Murat Arın: Avrupa krizi nasıl ilerleyecek?
Avrupa'da bir yandan kurtarma çabaları yürütülmeye çalışılırken öte yandan sorunlar ülkeden ülkeye sıçrayarak devam ediyor
Bayram tatili süresince küresel piyasalarda sert dalgalanmalar devam etti. İtalya'nın hedef tahtasında en üst sıraya çıkması ve İtalya faizlerindeki yükselişin sürmesi borsalarda sert satışlara yol açtı. Bundan sonraki dönem için varolan riskler ise şöyle:
İTALYA RİSKİ: Geçen hafta İtalya hazine tahvili faizinin yükselmesinin ardından, bankaların tahvilleri teminat olarak kullanımında, yüzde 15 oranında teminat artışı olacağını yazmıştım. Teminat oranlarını belirleyen LCH'nin İtalya bölümü erken bir kararla oranları beş puan civarında artırdı ve İtalyan faizlerinin yüzde 7'nin üzerine sıçramasına yol açtı, borsalarda sert düşüşler yaşandı. Faiz yüzde 7'nin üzerinde üst üste beş gün kalırsa 15 puanlık teminat artışı da gelecek. İtalyan bankaları ciddi bir likidite sıkışıklığı yaşıyor. En büyük beş İtalyan bankasının ECB'den borçlanması ekim ayı sonunda 111 milyar euro. Teminat oranı 15 puan artınca bankalar daha fazla nakte sıkışacak. Ayrıca yüksek faiz ve banka riskleri nedeniyle İtalya için her an yeni bir not indirimi gelebilir.
FRANSA RİSKİ: İtalyan faizlerinin ardından Fransa'nın tahvil faizleri yükselmeye başladı. Euro Bölgesi içinde Almanya'nın karşısında eşit konumda oturan Fransa'nın, Almanya ile olan faiz farkı rekor seviyelere çıktı. Bunun nedeni, İtalya'daki en yüksek riskin Fransa bankalarında olması. Fransız bankalarının İtalyan hazine tahvili ve özel kredi risklerinin toplamının 300 milyar euro'yu aştığı hesaplanıyor. Bu da Fransa için not indirimi söylentilerini gündeme taşıdı. Fransa'nın notunun indirilmesi, Almanya'nın krizin tek kurtarıcısı olarak kalması demek. Bu gerçekleşirse kurtarmadan "umutlu" olmak mümkün değil.
DİĞER ÜLKE RİSKLERİ: Macaristan'ın sorunları yeniden öne çıkıyor. Avusturya, bankaları nedeniyle not indirimiyle karşı karşıya kalabilir. Belçika zaten uzun süredir uçurumun kıyısında. İspanya bir süredir gündemden düşmüş gözükse de gelecek hafta yapılacak genel seçimlerin ardından geri dönebilir.
ECB BATIK MI?: Avrupa Merkez Bankası (ECB) yaklaşık 200 milyar euro'luk PIIGS (Portekiz, İtalya, İrlanda, Yunanistan ve İspanya) tahvili satın aldı. Üstelik bu tahvillerin faizi yükseldiği için bugünkü fiyatlardan hesaplanırsa ciddi bir zarar oluştu. ECB'nin adı büyük ama sermayesi çok küçük. Sıradan bir banka olarak değerlendirmeye alınsa şu anda iflasın eşiğinde. ECB'nin sermaye yeterliliğiyle ilgili tartışmaların bundan sonra gündeme yerleşmesini
bekliyorum. ECB'yi kuran ülkeler, bu zararların arkasında politik destek vermedikçe ECB'nin yüklü tahvil alımları yapması mümkün değil. Bütün ülkeler desteklemedeği sürece ECB, İtalya'yı tahvillerini satın alarak kurtaramaz.
ALMAN TEHDİ- Dİ: Hiçbir ülke Avrupa Para Birliği'nden çıkartılamaz. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Yunanistan'ı "atarız" diye tehdit etti ama böyle bir kararı uygulayacak yasal bir düzenleme yok. Bir ülke kendi isteğiyle euro'dan çıkabilir ama aynı anda AB'den de çıkar. (Şimdi euro'dan çıkma ya da atılma koşullarını düzenlemeye kalksalar bütün ülkelerin parlamentolarında kabul edilmesi gerekir.) Euro'dan dolayısıyla AB'den çıkmak isteyen ülke, bunu büyük olasılıkla referandumla halka onaylatma yoluna gidecektir. Bunun bir tek istisnası var. 1990 yılında, Almanya Anayasa Mahkemesi, iki koşul gerçekleşirse ülkenin euro'dan çıkabileceğini karara bağladı: 1. Para birliği bir "enflasyon bölgesi"ne dönüşürse, 2. Alman vatandaşları, Euro Bölgesi'nin borçlarını öder duruma gelirse. Sanki bugün yaşananlar 21 yıl önceden düşünülmüş. Almanya kurtarma fonuna daha fazla para aktarmıyor ve bu durumun değişmesi pek mümkün değil. Ve Almanya, ECB'nin daha fazla para basarak ülke tahvilleri satın almasına da şiddetle karşı çıkıyor. Almanya'nın baskısı her türlü kurtarma çabasını frenlemeye devam edecek.
ABD BÜTÇE KRİZİ: ABD Kongresi'nin 23 Kasım'a kadar 10 yıl içinde bütçe harcamalarını 1.5 trilyon dolar kısacak önlemler üzerinde anlaşması gerekiyor. Ancak Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, geçen üç ay süresince nerdeyse hiç ilerleme kaydetmedi. 2012'deki ABD başkanlık seçimi öncesinde iki parti arasındaki kavganın büyümesini bekliyorum, 23 Kasım'a kadar anlaşmaları büyük sürpriz olur. ABD'de bütçe krizinin tırmanması, piyasalar üzerinde satış baskısını artırırken Avrupa borç krizini daha fazla büyütebilir. Borsaların önünde çetin bir yol var.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin