Murat Arın: Dövizde açık varsa yastıkaltında altın var
Vatandaşlar mücevherlerini satarak geçen yıl yastıkaltından 6 milyar dolar çıkardı. Kayıtdışı, kayda girmeye gelen döviz girişiyle 'açık var'a dayanan spekülasyon sona ermek üzere
Piyasalar krizin en kötü günlerini yaşadıktan sonra hızla toparlanmaya başladı. Temelde piyasaların kötüleşmesine neden olan koşulların hiçbiri değişmedi. “Piyasalar yokuş aşağı giderken birden ne oldu” diye sorarsanız bu keskin dönüşün iki temel nedeni var: İçeride cari açığın daralması ve IMF anlaşması yolunda atılan adımlar. Dışarıda ise bankaların bilançolarındaki zararları ortadan kaldırmasa bile yokmuş gibi gösterecek bir uygulama için tartışmaların ciddi biçimde sürmesi. ABD'de bankalar bilançolarındaki tahvilleri "piyasa kuralına göre muhasebeleştirmek" durumunda. Ancak kredi krizi nedeniyle mortgage ilişkili tahviller piyasada değerlerini önemli ölçüde yitirmiş durumda. Örneğin Merrill Lycnh, teslim bayrağı çekip Bank of America ile birleşmeden önce 30 milyar dolarlık tahvilleri 6 milyar dolar olarak muhasebeleştirmek zorunda kalmıştı. Ancak bankalar vadeye kadar beklerlerse belki de bu tahvillerden daha fazla geri dönüş elde edebileceklerini savunuyor. Buna karşıt görüş ise yatırımcıların bankaların gerçek durumunu öğrenmeleri gerektiği. Üstelik kriz daha da büyürse belki de bankalar bugün fiyatladıkları düşük değerleri bile bulamayabilir...Wall Street'in destek alamadığı için soğuk baktığı ABD Başkanı Barack Obama ve yönetimi bu konuda hiçbir açıklama yapmadı ama Demokratlar'ın da içinde yer aldığı bir siyasi uzlaşma oluşmaya başladı. Obama'nın Wall Street'e çıkar sağlamakta direnmesi ve bankaları kamulaştırması, kamu maliyesi üzerindeki borç yükünün patlamasına neden olabilir. Bu tür muhasebe oyunlarıyla sorunların "bir süre" için üstünün örtülmesi ise Japonya örneğinde olduğu gibi yıllarca sürecek bir durgunluğun yolunu açabilir. Bu denklemden iyi bir sonuç çıkar mı, bekleyip görmek gerekiyor.
Dolar hafta başında 1,80'i aştı. Kurda spekülasyon aylardır beklediğimiz bir şeydi. Ancak geçen hafta birkaç olumlu gelişme birden oldu. Bunlardan en önemlisi cari dengenin artı vermesi. Durgunluk, petrol fiyatlarının düşmesi ve kurların yükselmesi cari açığın kapanmasını sağladı. Yastık altından ve yurtdışından kayıtdışı para girişi sürerken bu TL açısından çok olumlu bir işaret. Ödemeler dengesinde bu yıl için 10-15 milyar dolar olarak tahmin ettiğim açık da kapanmak üzere. Bunun tek nedeni cari açığın hızla kapanması değil, yastık altından çıkan döviz ve altınlar. Rakamlar geçen yıl 6 milyar dolarlık altının bozdurulup külçeye dönüştüğü ve ihraç edildiğini gösteriyor. (Bununla ilgili ayrıntılı analiz Forbes'un Nisan sayısında yer alacak.) Kriz ve yükselen altın fiyatları vatandaşların mücevherlerini satmalarına neden oluyor. Bu durum, şirketlerin yurtdışından getirdiği dövizle birlikte net hata ve noksan rakamının neden her ay milyarlarca dolar fazla verdiğini açıklıyor. Özellikle bankaların kredi geri ödemeleri nedeniyle birkaç ay daha dövizde talep baskının sürmesini bekliyordum. Af için geleceği beyan olan 15 milyar dolarla birlikte iki ay içinde bu baskı tamamen ortadan kalkabilir. IMF anlaşmasının sonlanması ise TL'nin değerlenmesini daha da hızlandırabilir.
Dow Jones Endeksi 5 bine, 4 bine düşer global piyasalarda karışıklık sürerse kurlar yine yukarı gidecektir, bu spekülasyonun önüne geçmek pratikte mümkün değil. Bu karamsar senaryoyu bir yana bırakırsak “döviz açığı var”a dayanan spekülasyonun sonuna gelmek üzereyiz.
Dünyanın en zengin finansçıları
Forbes’un Zenginleri Listesi'ne göre, dünyanın en zenginlerinin serveti geçen yıl 2,4 trilyon dolar azaldı. Geçen yılın bir numarası olan ve bu yıl ikinciliği düşen Warren Buffet tek başına 25 milyar dolar kaybetti. 355 kişi liste dışında kaldı, buna AIG'nin eski CEO’su Maurice “Hank” Greenberg ve Citigroup eski başkanı Sandy Weil de dahil. Listede yer alan finans dünyasının en zengin beş ismi ise şöyle:
1.Warren Buffett (78): 37 milyar dolar
Geçen yıl 25 milyar dolar kaybeden Berkshire Hathaway Başkanı ve CEO’su Buffett, Bill Gates’in ardından dünyanın en zengin ikinci kişisi.
2. Michael Bloomberg (67) 16 milyar dolar
New York Belediye Başkanı olarak yılda 1 dolar almasına rağmen Bloomberg, ilk 20 arasında geçen yıl serveti artan tek isim. Salomon Brothers'ın eski trader’ı şimdi dünyanın en zengin 17’nci kişisi.
3. Prens El Velid Bin Talal (54): 13.3 milyar dolar
“Suudi Arabistan’ın Buffett’ı” olarak tanımlanan Prens'in Kingdom Holding’i geçen yıl yüzde 60 değer kaybetti, ayrıca yanlış zamanda oynadığı Citi bahisinden sonra bankanın hisseleri yüzde 86 düştü. Listede 22’nci sırada yer alıyor.
4. David Thomson (51) 13 milyar dolar
Thomson Reuters olan Thomson Corp. Başkanı’nın holdingte yüzde 70 hissesi var. Ayrıca aile şirketi Woodbridge’in eşbaşkanı olan Thomson listede 24’üncü sırada.
5. George Soros (78) 11 milyar dolar
Soros, 1969’da Quantum Fonu'nu kurdu ve Bank of England ile yaptığı sterlin kavgasında bir günde 1 milyar dolar kazandığı söyleniyor. Soros 2008’de fonunun getirilerinin pozitif olduğunu söyledi. Soros listede 29’uncu sırada yer alıyor.
Vergi cennetleri kapanacak mı?
Monaco’dan Virgin Adaları’na birçok ada süper zenginlerin oyun parkı, uluslararası para operasyonlarının gizli kaleleri ve suçtan kazanılan paraların sığınakları. Fakat yıllardır mali gözetmenleri yanına yaklaştırmayan bu vergi cennetleri için zaman tükeniyor olabilir. Geçen hafta İngiltere Başbakanı Gordon Brown, büyüyen bir dünya liderleri koalisyonuna katıldı ve “Gölge bankacılık sistemlerini ve vergi cennetlerini yasa dışı ilan etmek üzere dünya bir araya gelse tasarruflarımız ne kadar daha güvenli olur?” diye sordu. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, İsviçre’nin vergi kaçakçılığına suç ortaklığı yaptığı için ülkelerin kara listesine alınması için çağrı yaptı ve G20 toplantısı öncesinde küçük bir diplomatik tartışmayı fitilledi. Almanya Başbakanı Angela Merkel ise vatandaşlarının vergi kaçırmalarına yardım ettikleri iddialarıyla İsviçre, Avusturya ve Lihtenştayn’ı izlemeye almış durumda.
Cayman Adaları’nın başkenti George Town’da beş katlı küçük bir bina ABD Başkanı Barack Obama’nın küçük hedeflerinden biri. Ugland House resmi olarak 18 binden fazla şirketin merkezi ama sadece 241 kişi çalışıyor. Obama’ya göre “Burası ya dünyanın en büyük binası ya da dünyadaki en büyük vergi dümeni.” ABD bankaları Goldman Sachs ve Morgan Stanley yıllardır Ugland House’ta, türev işlemleri ya da özel sermaye işlemleri ile bağlantılı düzinelerce şirketi tescilledi. Şu anda yüzde 36'sı kamu malı olan Citigroup’un Cayman ve Virgin Adaları ile Lüksemburg’da 400’ten fazla offshore yan kolu olduğu tahmin ediliyor.
Tax Justice Network’e (Vergi Adaleti Ağı) göre, dünyanın önde gelen ekonomileri vergi cennetlerine yılda 300 milyar dolar kaptırıyor. Fakat bu değişmek üzere. Tüm dünyada vergi gelirlerinin büyük banka kurtarmalarının yarattığı delikleri kapatması gerekiyor. Offshore vergi cennetleri açığın bir kısmını kapatmak için kolay birer hedef gibi görünüyor. (finanstrend.com)
(Murat ARIN – 15.03.09)







del.icio.us
Digg
Facebook
Google
Myspace
Yorumunuzu Ekleyin