dair herhangi bir veri yok). Yine Amerika’da evlenilemeyen eyaletlerin bazılarında birlikte yaşayan çiftler, heteroseksüel evli çiftlerle aynı sosyal haklardan faydalanabiliyorlar (sağlık sigortası vs).

İş dünyasına gelince yine Amerika’da birini eşcinsel olduğu için işe almamak ya da işe alırken eşcinsel olup olmadığını sormak da suç (Sadece bu konuda değil, ayrımcılığa denk düşebilecek her konuda bu uygulama geçerli. Bir kadına da hamile olup olmadığını, çocuk planlayıp planlamadığını, bir kişiye etnik kökenini, dinini sormak gibi). Ayrıca müşterilerin ve çalışanların tercih ettiği bir işveren veya bir marka olmak istiyorsa bir şirket, çeşitliliğe (diversity) son derece önem vermesi şart.

Farklı etnik kökeni, cinsel yönelimi, dini, mezhebi olan insanların tanınması, kabul görmesi, kendilerini ifade edebilmeleri ve kariyerlerinde tamamen eşit şekilde ilerleyebiliyor olmaları, bu şirketler için mutlak öncelik. Öyle ki İngiltere’de en son katıldığım konferansın fuarında “hire pink” diye bir katılımcı grup vardı ve şirketlerin eşcinselleri işe almalarına destek olacak uygulamalar yapıyorlardı.

Bir diğer örnek, IBM. Küresel bir şirket olan IBM, eskiden WASPM (beyaz, Anglosakson, Protestan, erkek) olarak nitelendirilirken, belirgin bir programla kendini dönüştürdü. Bugün, çeşitliliği en iyi yöneten, her azınlık grubunun kendisini ifade edebildiği bir şirket denebilir IBM için ve bunu, imaj cilalama ve reklam aracılığıyla değil, süreçlerine kadar işleterek yapıyor.

Gelelim bizim acıklı durumumuza... Bir televizyon programında iki üniversite bitirmiş, onlarca yayın üretmiş bir gazeteci çıkıp “Eşcinsellik geliştikçe insanların kitlesel olarak öldürülmeleri hızlanıyor. Eşcinsellikle, sivillerin savaşta katledilmesi arasında bir orantı var. Şu anda Irak ve Afganistan’da kitleler halinde sivil halkı öldürenlerin çok önemli bir kısmının eşcinsel olduğunu söylüyorlar. Bundan da özel bir zevk alıyorlar” buyuruyor!

Ertesi gün psikoloji, iletişim profesörleri böyle bir araştırma, veri yok, halkı yanlış bilgilendirmeyelim diye kıvranıyorlar ama reyting bir akşam önceydi, geçmiş olsun. Adam bununla da yetinmiyor, “Mazbut paradigmadan dünyaya bakan insan, cinsel tercihte bulunan insanı eleştirme hakkına sahip. Ben çocuğumun ve torunumun eşcinsel olmasını istemem. Olmaması için de elimden geleni yaparım” diyor. Bazen iki üniversite bile yetmiyor insana bazı gerçekleri anlamak için. Hayatın öğretmesi gerekiyor. Çünkü ancak o zaman elinden pek de bir şey gelmediğini görecek ve böyle atıp tutamayacaktır.

İran Cumhurbaşkanı “bizde gay yoktur” dediği için bunun gerçek olmasının mümkün olmaması gibi insanlar, ellerinden geleni ve fazlasını da yapsalar, çocuklarının ya da torunlarının gay olmasını engelleyemezler. Sadece onların bunu söylemelerine, kendilerini ifade etmelerine engel ve hayat boyu acı çekmelerine sebep olurlar.

Yine bizden sadece bu son haftada duyduğumuz bir diğer hikaye. Futbol hakemi -gay olduğu için hukuken- askerlikten muaf oluyor. Bu, yalnız beyana dayalı değil. O hakeme bir sormalı, nasıl rapor almış ve nasıl eziyetli bir süreçten geçmiş diye. Ama bu durum, adamı mesleki hayattan da nerdeyse muaf duruma getiriyor. Zira hakemin ‘hassas durumu’  incelenmek üzere federasyon da bekliyor. Hakemlerin tümü maçta gay ama gerçek hayatta olunca hakem olamıyor. 

Şirketlerde genel olarak bu ‘hassas durum’la ilgili bir yönetmelik bile yok. Onlar saklıyor, şirketler de yok sayıyor ama bu sadece bir oyun, herkes her şeyi biliyor aslında. Bunların hepsi çok acıklı ama en vahimi, unvanın önünde liberal sıfatını taşıyabilen, iki üniversite mezunu sosyolog gazeteci kuyuya bir taş atıyor ama ortada, taşı çıkarmaya niyetli kırk akıllı yok!

(Hande YAŞARGİL – 17.05.09)

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0