Murat Arın: Döviz artık çok yüksek değil
Küresel piyasalar yeni yıla ülkeden ülkeye değişen, birbirinden farklı gündemlerle girdi. Çok uzun süredir ilk kez piyasalar birbirinden bu derece ayrıştı. ABD borsaları yıla görece iyi bir giriş yaparken, Avrupa'nın önde gelen borsaları da büyüyen borç sorunlarına rağmen bu trene ayak uydurdu. Asya borsalarında ve gelişen piyasalarda ise satışlar ön plana çıktı. Bu satışlardan en çok etkilenen borsaların başında da İMKB yer aldı. Döviz ise Merkez Bankası'nın istikrarlı müdahaleleri sonrasında geriledi, döviz sepeti 2.20'den 2.13'e kadar indi. Her şeyden önce şunu söylemek gerekiyor: Döviz kurları artık çok yüksek değil. Geçen yıl başında döviz sepeti için denge seviyesinin 1.95-2 bandı içinde olduğunu yazmıştım. Yıllık enflasyonun yüzde 10'unun üzerinde gerçekleşmesinden sonra denge seviyesi 2-2.05 aralığına çıktı. Kabaca yaptığım bu hesaplamada, TÜFE Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru Endeksi'ni kullanıyorum. Merkez Bankası sepet 2.20'ye yaklaştıkça müdahaleyi artırıyor. Bunda enflasyonu kontrol altına alma amacı etkili oluyor. Bunun sonucunda yarı yarıya euro ve dolardan oluşan sepet haftayı 2.13 seviyesinde kapattı. Bu noktada liranın olması gerekene göre sadece yüzde 5 daha değersiz olduğu hesaplanabilir. Merkez Bankası'nın kur konusundaki duyarlılığı ayrı bir konu, ancak sadece kurun seviyesine odaklanıldığında o kadar büyütülecek bir sorun gözükmüyor. Belki de Merkez Bankası, kurdaki yükselişe rağmen enflasyonun aylar boyunca düşük kalmasına aldandı ve enflasyon yıl sonunda olması gerektiği kadar yükselince, bu kez sert tepki vermeye başladı. Lirada yüzde 30'a varan devalüasyon, yaz aylarına kadar enflasyona yansımadı. Oysa daha önceki yıllara ait çalışmalar, kurdaki artıştan enflasyona geçişin yüzde 30 düzeyinde olduğunu ortaya koyuyordu. Buna göre yüzde 30 devalüasyon, yüzde 10 civarında enflasyon getirmeliydi. Enflasyon hemen yükselmeyince ekonomi yönetimi de yanıldı ve kurdaki artışa uzun süre tepki göstermedi.
Hangisi önce batacak?
Avrupa'nın borç krizinde Yunanistan ve İtalya biraz geri planda kalırken, Macaristan ve İspanya öne çıktı. Macaristan hem anayasasında yaptığı anti demokratik değişikliklerle hem de ekonomi politikalarıyla Avrupa'nın tepkisini çekiyor. Bütün bunlara Euro Bölgesi dışında olması da eklenince ülkenin yardım alması zorlaşıyor. Bununla birlikte Macaristan sorunu, diğerlerine kıyasla karşılaştırılamayacak kadar küçük. Bütçe açıklarının yükselmesi okların yeniden İspanya'ya yönelmesine neden oldu. İspanya bankacılık sektöründe henüz hesaplanamayan, konut kredilerinden kaynaklanan ve zaman içinde giderek büyüyebilecek bir kredi batağı var. Yüksek işsizliğe, bütçe açıklarına ve batık kredilere karşın, İspanya yine de İtalya kadar büyük bir sorun değil. Hatta küçük Yunanistan bile daha büyük bir baş ağrısı olmaya aday. Çünkü İspanya yardım alabilecek, kurtarılabilecek konumda ama İtalya yardım alamayacak kadar büyük bir borca sahip. Hiçbir kriteri, hedefi tutturamayan Yunanistan'ın ise neye dayanarak yardım alacağı belirsiz. Yunanistan'ın dışarı atılması da söz konusu değil, çünkü böyle bir karar Avrupa Birliği'nin dağılma sürecini anında başlatabilir. Avrupa bu sorunlarla boğuşurken, olan bankacılık sektörüne ve gelişen piyasalara oluyor. Bankacılık sektörü, ülke tahvil faizleri yükseldikçe biraz daha batağa saplanıyor. Sermaye bulamadığı için kredilerini geri çağırıyor. Avrupa bankalarının gelişmiş ülkelerde dağılmış 2.5 trilyon euro kredisi bulunuyor. Bu kredilerin yavaş yavaş geri çağrılması, Türkiye ve diğer gelişen piyasalardaki olumsuz gidişi körüklüyor. Avrupa Birliği'nin her şeye rağmen Almanya merkezli olarak ayakta kalacağı tahminimi koruyorum. Ülkeler Almanya'nın koşullarını onayladıktan sonra bankaların iflas sürecine geçilecek. Bankalar zaten o kadar hızlı kan kaybediyor ki üç ay sonra Avrupa bankalarının çoğu iflasın kıyısında olacak ve kamulaştırılma süreci çok kolay işleyecek. Bütün bu kötümserliğime karşın İMKB'deki sürekli satış baskısını anlamakta zorlanıyorum. "Balon şişti şişti, sonunda fena patladı" doğru bir tespit olabilir ama yetersiz. Birkaç ay öncesine kadar Brezilya Bovespa Endeksi'ne göre 3-5 bin puan önde giden İMKB-100 Endeksi, şimdi 8-9 bin puan aşağıda kaldı. Bu farkı sadece ekonomik gerekçelerle açıklamak imkansız. Bu nedenle komşu ülkelerde yükselen sorunların riskinin satılması daha tatminkar bir açıklama olabilir.







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin