Ana Sayfa | Yazarlar | Murat Arın | Murat Arın: Avrupa 2012'ye de damgasını vuracak

Murat Arın: Avrupa 2012'ye de damgasını vuracak

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Murat Arın: Avrupa 2012'ye de damgasını vuracak

2011 yılına dünya ekonomisi ve küresel piyasalarda Avrupa'nın borç krizi damgasını vurdu. Gelecek yıl da pek bir değişiklik olmayacak gözüküyor. "Avrupa'nın borç krizini şu ya da bu tarihte aşması ya da çözmesi" mümkün değil. Nedeni basit: 5 trilyon euro batık. Bu batık borcun 2 trilyon euroluk kısmını birisi üstlense kriz sona erecek, her şey yoluna girecek. Ne kadar kolay değil mi? Euro Bölgesi 330 milyon kişiden oluştuğuna göre her birey 6 bin euro borcu üstlense ya da hanehalkı başına 15-20 bin euro borç yükü bindirilse sorunlar çözülecek. Kim ister böyle bir borcu üzerine almayı? Almanya'nın bastırması sonucunda, İngiltere hariç Avrupa Birliği bir mali birliğe doğru ilerliyor. Kazasız belasız yani bir ülkenin iflası yaşanmadan mart ayına kadar gidilebilirse yeni anlaşma ülkeler tarafından kabul edilecek. Bu arada ECB (Avrupa Merkez Bankası) bankaları seruma bağlayarak ayakta tutmak için elinden geleni yapıyor. Piyasalarda yeterince tahvil satın almadığı için ECB eleştiriliyor, ancak ECB bilançosu, Fed'in bilançosuyla yarış eder durumda. ECB'nin sorunlu ülkelerin tahvillerinde yaptıkları alımlar 200 milyar euroyu geçti ama ECB bankaları ayakta tutmak için 900 milyar euroya yakın likidite veriyor. ECB bir tür parasal genişleme yapıyor, ancak tahvilleri satın almadığı için risk bankaların bilançosunda kalıyor. Bu da piyasaları memnun etmiyor çünkü birçok bankanın "likiditesi" var ama sermaye yeterliliği yok. Euro Bölgesi üç ay daha ayakta kalırsa sıra borçların yeniden yapılandırılmasına ve bankaların yeniden sermayelendirilmesine gelecek. Çünkü batıkları karşılamak için kimse 2 trilyon euro vermeyi düşünmüyor, zaten Avrupa'da, Almanya hariç böyle bir yükün altına girecek ülke de yok. Bu senayonun alternatifi ise euro'nun dağılma sürecine girmesi ve piyasalarda büyük bir çöküş yaşanması. Borç krizinin kolay bir çözümü yok. Avrupa borç krizi nedeniyle hem Avrupa ekonomisi hem dünyanın geri kalanı durgunluğa doğru ilerliyor. Avrupa, ABD, Çin ve Japon şirketleri için de büyük bir pazar. Avrupa'da işler iyi gitmeyince ABD şirketlerinin kârlılıkları, Çin ve Japonya'nın ihracatı da azalıyor. Bu nedenle ABD dışındaki gelişen ve gelişmiş olan borsalar 2012 yılına karamsar bir havada girdi.

İtalya riski
Küresel piyasalarda büyük dalgalanmalar yaşanırken, Merkez Bankası hem parayı sıkılaştırıcı önlemler alarak mali sistemi krizin büyümesi durumuna karşı hazırlıyor hem likidite vererek bankalara destek vermeye çalışıyor. Bu politikalar haklı olarak çok tartışılıyor ama Merkez Bankası'nın önlem amaçlı bu tür politikaları yürütmekten başka şansı yok. Mali sistemi rayında tutmaya çalışıyor ama küresel piyasalar zaten raydan çıkmış, belirsizliğe doğru gidiyor. Bu durumda Merkez Bankası'nın mali sistemin işleyişini sağlamaktan öteye geçen bir politika izlemesinin bir sonucu da olmayacaktır. Bu nedenle grafiklerin gösterdiklerine bakmak gidişi görmek açısından daha yararlı olabilir. Gösterge tahvil faizi yeniden yüzde 10.80-13.20 bandına girdi. Yarı yarıya euro ve dolardan oluşan döviz sepeti 2.08-2.35 bandındaki hareketinde bir aydır yukarı yönlü ilerliyor. Küresel piyasalar gerçeklerle yüzleştikçe İMKB'de bundan payını alıyor. ABD borsalarında satışların başlaması, bütün borsalara yayılan bir dalgayı başlatabilir. Ve yeni yıla bu satışları tetikleyebilecek bir İtalya riskiyle giriyoruz. 2011 kötü kapandı, bakalım 2012 iyi başlayabilecek mi?

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0