Ana Sayfa | Yazarlar | Murat Arın | Madoff, 50 milyar doları nasıl buhar etti?

Madoff, 50 milyar doları nasıl buhar etti?

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Madoff, 50 milyar doları nasıl buhar etti?

Bernard Madoff, müşterilerinin 50 milyar dolarının uçtuğunu...

Bernard Madoff, müşterilerinin 50 milyar dolarının uçtuğunu söyleyince tutuklandı ve Wall Street bu büyük bir skandalle çalkalandı. Olayın üzerinden bir aydan fazla süre geçmesine rağmen parasını Madoff'un şirketine kaptıranların listesi her geçen gün uzuyor. Kurbanlar arasında Kevin Bacon gibi Hollywood yıldızları da var. Ancak işin en ilginç yanı Madoff'un böyle bir "titan zinciri"ni, herkesin gözü önünde 20 yıldan fazla sürdürmesi.

Bir ay süren tartışmalar, en büyük suçun ABD'nin Sermaye Piyasası Kurulu'nda (SEC) olduğu noktasında yoğunlaşıyor. Bunun nedeni de 1999 ve 2005 yıllarında hazırlanan ve Madoff'u sahtekarlıkla suçlayan iki rapora rağmen SEC'in hiçbir şey yapmaması.

İkinci rapor, rakip fonlardan birinde çalışan Harry Markopolos tarafından 7 Kasım 2005'te yazılmış ve 19 sayfa uzunluğunda. Madoff'un bu zinciri nasıl oluşturduğu ve yürüttüğü, 29 ayrı delil eşliğinde ayrıntılı olarak anlatılıyor. Raporda ayrıca sektörde çalışanların görüşlerine de yer verilmiş. Örneğin Goldman Sachs'ın üst düzey bir yöneticisi, Madoff'un faaliyetlerinin yasalara uymadığı gerekçesiyle bu şirkete para yatırmadıklarını söylüyor.

Madoff, izlediği yatırım stratejisiyle yıllarca istikrarlı bir biçimde para kazandığını iddia etse de bunun basit bir yöntem olduğu ve getiri sağlamasının mümkün olmadığı finans sektöründe kabul gören bir gerçek. Raporda Citibank'ın Opsiyon İşlemleri Müdürü'ne başvurarak bu konuda ayrıntılı bilgi alınabileceği belirtiliyor. SEC bir soruşturma başlatıyor ama nedense hiçbir sonuca varamıyor ve Madoff "para kalmadı" deyinceye kadar bu sahtekarlık sürüyor. Madoff'un hangi bağlantıları nedeniyle korunduğu ise hala bir sır. İşte Madoff yüzünden en çok zarar görenlerin listesi:

Madoff'a en fazla para kaptıranlar

Banka ya da fon yönetim şirketi adı

Tutar

Fairfield Greenwich Group 7.5 milyar dolar
Kingate Management 3.5 milyar dolar
Tremont Group Holdings 3.3 milyar dolar
Banco Santander (müşteri hesaplarında) 3.1 milyar dolar
Bank Medici 2.1 milyar dolar
Ascot Partners 1.8 milyar dolar
Access International Advisors 1.5 milyar dolar
Fortis Bank Hollanda 1.4 milyar dolar
Union Bancaire Privee 1.08 milyar dolar
HSBC Bank 1 milyar dolar

Daha gidecek çok yol var

Maryland Üniversitesi'nden Carmen Reinheart ve Harvard Üniversitesi'nden Kenneth Rogoff, tarihte görülen finansal krizler ile ilgili etkileyici bir analiz yaptı. “Mali Krizler Sonrası” başlıklı çalışmaları, ABD’nin kredi krizinin diğer krizlere benzediğini gösteriyor. Bu nedenle diğer krizler bundan sonrasında neler beklenebileceğine de ışık tutuyor. Çalışma, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan 13 büyük krizi kapsıyor. Diğer krizlerde reel ev fiyatları altı yılda ortalama yüzde 35,5 düşerken, reel hisse fiyatları üç yılda yüzde 56, işsizlik oranı ise 4.8 yılda 7 puan yükseliyor ve kişi başına düşen GSYİH 1,9 yılda yüzde 9.3 düşüyor.

Bu ortalamalara göre ABD, en iyimser tahminle krizin yarısını atlatmış durumda.
Şu anda ekonomiye büyük bir parasal enjeksiyon yapmaya hazırlanan ABD'nin yeni başkanı Barack Obama için en aydınlatıcı istatistik, reel kamu borç stokunun üç yılda ortalama yüzde 86 artıyor olması. Bu, vergi gelirlerindeki sert düşüşler ve resesyonla savaş için yapılan büyük devlet harcamalarından kaynaklanıyor.

Araştırmaya göre “Banka kurtarmaların yüksek maliyetleri birçok durumda, mali krizde oluşan borç yüküne küçük bir katkı” oluyor. (finanstrend.com)

Türkiye borçlandı, Almanya borçlanamadı

Yeni yılda birkaç aydır donuk olan kredi piyasaları hareketlendi. Gelişen ekonomiler eurobond piyasasında Türkiye, Brezilya ve Kolombiya birer milyar dolarlık, Filipinler ise 1,5 milyar dolarlık borçlanma gerçekleştirdi. Görece yüksek faiz ödediler ama giderek sıkışması beklenen piyasalardan ilk borçlanmayı kapmayı başardılar. Türkiye, ABD tahvilleri faizinin 5,01 puan üzerinde borçlandı. Bu, daha önceki borçlanmalardaki 2,5 - 3 civarında olan faiz farkına göre yüksek. Ancak ABD'de faizler yüzde 2'ye doğru indiği için fark bu kadar yüksek duruyor. Yüzde 7,5 olan faiz seviyesi bu koşullarda çok da kötü değil. Geçen hafta içinde Almanya'nın açtığı 6 milyar euroluk ihaleye ise yeterince talep gelmedi. Talep oranı yüzde 87 düzeyinde kaldı. Tarihte ilk kez gerçekleşen bu olay, şaşkınlık yarattı.

Geçen hafta bu sayfada "Kredi krizi gelişen piyasaları sıkıştıracak" başlıklı bir haber yer almıştı. ING Bank'ın raporuna göre 2009´da büyük ve gelişmiş ekonomiler, 2008´dekine göre üç kat fazla tutarda, üç trilyon dolarlık tahvil ihraç edecek. Bunların başında ise tek başına yaklaşık iki trilyon dolar tahvil ihraç etmesi beklenen ABD geliyor. Gelişmekte olan ülke ve şirketlerin borçlarının altı trilyon 865 milyar dolarlık kısmı da 2009´da itfa olacak.
 
Ancak ilk zorlanan Almanya oldu. Bunun nedeni Almanya ekonomisinin zayıf olması değil, rakibinin öncelikle ABD olması. Güven arayan para son dönemde ABD tahvillerini seçtiği için gelişmiş ülkeler arasındaki rekabetin daha önce etkisini gösterdiği ortaya çıkıyor. Gelişmekte olan ülkeler arasında ise düşük kamu borç stoku, bu yıl toplamda 36 milyar dolar ödemesi ve yüksek faiziyle Türk Hazinesi tahvilleri, kendi liginde cazip duruyor. Zaman içinde özellikle gelişmekte olan ülke şirketlerinin ve yüksek oranda borçlu ülkelerin kredi piyasalarında para bulmaları daha zorlaşacak. Ancak piyasalar kilitlenmedikçe Türk Hazinesi borçlanmayı sürdürebilir.

ABD ekonomisi yokuş aşağı, frenler tutacak mı?

Kredi piyasaları, birçok şirketi iflas etmiş gibi fiyatlıyor. Borsalardaki durum ise daha iyimser. İki yaklaşımdan birinin haklı çıkması ve fiyatların o yöne doğru yönelmesi gerekli

Piyasalar 2008'i, iyiye giden bir havada tamamladıktan sonra ABD işsizlik verilerine odaklandı. İşsizliğin, her şeyin önüne geçen çok önemli bir gösterge haline dönüşmesinin nedeni, piyasaların içinde bulunduğu ikilemin kilidini açacak bir unsur olarak görülmesi. Kredi piyasaları birçok şirketi, sanki iflas etmişler gibi fiyatlıyor.

Borsalardaki durum ise daha iyimser. 2008 bilançolarını temel alan fiyatlamalar kötüyü gösteriyor ama iflasları da içeren çok kötü bir durumu yansıtmıyor. Dolayısıyla iki yaklaşımdan birinin haklı çıkması ve fiyatların o yöne doğru yönelmesi gerekli. Hangisinin gerçekleşeceğini ortaya koyacak olan en güçlü gösterge ise işsizlik olarak algılanıyor. İşsizliğin artması durumunda tüketim azalırken, satışları düşen şirketlerin nakit akışları daha da zorlanacak ve kredi alamadıkları için iflas edecekler. İstihdamda bir iyiye gidiş ise ekonominin çarklarının dönmeye başladığını gösterecek.

Cuma günü ABD'de tarım dışı istihdam rakamının Aralık'ta 524 bin kişi azaldığı açıklandı. İşsizlik oranı ise yüzde 7,2'ye çıktı. ABD'de son dört ayda bordrolu çalışanlarda toplam işgücü kaybı, 1,9 milyona ulaştı. Göstergeler ekonominin yokuş aşağıya gittiğini gösteriyor. Piyasaların işsizlik verilerine ilk tepkisi olumlu oldu ancak bunun nedeni hafta içinde 700 bin hatta bir milyona ulaşan işgücü kayıplarının konuşulmasıydı. Çok kötüyü bekleyen piyasa, kanıksadığı rakamları ‘iyi’ kabul etti.

Ancak işler hiç de iyi gitmiyor. Büyük şirketlerden de tek tük iflas haberleri gelmeye başladı, dünyanın üçüncü büyük petro-kimya şirketi LyondellBasell, 26 milyar dolara ulaşan borçlarını yapılandıramayınca iflas masasına gitti. Bu, bankalar üzerinde yeni bir dalganın başlaması demek. Örneğin Citi Group bu şirketteki toplam iki milyar dolar alacağını silecek. Zaten kredi vermekte isteksiz olan bankalar, iflaslar nedeniyle sermaye yeterlilik sorunlarıyla yeniden boğuşmak durumunda kalacak.

ABD Merkez Bankası kredi piyasalarındaki kilitlenmenin açılması için çabalarını sürdürüyor. Özel sektör tahvilleri piyasasının yüzde 20'sine denk gelen 335 milyar dolarlık tahvili almış durumda. Ancak iyileşme çok yavaş. Bu kilitlenmenin aşılıp aşılamayacağı iki - üç ay içinde belli olacak. Nefesleri tutup beklemekte yarar var.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0