Murat Arın: Avrupa'da ülkeler batmış, euronun haberi olmamış
Euronun yükselişinin altındaki temel neden yine Fed'in uygulaması beklenen parasal genişleme oysa Avrupa'da ülkelerin borç sorunları bu dönemde artmaya devam etti
Küresel borsalar geçen hafta dalgalı bir seyir izlerken İMKB yeni rekor seviyelere ulaşmaya devam etti. Geçen hafta altının yıldızı parlamaya devam ederken euro yükselişini sürdürdü.
Küresel piyasalarda, ABD Merkez Bankası Fed'in parasal genişlemeye devam edeceği beklentisi hüküm sürüyor. Fed yöneticilerinden gelen çelişkili açıklamalar, ABD ekonomisinden gelen biraz daha olumlu veriler piyasalardaki bu beklentinin kırılmasına neden olmadı ama bazı kuşkular oluşmaya başladı. Fed Açık Piyasa Kurulu (FOMC), Fed'in yönetim kurulundaki yedi üyeden ve 12 Fed eyalet başkanının beşinin biraraya gelmesinden oluşuyor (eyalet başkanları dönüşümlü olarak birer yıl görev alıyor, New York Fed başkanı ise sürekli üye). Bazı Fed eyalet başkanları, hazine tahvili alımıyla daha fazla parasal genişletmenin yararları konusunda kuşkulu. Fed bu önlemi özellikle deflasyona karşı son çare olarak elinde tutuyor ama son gelen veriler ABD ekonomisinin hala yavaş büyüme içinde olduğunu gösterse bile ileriye dönük küçük umutlar veriyor. Bu nedenle Fed'in bugünkü verilere bakarak parasal genişleme konusunda istekli olacağı kesin değil. Bunun önemli nedeni de genişlemenin büyümeye ne kadar katkı yapacağının belirsiz olması. Bu yönde bir inanç olsa zaten hiç beklemeyecekler. Bu konuyu sürekli tekrarlamak durumunda kalmamım nedeni, küresel borsaların bu beklentiyle yükseliş trendini koruması. Bu beklentinin arkasının olmadığı konusunda bir fikir birliği oluşursa piyasalar, gelişmiş ülkelerde yavaş büyüyen ya da durma noktasında olan ekonomiler gerçeğiyle baş başa kalacak. Endekslerin bugün geldiği seviyeler ise bu gerçekle örtüşmüyor.
Geçen haftanın benim açımdan en ilginç gelişmesi euronun yükselişini sürdürmesiydi. "Avrupa'da ülkeler batmış ama euronun bundan haberi yokmuş" gibi bir durumla karşı karşıyayız. Euronun yükselişinin altındaki temel neden yine Fed'in uygulaması beklenen parasal genişleme. İşin ilginç yanı euronun bu beklentiyle 10 Eylül'den sonra yüzde 9 yükselmesi. Ne açıdan bakarsanız bakın bu çok hızlı bir yükseliş oldu ve birçok açıdan İMKB'deki yükselişle de paralellik gösterdi.
Oysa Avrupa'da ülkelerin borç sorunları bu dönemde artmaya devam etti. İrlanda'da bu yılki bütçe açığının gayri safi milli hasılaya oranı yüzde 32'ye (yazım hatası yok, otuz iki) ulaştı. 50 milyar euroya ulaşan banka kurtarmaları nedeniyle yüzde 3 olan Maastricht Kriteri 10 kat aşıldı. İrlanda Hazinesi'nin ayakta kalmasının nedeni, önümüzdeki birkaç ay için gerekli borçlanmayı önceden yapmış olması ve kasasında 20 milyar euro bulunması. İrlanda'da azınlık hükümeti sallantıda ve 2011'in ilk aylarında erken seçimlerin yapılması bekleniyor.
Portekiz'de hükümet yeni vergilerle bütçe açıklarını düşürmeyi hedefliyor ama bu da bir azınlık hükümeti ve bu kararları meclisten nasıl geçirecek belirsiz. Moody's'in kredi notunu indirdiği İspanya'da ise çarşamba günü sekiz yıl aradan sonra ilk kez genel grev oldu ve sokak çatışmaları burada da hükümetin işinin kolay olmadığını gösterdi.
İşin en ilginç yanı ise Yunanistan'ı kurtardıktan sonra 440 milyar euroluk bir "kurtarma fonu" oluşturduğunu açıklayan AB'nin bu fona bir tek kuruş koymamış olması. Bugün İrlanda ya da Portekiz, bu fondan yardım almak için kapıyı çalsa "para yok". Euro bölgesi ülkelerinin garantisiyle bir borçlanma yapılması ve bunun üzerine üç puan ceza faizi konarak sıkışan ülkelere destek aktarılması planlandı ama fonda para toplanmadı. Bugün bazı ülkelerin karşı çıkması, bazı ülkelerin de borçlanma kriterlerini karşılayamaması nedeniyle fonda ancak 200-250 milyar euro toplanabileceği hesaplanıyor. Bunun için Almanya'nın ağırlığını koyması gerekiyor. Özetle "kapı çalındığı zaman" aşılması gerekecek çok fazla sorun ortaya çıkacak ve bunun birkaç hafta içinde olmasa bile birkaç ay içinde olacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Ve euro akıllara zarar bir hızla yükseliyor.
Hem küresel piyasalarda hem İMKB'de yaşananlar haftalardır beni haksız çıkarmasına karşın ABD borsalarında yüzde 30-35 düzeyinde bir düşüş, buna bağlı olarak borsalarda çok sert satış beklentisini koruyorum. Buna paralel olarak euro-dolar, dört ay önce gördüğü 1.1875 seviyesinin de altına inebilir. Son bir aydır yanıldığımı unutmadan bu senaryo da aklınızda bulunsun.
Krizin en çok kaybedenleri
İki yıl önce Lehman Brothers iflası ile en kritik sürecini yaşayan mali krizin en büyük kazananlarının başında Türkiye ve İMKB geliyor. Ayrıca Asya, Latin Amerika ve İskandinavya'da bazı büyük kazanan ülkeler oldu. En fazla kaybedenler ise Avrupa'dan geldi; İrlanda, Yunanistan ve İzlanda en kötü durumda olanlardı ve durumları 1980 ve 1990'larda Brezilya, Arjantin ve Meksika'nın yaşadıklarını anımsattı. O dönemde Latin Amerika ülkelerinin aldığı destek bu dönemde Avrupa devletlerinden bazılarına sağlandı. Bu rol değişimi çok çarpıcı. Borç perspektifinden bakıldığından Avrupa'da birçok ülke
gelişen piyasalardan çok daha kötü durumda. Bugünün gelişen piyasalarından
çok, 10-20 yıl önceki krizlerden kurtulamayan gelişmekte olan ülkelerin durumuna daha yakınlar. (www.finanstrend.com)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin