Ana Sayfa | Yazarlar | Murat Arın | Murat Arın: Euro elini kaptırdı, kolunu kurtarabilecek mi?

Murat Arın: Euro elini kaptırdı, kolunu kurtarabilecek mi?

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Murat Arın: Euro elini kaptırdı, kolunu kurtarabilecek mi?

Avrupa'nın krizi, Yunanistan'dan Portekiz'e sıçrayınca bir anda büyüdü ve İspanya'yı da içine çekmeye başladı. Kontrol edilemezse piyasalarda kayıplar artabilir.

Küresel piyasalar geçen haftaya iyi bir başlangıç yaptı. Kısa bir süre için de olsa durum iyiye gidebilirmiş gibi bir hava oluştu. Perşembeden itibaren de bunun acısı çok sert bir biçimde çıktı. Borsalar ve emtia fiyatlarında hızlı düşüşler yaşandı, dolar yükseldi.

Tam 'Yunanistan sorunu kontrol altına alındı' derken, bu kez Portekiz başrolde sahne aldı. Yunanistan'la ilgili olarak tek başına bir sorun oluşturmadığını ama "bulaşma riski"nin işi çok daha ciddi noktalara götürebileceğini hep tekrarladım. Ne yazık ki virüs Portekiz'e bulaştı ve piyasalar kontrolden çıktı. Neden Yunanistan önemsiz de Portekiz bu kadar önemli. Geçen hafta ayrıntılı biçimde rakamları vermeye çalıştım. Yunanistan'da sadece Fransız bankalarının riski var, bu da büyük oranda banka sahipliğinden kaynaklanıyor. Portekiz'de Yunanistan gibi 300 milyar dolar risk bulunuyor ama bu kez ağırlıklı olarak İspanyol bankaları var. İspanya ise zaten bir sonraki hedef durumunda sırasını bekliyor. İş Portekiz'e sıçrayınca İspanya bundan doğrudan etkilendi. İspanya banka hisselerinde büyük düşüşler, CDS fiyatlarında ise ciddi sıçramalar oldu.

İspanya'nın bu olayın bir parçası olması ise bütün Avrupa'yı riskin içine çekiyor. İspanya'da bankaların 1 trilyon 150 milyar dolar riskleri var. Bu riski taşıyanların başında ise yüzde 20 payla Alman bankaları geliyor. İşin özeti şu ki olay ülkeden ülkeye sıçradıkça rakamlar büyüyor ve kontrol edilemez hale geliyor. Çok ayrıntıya girmeden özetlemek gerekirse bu kriz iki türlü kontrol edilebilir. Yunanistan gibi sorunlu ülkelerin Euro Bölgesi'nden çıkarılacağı açıklanır, bu ülkelere yardım edilir ve işin kaotik bir hal almasının önüne geçilir. Ya da şu anda olduğu gibi ülkeler sistemin içinde tutularak sorunlar çözülmeye çalışılır. Bu çok riskli ve kontrol edilmesi zor bir durum. Avrupa Birliği ve Avrupa Merkez Bankası (ECB), tek paraya geçişin sancılarını hatırlayarak gelinen durumdan geri adım atma yönünde bir karar almak istemiyor. Çünkü ülkelerin tek tek dışarıya çıkarılması Euro kullanılan bölgenin küçülmesi ve Avrupa Birliği prestijinin ciddi biçimde sarsılması anlamına geliyor. Ancak herkesi içeride tutarak çözüm yaratmaya çalışmak politik olarak akılcı gözükse de piyasaların karşısında "şanssız bir duruş". Spekülatörler "kan kokusu almış köpekbalıkları" gibi yaralı ülkelerin üzerine üşüşmüş durumda. Ve Avrupa pes edinceye kadar parçalamaya devam edecekler. Bunun örneklerini daha önce Latin Amerika, Asya ve Rusya'da gördük, Türkiye'de yaşadık. Örnekler, işler bu boyutlara varınca günü kurtarıcı önlemlerle çözüm bulunamadığını gösteriyor. Sanıyorum AB de bir çözüm bulamayacak ve sonunda bir şekilde pes etmek zorunda kalacak. Ama o zamana kadar nasıl bir hasar oluşacak, yaşayarak göreceğiz.

Euro gibi son dönemde ‘en sağlam’ kabul edilen para birimi iki ayda dolar karşısında yüzde 10 değer kaybetti. Bu kriz kısa sürede sonlandırılamazsa kayıplar durulacak gibi de gözükmüyor. Avrupa'nın krizi, zaten krizden çok sağlıklı bir süreçte çıkmamış piyasalar için de ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Her zaman merakla beklenen ama bu kez Avrupa Krizi'nin gölgesinde kalan ABD işsizlik verileri dördüncü çeyrekteki yüzde 5.7 büyümenin sonuçlarını yansıttı ve iyileşme gösterdi. Tarım dışı istihdam yükseliş beklenmesine rağmen azaldı ama hem işsizlik oranı yüzde 9.7'ye indi hem de iş aramaktan vazgeçenleri ve mecburen yarı zamanlı çalışanları kapsayan geniş işsizlik oranı yüzde 16.5'e geriledi. Rakamlar iyi ama piyasalardaki olumsuz havayı dağıtacak gibi durmuyor. Bu rakamlar merkez bankalarının parasal genişlemeyi sona erdirme yönündeki adımlarını destekliyor ve likiditeyle yükselmiş olan borsalar için aslında kötü bir haber.

İMKB uzun süre dışarıdaki olumsuz gelişmelere duyarsız kaldı. Daha bir yıl önce olan biteni anımsayınca küresel piyasalardan ayrışması ihtimali yok denecek kadar azdı ama IMF beklentisinin de etkisiyle böyle bir tablo ortaya çıktı. Sonra büyü bozuldu ve düşüş sert satışlarla geldi. Teknik göstergeler hemen bütün borsalarda ve emtialarda satışların bir süre daha devam edeceğini gösteriyor dolayısıyla İMKB'de de düşüşün devam etmesini bekleyebiliriz. Önemli bir trend değişimi olmazsa İMKB-100 Endeksi ilk aşamada yüzde 10-12 kadar düşebilir, dolar ise TL karşısındaki yükselişini sürdürebilir. Hareketli bir hafta daha bizi bekliyor.

ABD'nin CDS'leri de sıçradı

Geçen hafta Yunanistan'ın, Portekiz'in ve İspanya'nın borç sorunları ön plandaydı. Buna bağlı olarak bu ülkelerin tahvillerini sigortalayan CDS'lerdeki (kredi iflas sigortası) yükseliş, piyasaların ilgi merkezi oldu. Yunanistan'ın tahvilleri sorunlar çözülmüş havası yaratılsa da Cuma günü yeniden rekor seviyelere ulaştı. Ancak borç sorunu sadece bu ülkelerle sınırlı değil. ABD de bütçe açıklarını kontrol edemezse bu tabloyla karşılaşacak ülkeler listesinde yer alıyor. Geçen hafta ABD'nin borcu için de temerrüt riski arttı, CDS fiyatları fırladı ve Haziran’daki zirvesinin üzerine yükseldi. Temerrüt riski krizde ulaşılan seviyelerin henüz çok altında ama borç sorunları kontrol altına alınmadığı zaman hastalığın nereye doğru yayılacağını da gösteriyor. (www.finanstrend.com)

 

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan İŞ'TE İNSAN Gazete veya isteinsan.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Bu haber için oy ver
0