Murat Arın: Bernanke'nin nefesi balonu doldurmaya yetecek mi?
Küresel piyasalar önemli gelişmelerin yaşandığı hareketli bir haftayı geride bıraktı. Garanti Bankası hisselerinin İspanyol BBVA'ya satılması, ABD'de Kongre seçimleri ve en önemlisi ABD Merkez Bankası Fed'in parasal genişleme kararını yakından izledi.
Fed'in parasal genişleme kararı, küresel piyasalar hatta küresel ekonomiler açısından önümüzdeki döneme damga vuracak. Fed, krizin patlamasının ardından mali sistemi ayakta tutmak için bilançosunu 1.5 trilyon dolar büyüterek 2.3 trilyon dolara çıkarmıştı. İtfası gelen ipotek tahvillerinin yerine ABD hazine tahvillerini satın alarak bu bilanço büyüklüğünü koruyordu. Fed, haziran sonuna kadar 600 milyar dolarlık ABD tahvili daha satın alacağını açıkladı.
İkinci parasal genişleme, gündeme geldiği yaz aylarından bu yana ciddi bir biçimde tartışılıyor. Genel görüş, genişlemenin ekonomiye önemli bir katkı sağlamayacağı yönünde. Önemli bir katkı sağlaması için Fed'in iki trilyon dolarlık genişleme daha yapması gerektiği hesaplanıyor. Fed Başkanı Ben Bernanke, karar açıklandıktan hemen sonra Washington Post gazetesine gönderdiği yazıda aldıkları kararın gerekçelerini anlattı. Bernanke parasal genişlemeyle şirketlerin daha kolay borçlanarak yatırımlarını artırmalarını umuyor, varlık fiyatlarının artmasının tüketici harcaması olarak geri dönmesini bekliyor. Birincisi ne kadar gerçekçi net değil. Çünkü Fed'in ağırlıklı olarak satın alacağı beş yıl vadeli hazine tahvillerinin faizi zaten yüzde birlerde ve ABD şirketlerinin bilançolarında bir trilyon dolar nakit olduğu hesaplanıyor. Paranın yatırıma dönüşmemesinin nedeni belirsizlikler.
Ürkütücü olan ise Bernanke'nin düpedüz varlık balonlarını şişireceğini söylemesi. Balonların şişmesi dengesizlik ve istikrarsızlıkların daha fazla büyümesinden başka bir şey değil. Bir merkez bankasının görevi, ekonominin istikrarını korumak için fiyat dalgalanmalarını azaltmaya çalışmak, bunları azdırmak değil. Bernanke, hisse senetleri fiyatlarındaki artışın tüketim harcamalarını canlandırmasını ve ekonominin büyümeye başlamasını bekliyor. Varlık fiyatlarının şişirilmesinin sonuçlarını biliyoruz. Fiyatlar yapay biçimde artıyor ve sonunda arkasında ağır bir hasar bırakan sert bir düşüş yaşanıyor. Üstelik artan sadece hisse fiyatları olmayacak. Emtia fiyatlarının hızla yükselmesi, ekonomilere enflasyon olarak dönecek. Son dört ayda sanayide kullanılan metal, gıda fiyatlarında yüzde 20 ve üzerinde artışlar var. Dört ayda pirinç fiyatları yüzde 50 yükseldi. Dünyanın küçümsenmeyecek bölümünde açlık sürerken bu artış yeni sorunların habercisi.
Bernanke'nin bu yönteme kalkışmasının birkaç nedeni var. Birincisi deflasyondan korkuyor. Tüketici enflasyonu hala yüzde bir civarında ama enflasyonun gelişimi Japonya'daki deflasyon öncesindeki gibi seyrediyor. Fiyatların düşmesiyle birlikte talebin daralması ve ekonominin büyümeden tamamen uzaklaşması riski var.
Fazla öne çıkmasa da yeni ipotek krizi önemli. ABD'de ödemeleri gecikmiş olanlarla birlikte haciz sürecine girecek ev toplamı yedi milyon olarak hesaplanıyor. İki milyon konutun haciz işlemleri tamamlanmış durumda ve bunların bir milyonu bankaların bilançosunda satılmayı bekliyor. Şimdi bu sorunlara bankaların sahte belgeler kullanmaları nedeniyle gelen tahvilleri geri alım talepleri de eklendi. İlk hesaplamalarda bundan depo zarar rakamı 100-130 milyar dolar olarak hesaplandı. Ancak beş trilyon dolarlık tahvil için küçük bir rakam. Yeni bir hesaba göre, 500 milyar dolarlık ipotek tahvili satan Citigroup'un tahvil geri alımlarından zararının 130 milyar doları bulabileceği hesaplanıyor. Bu rakamlar kesin olmasa da sorunun boyutlarını ortaya seriyor.
Üstelik Avrupa borç krizi yeniden büyüyor. Hem de daha fazla ülkeyi saracak şekilde. İrlanda ve Portekiz borçlarını çeviremeyecek gözüküyor. Çünkü bütçe açıklarını azaltmak için aldıkları önlemlere karşın tahvil faizleri düşmüyor. Artık sorun bazı ülkelerin batmasının ötesine geçmiş durumda, kurtarılma şekilleri de krizin boyutlarını belirleyecek. Örneğin İrlanda AB'nin kapısına dayanıp yardım isterse bu yardımın koşullarının ne olacağı daha önemli. AB, bu ülkeleri cezalandırmak için faiz oranlarını yüksek tutmayı planlıyor ama bu durumda, örneğin İspanya gibi riskli bir ülkenin de düşük faizlerle borçlanması imkansız hale gelecek. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in tahvilleri satın alan yatırımcıların da bedel ödemesi gerekeceğini söylemesi ise zordaki ülkelerin durumunu daha da kötüleştirdi. Geçen hafta boyunca bu ülkelerin tahvil faizleri arttı. Yavaş yavaş durum bankalar arası piyasaya da yansımaya başladı. Parasal genişleme nedeniyle aylardır bu konunun üstü örtülebildi ama sorunlar zaman geçtikçe daha da fazla ülkeyi kapsayacak şekilde genişliyor.
Ve Bernanke'nin para basması, gelişen ülkelere sıcak para girişlerinin patlamasına neden olurken, özellikle Asya ülkelerinden gelen tepkiler artıyor. Para birimlerinin değer kazanması ve bunun yarattığı dengesizlikler “kur savaşları”nın başlaması riskini artırıyor.
“Bernanke'nin balonu” varlık fiyatlarının kısa sürede hızla yükselmesine neden oldu. Bundan sonra sorunlar mı öne çıkacak yoksa balon şişmeye devam mı edecek? Balona dünyanın en büyük merkez bankası hava basarken bunu kestirmek zor.
Garanti İspanyol'a yaramadı
GE'nin ABD'deki sorunları nedeniyle sattığı Garanti Bankası hisselerini İspanyol BBVA aldı. Bu alım satımdan GE karlı çıktı ama en karlısı Doğuş Grubu oldu. Bankada eşit ortaklık yapısının korunması için Doğuş Grubu'nun sattığı hisselerin satışı bankanın 32.8 milyar dolar değeri üzerinden fiyatlandı. İş hacmini giderek daha fazla İspanya'nın dışına taşımaya çalışan BBVA'da bu alımdan memnundu. Artık bankanın iş hacminin yarısı gelişen piyasalarda. Üstelik Basel III nedeniyle Avrupa'da bankalar sermaye yeterlilik oranlarını yükseltme konusunda baskı altında. Garanti, güçlü sermaye yapısı nedeniyle bu alanda da BBVA'yı destekleyecek. Ancak satın alım BBVA'nın hisselerine yaramadı. Hafta içinde bankanın hisseleri yüzde 11 geriledi. Cuma günü sert bir düşüş daha geldi. İspanya'nın borç sorunlarıyla ilgili kaygılar artarken BBVA şubeleri önünde kuyruklar oluştuğu dedikodusu çıkmıştı. Ancak bunlar mevduatlarını çekmeye çalışanlar değildi. BBVA'nın sponsor olduğu 10 km'lik koşuya katılacaklar formalarını almaya gelmişti. (www.finanstrend.com)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin