Murat Arın: Bankaların sevmeyeni de çok, parası da
Bankalar için ABD ve Avrupa'da yasal düzenlemeler ve vergi konusunda yeni adımlar atılmaya devam ederken küresel piyasalar dalgalı ama genelde olumlu bir haftayı geride bıraktı. Borsalar yükselirken İMKB beklentilerin etkisinde daha iyi bir performans sergiledi. TL ise piyasalardaki karamsarlığa olduğu kadar olumlu gelişmelere de seyirci kalmaya başladı.
Küresel piyasalar, son 10 günde dip seviyelerden yukarı bir hareket başlattı ve borsalarda genelde yüzde 8 civarında yükselişler yaşandı. Bu, nisan ayı sonunda başlayan sert düşüşe bir tepki olarak değerlendirilebilir. Üç hafta önceki yazımda borsalarda kısa süreli bir düzeltme yaşanabileceğini belirtmiştim. Borsalar önce düşüş yönünde bir trend izledi ardından beklenen yükseliş geldi. Artık bundan sonrası daha da önem kazanıyor. Bu yükseliş sürdürülebilecek mi yoksa özellikle birçok analistin Temmuz'dan itibaren beklediği yeni satış dalgası gelecek mi?
Bunun yanıtını gelecek hafta sonunda Kanada'da yapılacak G20 zirvesinde bulacağımızı sanıyorum. Bankalar için bir yıldan uzun süredir devam eden hazırlıklar sonuna gelmek üzere. Amaç küresel krize neden olan bankaların bir daha bu yola girmelerini engelleyecek ve bankalara sıkı denetlemeler sağlayacak düzenlemeleri yapmak.
İkinci planda gözüken ama en az bunun kadar önemli olan bir diğer konu ise yüksek karlar elde etmeye devam eden bankalardan vergi almak. Hükümetler borçlar ve yüksek bütçe açıkları nedeniyle köşeye sıkışmış durumda. Vergi yoluyla kaynak yaratmak zorundalar. Ama reel sektör şirketleri daha yeni yeni toparlanıyor ve işsizliğin çok yüksek olduğu bir ortamda şirketlerin üzerine gitmek yeniden ekonomiyi dibe çekmekle eş anlam taşıyor.
Bankalar da aynı gerekçeyle kendi üzerlerine gelinmemesini, bunun sonuncunda kredi hacimlerinin daralacağını ve ekonominin potansiyelinden daha az büyüyeceğini savunuyor.
Bu çağrılarının ne kadar başarılı olacağını gelecek hafta sonunda görebileceğiz ama ABD ve Avrupa'da hükümetler çaresiz durumda. Krize neden oldukları için sevilmeyen, krizin hemen ardından ettikleri karlar ve dağıttıkları yüksek primlerle şimşekleri üzerlerine çekmeye devam eden bankalarsa en kolay hedef olarak gözüküyor.
ABD'de mali reform yasası üzerinde son çalışmalar tamamlanıyor ve Temmuz başına yetiştirilmeye çalışılıyor. Yasada çok tartışılan ve karşı çıkılan hemen bütün maddelerin yer alacağı anlaşılıyor. Örneğin bankalar riskli türev v.b işlemleri yapamayacak, bankaların sermaye yapıları güçlendirilecek, bir bankanın pazar payı yüzde 10'u aşamayacak, birleşme-satın almalarda bu limitin aşılmaması sağlanacak. Bütün bunların bankaların karlılıklarını sınırlaması bekleniyor. Örneğin ABD'de büyük bankalar türev v.b işlemlerden geçen yıl 24 milyar dolar kar etti ve bu imkândan mahrum kalacaklar.
Bankaları ve piyasaları kısa vadede etkileyecek konulardan biri de vergi. Küresel vergi konusu G20 toplantısı yaklaştıkça daha fazla gündeme geliyor. Önceki hafta İngiltere yeni hükümeti ne olursa olsun bu vergiyi alacağını, geçen hafta ise Almanya ve Fransa krizi çıkaran bankalara bunun bedelini ödetmeyi amaçladıklarını açıkladı. Kanada ve Brezilya'nın karşı çıkması nedeniyle bu konu sert tartışmalara neden olabilir ancak aylardır süren hazırlıkların bir vergi kararıyla sonuçlanması sürpriz olmayacak.
Küresel piyasalar için diğer riskler arasında bu hafta İngiltere'nin açıklayacağı bütçe kesintilerine gelen tepkinin nasıl olacağı geliyor. Önlemlerin beğenilmemesi iki aydır dağılmış olan baskının yeniden tırmanmasına neden olabilir.
Önemli bir kaygı da Avrupa'dan sonra ABD'de de durgunluğa geri dönülmesi. Bazı ekonomik göstergeler iyileşmenin devam ettiğini ortaya koyuyor ama krizin patlamasında rol oynayan konut fiyatlarında önemli bir düzelme yok ve sektörde durgunluk sürüyor. İşsizlik verileri de işlerin iyiye gittiğine işaret etmiyor. Haftalık işsizlik başvurularının iyiye gidişin işareti olarak 400 binin altına inmesi gerekiyor ama hala 450-470 bin civarında seyrediyor.
Euro Bölgesi içindeki borç sorunu ise şimdilik İspanya'da kilitlenmiş gözüküyor. Geçen hafta bir İspanyol gazetesi, İspanya için AB ve IMF'in 250 milyar euro’luk bir yardım paketi görüştüğünü yazdı ama hemen yalanlandı. İspanya'nın temmuz ayındaki 24 milyar euro’luk borç geri ödemesi akıllardaki en büyük soru işaretini oluşturuyor. İspanyol hükümetinden bir yetkili bu ödemeleri yeni bir borçlanmaya gitmeden yapabilecek durumda olduklarını söyledi ama inandırıcı bulunmadı. Aynı, büyük İspanyol bankalarının stres testlerini başarıyla geçtiğinin inandırıcı bulunmadığı gibi...
Borsalar gibi euro’da da toparlanma sürdü. Geçen hafta euro aşırı satımda olduğu için alımların devam edebileceğini yazmıştım. Ama euro’nun güçlenmeye devam edeceğini söyleyebilmemiz için dolar karşısında 1.26'nın üzerine çıkması gerekiyor. Bu rakamın altındaki seviyeler küçük bir tepki olarak değerlendirilebilir.
Borsalar için de benzer bir durum oluşuyor. Son 10 gündür yaşanan hareket dipten toparlanma işaretleri vermeye başladı ama trendin yukarı döndüğünü söylemek için henüz erken. Özellikle piyasaların önündeki engeller düşünüldüğü zaman.
Murat Arın – 20.06.10







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin